Denk olmayan birleşmelerin en kötüsü gönüllerinkidir. chamort
TİLHABEŞLİ FİLOZOF
TİLHABEŞLİ FİLOZOF

Çağların Mahkemesi

Yorum

Çağların Mahkemesi

( 3 kişi )

2

Yorum

6

Beğeni

4,7

Puan

237

Okunma

Çağların Mahkemesi

Çağların Mahkemesi

Ey insan!

Göğe kuleler diktin,
Fakat vicdanını bodrum katlarına gömdün.
Demiri eğdirdin,
Nehirlerin yönünü değiştirdin,
Fakat öfkenin dizginini çekemedin.

Kuşlar hâlâ aynı şarkıyı söylüyor,
Ağaçlar hâlâ aynı sabırla bekliyor;
Değişen yalnız sensin...

Bir zamanlar mağarada üşüyordun,
Şimdi saraylarda üşüyorsun.

Çünkü ateşi buldun,
Fakat merhameti kaybettin.

Yeryüzü büyük bir pazara dönüştü.

Hakikat etiket bekliyor,
Şeref açık artırmaya çıkmış,
Vicdan ise
En tenha köşede müşteri bekleyen
Kimsesiz bir ihtiyar gibi...

Kalabalıklar alkışlıyor;
Kimi zalimi,
Kimi yalanı,
Kimi de kendi zincirlerini...

Ve buna özgürlük diyorlar.

Ne garip...

Celladına hayran kalan mahkûmların
Çağına denk geldik.

Bir derenin kenarında duran söğüt
Bazen bütün filozoflardan daha bilgedir.

Çünkü o,
Göğe yükselirken
Toprağı unutmaz.

İnsan ise birkaç adım yükselince
Kendisini yıldızların sahibi sanıyor.

Sonra bir gün,
Toprağın altına girince öğreniyor:
Mezarlarda makam odaları yoktur.

Ölüm...

O büyük susturucu...

Kralları da susturur,
Dilencileri de...

Bir avuç toprağın,
Bin ciltlik gururdan daha güçlü olduğunu
Her mezar taşı haykırır.

Fakat insan,
Mezarlığın yanından geçerken bile
Kendisini ölümsüz sanmayı başarır.

İşte asıl mucize budur.

Dünyanın bir köşesinde
Çocuklar bombaların sesini ezberlerken,

Bir başka köşesinde
Köpeklerin doğum günü kutlanıyor.

Bir tarafta ekmek için ağlayanlar,
Diğer tarafta israfın çöplüğünde kaybolanlar...

Ve buna medeniyet deniyor.

Ey zaman!

Senin terazinde
Bu kadar çarpık tartıyı
Hangi vicdan kurdu?

Mazlum...

Tarihin en yalnız kelimesi...

Her çağda başka isimle çağrıldı.

Bazen köleydi,
Bazen sürgün,
Bazen yetim,
Bazen de susturulmuş bir hakikat...

Ama zalimlerin unuttuğu bir şey vardı:

Mazlumun ahı,
Sessiz görünür;
Fakat dağları yerinden oynatan
Depremler gibi çalışır.

Ey insan!

Bir ağacın gölgesinden ibret al.

Yediği taş,
Verdiği meyveden fazladır.

Bir nehrin sabrından ders al.

Önüne çıkan kayaları parçalamaz,
Aşındırır.

Bir karıncanın gayretini öğren.

Küçüklüğünü bahane etmez.

Ve gökyüzüne bak.

Yıldızlar sana,
Karanlığın ışığı yenemediğini
Her gece yeniden anlatıyor.

Günün birinde

Saraylar çökecek,
Tahtlar devrilecek,
Bayraklar değişecek,
İsimler unutulacak...

Fakat hakikat kalacak.

Çünkü hakikat,
Çağların mezarına çiçek bırakan
Son yolcudur.

Ve insanlık,
Ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın,
En sonunda yine
Vicdanın kapısını çalacaktır.

O gün geldiğinde;

Toprak susacak,
Gök susacak,
Tarih susacak...

Konuşacak olan yalnız şu soru olacak:

"İnsan olmak sana emanet edilmişti;
Peki sen ona ne yaptın?"

Erol Kekeç/14.06.2026/Sancaktepe/İST

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

67% (2)

4.0

33% (1)

Çağların mahkemesi Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Çağların mahkemesi şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Çağların Mahkemesi şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ça
Çakıroğlu64, @cakiroglu64
15.6.2026 11:51:38
4 puan verdi
MUHTEREM, oldukça ilginç ve derin manalı mevzuları tafsilatlı bir şekilde sıralamışsınız. Beni düşündürdü ve düşündürecek. Zaten ŞİİR'in amacı da bu değil midir?
Ancak benim kafama takılan bir cümle var, izninizle sormak isterim.
**Gün gelecek *HAK-HAKİKAT* kalacak. Muhterem bu nasıl olacak. Asırlardır olmayan bundan sonra nasıl olacak? SELAMLAR
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
15.6.2026 01:39:02
Bu şiir, modern insanın yaşadığı yabancılaşmayı, etik çöküşü ve maddiyat karşısında kaybettiği vicdani derinliği sert bir gerçeklikle sorguluyor.
​Metin; "söğüt", "nehir" ve "karınca" gibi doğadan alınan imgelerle insanın kibrini kıyaslarken, "mezarlarda makam odaları yoktur" metaforuyla ontolojik bir eşitleme yapıyor. Şairin vurguladığı temel çatışma; teknolojik ve mimari gelişimin, ahlaki ve insani bir tekâmül ile taçlanmamasıdır. Özellikle "celladına hayran kalan mahkûmlar" ifadesi, pasifleşen kitleleri ve körleşmiş toplumsal bilinci ifade eden güçlü bir saptamadır.
​Sonuç olarak; şiir, evrensel vicdanı "en sonunda çalınacak kapı" olarak konumlandırarak, insanı kendi varoluşsal sorumluluğu ile yüzleşmeye davet eden bir vicdan muhasebesi niteliğinde
Tebrikler kutlarım yazan kalemi
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL