3
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
552
Okunma

Yarının ela gözünde efsunkâr bir hilal;
yanaklarda seherin kına lekesi.
Gök suya eğildiğinde
kırılıyor çanak gibi gece.
Ay ışığı,
avuçta saklanan son yudum su.
Mor şalın kıvrımında,
dolaşıyor kıvırcık rüzgâr;
Bir düş,
sarmaşık gibi dolanıyor gövdeme.
Ellerimin beyazında
uyanan sır,
zamanın oyuğunda.
Yaslanıyor aşkın bağrına
taze gelincik kadar
çıplak hakikat.
Deli rüzgârların ısıttığı mesken.
Göğün çatısı altında kuşlar,
ufku çiğniyor.
Kaldırımın soğuğunda hırçın bir
titreyiş,
her adımda kanıyor gece.
Salkım söğüt,
dem vaktine eğiliyor;
kırık bir nota gibi
akşamı söylüyor.
Bulutları örten pudra sessizlik;
uçuruma süzülüyorum.
Sular seller geçiyor içimden;
geriye
seherden kalmış tortu.
Köpük dağılıyor güneşin yüzüne;
zultanit gibi renkleniyor sema.
Saflığın üzerine,
kırılıyor muazzam ayna;
kırmızıya kesiyor her şey.
Gölge;
bir har gibi karanlığı yırtan mum,
duvarda titriyor zaman;
yüzüm,
bir tüy hafifliğinde
sonsuzluğa çekilen son kül
....
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.