1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
66
Okunma

Bu şiir...
Kıymetli bir abime kalemimden armağandır..
Haziranda üşüyen bir adam olarak,
Seni unutuyor muyum?
Hiç sanmam...
Sadece özlüyorum.
Çoktan da çok özlüyorum...
Senden sonra,
Gök kubbenin altında,
Güneşin alazında,
Yazın ortasında,
Üşüyen bir adamım şimdi...
Titredikçe dağılan,
Dağıldıkça toparlanamayan bir adam.
Her yeni gelen güne,
Seni çok seviyorum, biliyor musun kadınım
diye başlayıp,
Cevapsız sorularla yoruyorum aklımı.
Akılda kalmadı ya güzelim...
Anlarsın sen beni, biliyorum, güzel anlarsın.
Bir seher vakti,
apansızca göçünü yükleyip,
Beni yalnızlığın ortasında, çırılçıplak,
Hem de bir başına bırakıp gittin...
Bütün umutlarım,
Bize dair hayallerimde, seninle çekip gittiler.
Soyağacım, dallarım, çiçeklerim
Ve dahi adamlığım,
Yitik zamanlara karıştılar bir bir.
Aslında çok sevdiğin,
Ömrümün sahibi dediğin bu adamı,
Bırakıp gitmek istemiyordun.
Beni kime emanet edebilirdin ki?
Gök mavisi,
Deniz kokan gözlerine bile güvenmezken,
Kimlere emanet edebilirdin?
Biliyorum, gitmeliydin.
Uçmak için kanatların yoktu,
Yuvasından düşen bir şerçe misali mecburdun.
Ağrılı bir hastalığın rahminde,
Sayılı nefeslerinle,
Sen kendini bana tekrar doğuramazdın.
Ve sen, sonsuz bir gidişin,
Dönüşsüz yolcusu olarak,
Ellerimi bırakıp gitmeyi hiç istemezdin...
Sana kal diyemedim.
Nasıl diyebilirdim?
Ferman Hak’tan olunca,
Kaderime boyun eğdim,
Kadınım diye kederime sarıldım.
Nutkum tutuldu, dilim lal oldu,
aklım yoruldu.
Özüm ağladı, gözüm çağladı.
Çağladıkça can süzüldü yüreğimden,
Gitme kal diyemedim.
Kal desem de kaderle baş eyleyemedim.
Senden sonra,
Zamanın ağır aktığını,
Gönül penceresinden baykuşların baktığını da öğrendim.
Ve bir döngünün içerisindeyim şimdi.
Medcezir duygularla,
Geçmişten bugünümüze,
Hayalinle yaşıyor,
Anılarınla avunuyorum.
Siyah beyaz bir fotoğraf karesinde,
Dağılan saçlarını okşuyorum.
Bir gün, mutlaka mutlaka diye,
Aşkına hasret kuruyan dudaklarımla,
Yanağına bir buse kondurup,
Kan kızılı gözyaşlarımla, kendimi avutuyorum.
Sen bilmiyorsun, meleğim.
Oysa ben en çok haziranda üşüyorum.
Dört duvar arasında sıkışıp kaldım.
Evimiz ıssız, ay ışığım
gecem yıldızsız,
Kedilerimiz sahipsiz, çocuklarımız öksüz.
Ağlamak istiyorum...
Hem de bir çocuk gibi,
Bağıra çağıra,
Ağladığım zamanlardaki gibi,
Ağlamak istiyorum.
Ama ağlayamıyorum. Affet...
İnan ki yorgunum;
Bir o kadar çaresiz, bir o kadar da yılgınım.
İçime çöken en ağır sessizlikte,
Kimsenin bilmediği mavi bir derinlikteyim.
Biliyor musun meleğim?
Senden sonra gözlerim,
Umut penceresinden,
Dalgın mavilere bakıyor olsa da,
Mavi en çok sana yakışıyordu.
Elvan çiçekli elbisenle,
Baharın en güzel hâli gibi,
Gönül bahçemde gezinir,
Gözlerimin güzellik yoldaşı olurdun.
Endamınla sevgi selvileri salınırken,
Bakışlarına eşlik ederdi hezaren çiçeği güzelliğin.
Gökyüzünü senin gözlerinde tanımıştım.
Saklı dünyaları, nazar boncuklarını,
Hatta inciyi, mercanı,
Her ne varsa kıymetli olan,
Senin gözlerinde görmüştüm.
Şimdi gidişinle,
Yarım bırakıp düşlerimi,
Hüzzamla süsledin gülüşlerimi.
Ve o gün,
Sen sessizce kapatırken gözlerini,
Ömür yoldaşım oldu,
Yalnızlığın gri kanatlı kuşları.
Zaman zaman,
Arkandan bakan bir yolcu gibi,
Gözlerim ufkun ötesine dalsa da,
Deniz kokan hatıralarda arıyorum,
Her sabah seni.
Bir mavilik düşüyor içime,
Bir yokluk büyüyor ezberimde.
Ve ben,
haziranda üşüyen bir adam olarak,
Yokluğunla sınanıyorum...
Ama inan bana, kadınım;
Kendimi iyi hissetmesemde
Ne gülüşündeki besteyi,
Ne de gözlerinden okuduğum bercesteyi unutuyorum.
Sen göçtün ama,
Denizlerin renginde,
Martıların kanadında,
Ve adını her anışımda,
Yeniden açan bir gelincik masumluğunda,
Her gün yeniden,
Yeni baştan,
İlk günkü gibi çok seviyorum seni.
Ahh kadınım,
Şimdi mavi bir hüzünsün sol yanımda.
Yaralı bir kuş gibi çırpınıyor içimde acı,
Gökyüzüne, denize ve umuda,
Hangi renk yakışır ki senden başka?
Anla sevgilim,
Gidişinle bütün renkler matemde,
Ne olur anla...
Eyy gönlümün geçmez sızısı, dinmez ağrısı,
Saflığın ve güzelliğin en duru hâli,
Sen insanca sevmişliğimin
Ve yaşadığım tek aşkın
Hiç bitmeyecek türküsü,
Sakın ha sakın,
Şu garip hâlime bakıp da üzülme.
Biliyor musun?
Aldırış etmeden,
Sensizliğin dehlizindeki yolculuğuma,
Umutlarıma tutunup,
Hayallerimle avunup,
Sana kavuşacağım günün özlemiyle
Mavi bir hüznün koynunda
Yanıp tutuşuyorum...
Ve ben seni çok,
Çoktan da çok özlüyorum,
Cennet kokulu meleğim.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.