0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma
Gözlerini kapat.
Sana bir şey göstereceğim.
Korkma.
Yıllardır kaçtığın yer değil burası.
Yıllardır taşıdığın yer.
Şimdi usulca in içine.
Daha derine.
Biraz daha.
Orada bir çocuk oturuyor.
Sessiz.
Kimsenin duymadığı ağlayışlarını dizlerinin arasında saklamış.
Yanına git.
Bir şey söyleme.
Bazı yaralar konuşularak değil, yanında kalınarak iyileşir.
Bak sana bakıyor.
Gözlerinin içinde unuttuğun bütün mevsimler var.
Kendine ilk kez inanmadığın gün.
İlk terk edilişin.
İlk vazgeçişin.
İlk kez "Ben yetmiyorum." dediğin an.
Hepsi orada.
Şimdi dikkatle dinle.
O çocuk sen değilsin.
O çocuk, senin terk ettiğin sensin.
Ve yıllardır geceleri uyutmayan şey,
başına gelenler değil.
Kendi içinden ayrılmış olman.
Şimdi elini uzat.
Tut elinden.
Ona şunu söyle:
"Seni değiştirmeye gelmedim.
Seni olduğun yerden almaya geldim."
Birazdan ağlayabilir.
Bırak.
Bazı gözyaşları acıdan değil, nihayet bulunduğu için akar.
Şimdi birlikte yürüyün.
Koridorlardan geçin.
Üzerlerinde eski tarihler yazan kapılar göreceksiniz.
Açmayın.
Her şeyi yeniden yaşamak zorunda değilsiniz.
Bazı kapılar affedilmek için vardır, hatırlanmak için değil.
Yürümeye devam edin.
Bir yerde kalbinizi göreceksiniz.
Üzerinde yılların tozu.
Kırıkları.
Sessizliği.
Eğilin ve kulağınızı dayayın.
Bakın hâlâ atıyor.
Demek ki bitmemiş.
Demek ki geçmemiş değil, yaşıyor.
Ve şimdi kendine şunu fısılda:
Ben başıma gelenler değilim.
Ben terk edilişlerim değilim.
Ben korkularım değilim.
Ben yaralarım değilim.
Ben, onların arasından yürüyüp buraya kadar gelen kişiyim.
Şimdi derin bir nefes al.
Geçmişi değil.
Kendini içine çek.
Çünkü yıllardır aradığın kişi,
seni terk eden biri değildi.
Yıllardır aradığın kişi,
bu satırları okuyan sendin.
O,
hiçbir yere gitmemişti.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.