0
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
97
Okunma
bir gün durmadı saatler
utandılar yalnızca
birbirlerinin yüzüne bakmaktan
duvarın çarmıha gerilmiş yüzünde
kendinden daha yaşlı bir dakikayı gösteriyordu akrep
yürüyordu yelkovan
henüz doğmamış bir akşamın cenazesine doğru
aralarında kaldım
ne yetişebildim geriye
ne de seçebildim ilerinin yüzünü
hatırladıkça eskidim
unuttukça ağırlaştım
bir mevsim vardı sonra
kaydetmemişti onu hiçbir takvim
kar yağarken içime
kuraklık büyürdü dışımda
yükselirdi güneş
çoğalırdı gölgeler
ölürdü bazı şeyler
büyürdüm
büyürdü bazı şeyler
eksilirdim
eksildiğini anlamaz yalnız insan
kendi enkazını sürükleyen
sessiz bir göçtür ruhu
ardında bıraktıklarının peşinden koşar en çok
kıvrılıyordu zaman
kendi kuyruğunu kemiren bir yılan gibi
saklanır bazen çocukluğum
yarın denilen bilinmeyenin içine
uyuklar ihtiyarlığım
unutulmuş bir yaz öğlesinin tozunda
geçip gitmedi hiçbir yaşım
asılı kaldılar
aynı yaranın farklı derinliklerinde
bir aynanın karşısına geçtiğimde
çoğalıyor ölülerim
bir gözüm ilk kaybının mezarında bekliyor
kül olmuş bir vedanın izlerini karıştırıyor öteki
anlıyorum sonunda
aynı bedene zincirlenmiş
birbirine ulaşamayan ruhların
kara ayiniymiş hayat
ve ölüm
son kapı değil
toprağa saplanmış beyaz mermerdi geçmiş
siyah harflerle kazınmış yokluk
bir adın susuşu
bir devrin kapanışı
belki bütün kilitlerin
aynı anda paslanması
bütün labirentlerin
aynı karanlığa açılması
belki de ilk kez o vakit
birbirinin yüzünü görür yaşlar
ilk kez o vakit
aynı masaya oturur yaralar
ilk kez o vakit
susar saatler
ve
nihayetinde insan
kendi içine mühürlenmiş
otopsisidir
suskun saatlerin.
AY PARÇASI / MEHPARE
11 TEMMUZ 2026 03:15 İSTANBUL
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.