0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
99
Okunma
Ağlama Elazığ,
Ağlama kahverengi gözlerimin güzel ışığı…
Ağlama can damarım, ay vurmasın gözyaşına.
Sen Elazığ’sın, dert etme boşuna.
Görmesin kimse ağladığını.
Elbet bitecek bu hasret;
Özleminle yanan ben,
Hasretle kavuşacağım sana.
“Ne zaman” deme looo…
Geldiğimde görürsün.
Yine eskisi gibi sereriz kilimlerimizi,
"Kenar mahallelerin" kuytu köşelerine.
O hırçın çocuklar olmasa da
Açarız bir büyük, baş başa dertleşiriz.
Ulan bu nasıl dünya,
Ulan bu nasıl yalan,
Ulan bu nasıl çarktır dönüyor derim ben.
Sen de,
“Bizi en çok bizden olanlar vurdu.”
Bir yel gibi esip boş yere gürlediler.
Ne Hasan Emminin duvar dibine nasıl çöktüğünü gördüler
Ne de yanından geçip giderken Ayşe Teyzenin feryadını duydular…
Pijamasını vicdanına kadar çeken hoşirikler…
Gözleri kör, kulakları sağır gezenler yüzünden.
Tasalanma sen Gakgo’m.
Harput’un rüzgarı sert eser ama çabuk geçer.
Bir gün mutlaka durulur elbet bu dertler.
Nasıl olsa alışkınız…
Aynı halayda mendil çırpmak şart değil,
Yeter ki gönüller aydın olsun der,
Semazen bile çağırırız! dersin olur biter.
Saygı ve sevgilerimle…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.