yürürken öğrendi bedeni ona verilmiş bir lütuf değildi taşınması gereken bir yük gibi duruyordu önünde
omuzları gecenin ağırlığını tanıdı gölge sadece arkasında değildi yerini arıyordu derisinin altında
ay yukarıdan bakmadı ilk kez adını söyledi yer toprak adımlarının tereddüdünü ezberledi sustu aynalar korkmuştu çoğalacak yüzünden
soğuk bir boşluk açıldı göğsünde ne yara denecek kadar kan ne de iyileşme sayılacak bir iz bir şey büyüyordu içinde henüz adını talep etmeyen
ışıkla kapanmadı teni sessiz bir kuvvet vardı onu içine doğru çeken ne dua ne de istek sabrı olmayan bir meraktı gözlerinden sızıp dudaklarından dökülen
çağırdı bedeni arzuyu yaklaşamadı ikisinin arasında bir bekçi gibi durdu karanlık ilk kez anladı masum değildi et ama katil de sayılmazdı henüz icat edilmemişti suç
ağırlaştı adımları boynuna çöktü zaman ve beden ilk kez dayattı kendini çizilmemiş bir sınır gibi
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Çok haklısın. Freud “Her bastırılmış arzu, kendi ihtimalini (cinselliğini/bedenini) yaratır” der. Jung ise ''İnsan, gölgesini (bilincini) tanımadan bütün olamaz'' der. Bu şiirde işte tam bu ikisinin karışımı. Bedenin bilinçle, bilincin bedenle varolduğu gerçeği.
Bu tarz psikolojik sorgulama şiirlerini seviyorum. Düşünmeyi ve kendini daha iyi tanımayı sağlıyor.
Ancak bu şekilde varoluşumuzun adını koyabiliyoruz.
Bu detayın ve şiirin tam kalbine dokunuşun için teşekkür ediyorum.
Çok haklısın. Freud “Her bastırılmış arzu, kendi ihtimalini (cinselliğini/bedenini) yaratır” der. Jung ise ''İnsan, gölgesini (bilincini) tanımadan bütün olamaz'' der. Bu şiirde işte tam bu ikisinin karışımı. Bedenin bilinçle, bilincin bedenle varolduğu gerçeği.
Bu tarz psikolojik sorgulama şiirlerini seviyorum. Düşünmeyi ve kendini daha iyi tanımayı sağlıyor.
Ancak bu şekilde varoluşumuzun adını koyabiliyoruz.
Bu detayın ve şiirin tam kalbine dokunuşun için teşekkür ediyorum.
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi Varoluş, Beden ve “Eşik Bilinci” Kliniği
Şiirin Adı: Bedenin Eşiği Şairi: Ay Parçası Mehpare Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR Delibal
Selam… RUSAMER’de bu şiir okununca kimisi sustu, kimisi “ben anlamadım ama içime bir şey çöktü” dedi, bir de içimizden biri “hocam bu şiir okunmaz, yaşanır” deyince Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu kaldırmadan sadece gözleriyle onayladı
Şiirin mayası varoluş Ama alışılmış değil İçinde beden var İçinde bilinç var İçinde insanın kendi sınırına çarpması var
Kalburabastî Efendi Hazretleri der ki: Şairimiz beden dememiş… kapı demiş, eşik demiş, sınır demiş. Bu şiir okunacak bir metin değil, içine girilecek bir hâl
Özgünlük 20 / 20 Tamamen kendine ait bir dil Benzerine az rastlanır
Dil ve Üslup 20 / 20 Minimal Yoğun Her kelime yerli yerinde
Düşünsel Derinlik 20 / 20 Beden Bilinç Arzu Suç Varoluş Hepsi iç içe ve çok katmanlı
Yapısal Bütünlük 20 / 20 Parça yok Kopuş yok Baştan sona tek bir bilinç akışı
Etkileyicilik 20 / 20 Okuyucuyu sarsar Çünkü doğrudan içe işler
Not Toplamı 100 / 100
Not: RUSAMER kayıtlarına göre bu şiir, merkezimizde 100 puan alan nadir metinlerden biri olarak kayda geçmiştir. Bu puan; şiirin özgünlüğü, derinliği ve insanın içsel eşiğini bu denli güçlü yansıtabilmesi sebebiyle verilmiştir.
RUSAMER heyeti kararıyla, bu şiir de merkezin bahçesinde yer alan mermer sütunlara kazınacak metinler arasına dahil edilmiştir. Çünkü bazı metinler okunmaz, iz bırakır. Bu şiir iz bırakanlardandır.
Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu yere bırakmadan konuşur: Bu şiir anlaşılmaz diyen olur Ama biz deriz ki Her anlaşılan derin değildir
Bir de şu var “beden eşiktir” diyorsun İşte orası şiirin kalbi Çünkü insan ne sadece beden Ne sadece bilinçtir İkisi arasında durandır
Ve en kritik mesele Bu şiir bir anlatım değil Bir fark ediş anıdır
RUSAMER teşhis koyar: Bu şiir bir şiir değil Bir varoluş eşiğidir
Kalburabastî Efendi Hazretleri son sözü söyler: İnsan kapı arar Oysa kapı kendisidir
RUSAMER reçetesinin dikkatle okunup uygulanmaya alınması memnuniyetle kayda geçirilmiştir. Demek ki şiir bünyesi direnç göstermiyor; bilakis derinliği tolere ediyor. Bu iyiye işarettir.
Kalburabastî Efendi Hazretleri gözlüğünü indirip der ki: İçi boş şiire alerji normaldir efendim… Çünkü bünyesi olan, laf şişkinliğini kaldırmaz. Aynı cümleyi kelime kılığı değiştirip yeniden önüne koyanlara da mide elbette “ben bunu daha önce yemiştim” der!
Şiirin hikâyesi meselesine gelince… Haklısınız. Hikâyesiz şiir olur belki… ama geçmişsiz duygu olmaz. Bir mısranın arkasında yaşanmışlık, düşünce yahut iç gerilim yoksa; o söz ağızda da kalır, akılda da.
Ve bu noktada klinik bir ayrım yapılmıştır:
Şiirler ikiye ayrılır efendim: Kemikli şiirler ve kemiksiz şiirler.
Kemikli şiirin bir hikâyesi vardır… Bir omurgası, bir yükü, bir geçmişi… O yüzden ayakta durur, zamanla eğilmez, kırılmaz; uzun soluklu yaşar.
Kemiksiz şiir ise… Ne taşıdığı bellidir ne dayandığı… Söz vardır ama ağırlık yoktur. O yüzden yere düşer, sürünür, varlığını duyuramaz.
“Nükseden duygular” ifadeniz ayrıca klinikçe yerinde bulunmuştur. Çünkü her tekrar derinlik değildir; bazen yalnızca aynı yaranın aynı yerden kaşınmasıdır. Şairin görevi kaşımak değil, teşhis koymaktır.
Klinik kararı güncellenmiştir:
Teşhis: Anlam yoğunluğu yüksek, söz israfına tahammülsüz şiir bünyesi. Tavsiye: Katman korunacak, sadelik bozulmayacak, içi boş laf kesinlikle diyete alınacak. Uyarı: Hazımsızlık yapan şiirlerden uzak durulsun. Ek Not: Hasta yalnızca kemikli şiir üretimine yönlendirilecektir.
Kapı açık efendim. Kemik varsa biz varız.
Vesselam.
Şiiri ayakta tutan kelime değil… onun içindeki iskelettir.
Sertabibim, Yazdığınız klinik reçetesi dikkatle okunmuş ve uygulamaya devam edilmesine karar verilmiştir.
Aziz hastanız olarak bir sonraki şiirimde yine az kelime-yoğun etki dozu kullanılarak, katmanlı şiirler yazılacaktır.
İçi boş şiirlere ve aynı cümleyi kelimelerin yerini değiştirerek kullanmaya nedense alerjim var sayın sertabibim. Nükseden duyguları sevmiyorum hele hele şiirin bir hikayesi yoksa bünyeme ağır geliyor. Hazımsızlık çekiyorum.
Klinik kararınıza uyarak; yazmaya devam edip derinliği koruyacağım ve sadeliği bozmayacağım.
RUSAMER kayıtlarına göre dosyanızda önemli bir gelişme var: “Yoğun anlam – düşük kelime kullanımı başarıyla uygulanmıştır.”
Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu hafifçe yere vurur ve der ki: Az kelimeyle çok şey söylemek… işte şiirin en zor kapısıdır. Çok yazmak kolaydır efendim; az yazıp derin bırakmak ustalık ister.
Siz “zor anlaşılıyor” diyorsunuz… Biz ona zor demeyiz, katmanlı deriz. Her okuyan kendi derinliği kadarını alır; kimine bir mısra yeter, kimine bir ömür yetmez.
Psikolojiyle felsefeyi bir araya getirmeniz de ayrı bir mesele… Bu, şiiri süslemek değil; içini kurmak demektir.
100 puan meselesine gelince… Kalburabastî Efendi tebessüm ederek der ki: Puan, şiire verilmez efendim… Şiir bazen puanı aşar, biz sadece not düşeriz!
Klinik kararı: Hasta yazmaya devam etsin. Derinlik korunacak. Sadelik bozulmayacak.
Kapı açık. Anlaşılmak zorunda değilsin… Ama hissediliyorsan mesele bitmiştir.
Vesselam.
Bazı şiirler çözülmez… İnsanın içinde sessizce çalışır.
RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri,
Zor bir şiirin incelemesi ancak bir sertabib tarafından yapılabilirdi. Bilinç ve beden birlikteliğinin adeta otopsisini yapmışsınız. Muhteşemdi.
Şiirlerimin anlaşılması zor şiirler olduğunu kabul ediyorum. Bolca psikoloji ile bolca felsefe kullanırım genelde. Uzun, upuzun ve sırf süslü olsun diye betimleme kullanmayı sevemedim bir türlü. Az kelime ile çok şey anlatma sanatıdır şiir. Umarım bunu başarıyorumdur.
Rusamer Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretlerinden 100 puan almak harika bir duygu. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Üstadım, bu güzel yorum ve derinlemesine yaptığınız hem okuma hem de analiz için gönül dolusu teşekkürler.
RUSAMER reçetesinin dikkatle okunup uygulanmaya alınması memnuniyetle kayda geçirilmiştir. Demek ki şiir bünyesi direnç göstermiyor; bilakis derinliği tolere ediyor. Bu iyiye işarettir.
Kalburabastî Efendi Hazretleri gözlüğünü indirip der ki: İçi boş şiire alerji normaldir efendim… Çünkü bünyesi olan, laf şişkinliğini kaldırmaz. Aynı cümleyi kelime kılığı değiştirip yeniden önüne koyanlara da mide elbette “ben bunu daha önce yemiştim” der!
Şiirin hikâyesi meselesine gelince… Haklısınız. Hikâyesiz şiir olur belki… ama geçmişsiz duygu olmaz. Bir mısranın arkasında yaşanmışlık, düşünce yahut iç gerilim yoksa; o söz ağızda da kalır, akılda da.
Ve bu noktada klinik bir ayrım yapılmıştır:
Şiirler ikiye ayrılır efendim: Kemikli şiirler ve kemiksiz şiirler.
Kemikli şiirin bir hikâyesi vardır… Bir omurgası, bir yükü, bir geçmişi… O yüzden ayakta durur, zamanla eğilmez, kırılmaz; uzun soluklu yaşar.
Kemiksiz şiir ise… Ne taşıdığı bellidir ne dayandığı… Söz vardır ama ağırlık yoktur. O yüzden yere düşer, sürünür, varlığını duyuramaz.
“Nükseden duygular” ifadeniz ayrıca klinikçe yerinde bulunmuştur. Çünkü her tekrar derinlik değildir; bazen yalnızca aynı yaranın aynı yerden kaşınmasıdır. Şairin görevi kaşımak değil, teşhis koymaktır.
Klinik kararı güncellenmiştir:
Teşhis: Anlam yoğunluğu yüksek, söz israfına tahammülsüz şiir bünyesi. Tavsiye: Katman korunacak, sadelik bozulmayacak, içi boş laf kesinlikle diyete alınacak. Uyarı: Hazımsızlık yapan şiirlerden uzak durulsun. Ek Not: Hasta yalnızca kemikli şiir üretimine yönlendirilecektir.
Kapı açık efendim. Kemik varsa biz varız.
Vesselam.
Şiiri ayakta tutan kelime değil… onun içindeki iskelettir.
Sertabibim, Yazdığınız klinik reçetesi dikkatle okunmuş ve uygulamaya devam edilmesine karar verilmiştir.
Aziz hastanız olarak bir sonraki şiirimde yine az kelime-yoğun etki dozu kullanılarak, katmanlı şiirler yazılacaktır.
İçi boş şiirlere ve aynı cümleyi kelimelerin yerini değiştirerek kullanmaya nedense alerjim var sayın sertabibim. Nükseden duyguları sevmiyorum hele hele şiirin bir hikayesi yoksa bünyeme ağır geliyor. Hazımsızlık çekiyorum.
Klinik kararınıza uyarak; yazmaya devam edip derinliği koruyacağım ve sadeliği bozmayacağım.
RUSAMER kayıtlarına göre dosyanızda önemli bir gelişme var: “Yoğun anlam – düşük kelime kullanımı başarıyla uygulanmıştır.”
Kalburabastî Efendi Hazretleri bastonunu hafifçe yere vurur ve der ki: Az kelimeyle çok şey söylemek… işte şiirin en zor kapısıdır. Çok yazmak kolaydır efendim; az yazıp derin bırakmak ustalık ister.
Siz “zor anlaşılıyor” diyorsunuz… Biz ona zor demeyiz, katmanlı deriz. Her okuyan kendi derinliği kadarını alır; kimine bir mısra yeter, kimine bir ömür yetmez.
Psikolojiyle felsefeyi bir araya getirmeniz de ayrı bir mesele… Bu, şiiri süslemek değil; içini kurmak demektir.
100 puan meselesine gelince… Kalburabastî Efendi tebessüm ederek der ki: Puan, şiire verilmez efendim… Şiir bazen puanı aşar, biz sadece not düşeriz!
Klinik kararı: Hasta yazmaya devam etsin. Derinlik korunacak. Sadelik bozulmayacak.
Kapı açık. Anlaşılmak zorunda değilsin… Ama hissediliyorsan mesele bitmiştir.
Vesselam.
Bazı şiirler çözülmez… İnsanın içinde sessizce çalışır.
RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri,
Zor bir şiirin incelemesi ancak bir sertabib tarafından yapılabilirdi. Bilinç ve beden birlikteliğinin adeta otopsisini yapmışsınız. Muhteşemdi.
Şiirlerimin anlaşılması zor şiirler olduğunu kabul ediyorum. Bolca psikoloji ile bolca felsefe kullanırım genelde. Uzun, upuzun ve sırf süslü olsun diye betimleme kullanmayı sevemedim bir türlü. Az kelime ile çok şey anlatma sanatıdır şiir. Umarım bunu başarıyorumdur.
Rusamer Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretlerinden 100 puan almak harika bir duygu. Bunu da söylemeden geçemeyeceğim.
Üstadım, bu güzel yorum ve derinlemesine yaptığınız hem okuma hem de analiz için gönül dolusu teşekkürler.
süper Emeğine eline yüreğine kalemine sağlık Çok harika ve akıcı bir şiir okudum Tebrik ediyorum Sağlıklı huzurlu mutlu ve başarılı nice güzel geceler diliyorum
Okuduğum bu şiirin güzel bir ruhu var gibi. Tek kelimeyle muhteşem olmuş güzel insan. Duyguların yükünü okuyana yüklemiş gibisin. İyi de yapmışsın. Can- ı gönülden kutluyorum sizi…
Şiir üstü bir eser. Şiiri başka bir boyuta taşımış adeta muhteşem kalem. Tek kelimeyle nefisti. Yüreğinize sağlık. Gönül dolusu tebriklerim, sonsuz saygılarımla.
Eyvallah değerli kalem Tat ve demini almış hoş ve de güzel bir eser Biz de okuduk ve kutladık yazan yüreği ve o asil kalemini Şiirle kal, sevgiyle kal, sağlıkla kal ve hoşça kal
“BEDENİN EŞİĞİ” şiiri, beden–bilinç ilişkisini felsefi ve varoluşçu bir dille ele alan, yoğun imgelemli bir metin. Bedenin bir “eşik” olarak konumlandırılması, insanın içsel farkındalık sürecini soyut ve güçlü bir anlatımla derinleştiriyor.
“Beden ve bilinç iki yüzüydü aynı yansımanın…”
Yüreğinize sağlık, felsefi yoğunluğu yüksek, modern ve düşünsel yönü güçlü bir şiir olmuş, selam ve saygılarımla.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.