3
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
179
Okunma
şehir, yedi katmanlı bir günaha batırılmış değildi artık
aksine
çıplak ve lekesiz bir ten gibi sarılmıştı ışığın ince zarına
Her kaldırımı sessizce yıkayan o arı sular
sanılsa da bir bakirenin gözyaşları
isyanın unutulmuş yankısını gizliyordu gözbebeklerimde
gökyüzünün kurguladığı beyaz bir örtüden ibaretti masumiyet
kadınların ruhu ne şeytandı ne de azize
yalnızca saf, yalnızca arınmış, yalnızca ışığın kölesi
ve ben
işte tam da bu köleliğe karşı
“günahın ateşi yoksa arzunun külü de olmaz” diye
haykırıyordum son ses
düşürmüştü insanlık maskesini günah dolu sarnıçlara
yalancı kahkahalarla un ufak olmuştu bütün acı
oysa, rengarenk boyalarla kapatılıp kaybolmuş ruhlar
çapkın gülüşlerin ardında saklanan
avaz avaz çığlığı duyuyordu hala
ve tırnaklarının arasına sıkışmış kurumuş kanla
siline siline kirlenmişti yüzler.
düzenin duvarını mermerden değil
kemiklerden ve kanın pıhtısından örmüştü zaman
bizse o duvarın dibinde açmaya değil
solmaya mahkum çiçeklerdik
kusursuz yüzlerde açıyordu lanetin çiçekleri
yalancı güneşin altında sessizce çürüyordu ruhlar
ve şehir, yedinci katmanına vardığında
günah değil, masumiyet kokuyordu her yer
AY PARÇASI / MEHPARE 2025
İNSAN SOFRASINDA ÇIPLAK RUHLAR KİTABIMDAN
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.