2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma
Uğultulu kentlerden uğurlandık bir akşam
Haciz yemiş bir ev gibi toparlandık yavaştan
Dert anlatılır mı ki; paslı bıçak izleri
Felaketten uzakta duymuyorum sesleri
Sıcaklardan göçtük, bir tebessüm uğruna
Sanma yaşanır bu rutubetli konutta
Gidemediğim o her yolun sonunda
Muazzam hatalarım el sallar durumda
Vakitsiz başlamış yaşam denen mesai
Tenimde gezinmiş kayıplar, durulmuş
Bütün dram, tüm kederler bendeyken
Bu derdi bahşeden bilmem niye yorulmuş
Hangi taşı kaldırsam, altından çıkar ahım
Kendi ipini çeken celladıymış sabahım
Hatalarım; göğsümde beslediğim bir akrep
Zehir bende birikti, ben harcandım hep
Gidilemeyen o yer, şimdi bir harabe leş
Ne bir ışık sızıyor, ne doğuyor o güneş
Kilit vurdum kapıya; ne anahtar, ne de iz
Yokluğun; intiharmış, varlığın bir giz.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.