Felaketler karşısında dayanıklı durmak ve kader diyerek eğilmemek, kahramanlıkların en büyüğüdür. fenelon
Do
Doğan Çeçen

Vuslat limanı

Yorum

Vuslat limanı

( 2 kişi )

1

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

45

Okunma

Vuslat limanı

Vuslat limanı

Dört ayrı iklim, dört ayrı yara;
Birinin adı Papatya, saflığı kırılgan, baharı yarım.
Birinin adı Müge, gölgede saklı vuslat ümidi.
Sıla içimde bitmeyen bir yol hikâyesi,
Gurbet ise alnımıza yazılan o devasa coğrafya.

​Sana doğru yürümek,
Toprağın Papatya kokusuna uyanması gibiydi bir zamanlar.
Şimdi avcumda kuruyan yapraklar,
Dilimde Müge çiçeklerinin o sessiz, mahzun kederi...
Her mevsim biraz daha ağırlaşıyor bu yokluğun yükü.

​Kopardım beyaz yaprakları tek tek acımadan,
Bir teselli aradım parmak uçlarımda bir ömür.
Düştü her seferinde o amansız, o sağır ferman:
Seviyor, sevmiyor... Devrildi koca bir ömür.
​Şimdi her köşe başında bir ayrılık nöbeti,
Gözüm yollarda, yüreğim fırtınalı bir gelecek.
Söyle hangi rüzgâr bitirir bu kör gurbeti?
Gelecek mi, yoksa hiç gelmeyecek mi.


​Ben hangi yöne dönsem yüzümü,
Yollar sana çıkıyor, yollar Müge kokuyor.
Ama adımlarımı bağlayan bir düğüm var adı Gurbet;
Gözlerimi kör eden, menzili sisli bir uzaklık.

​Oysa içimde bir nehir akıyor durmaksızın,
Yatağını arayan, sana susayan bir nehir: Sıla.
Özlem dediğin, kemikleri sızlatan o eski sızı,
Hasret ise göğüs kafesimde çırpınan vahşi bir kuş.

​Varsın kapatsın yolları bu kör olası Gurbet,
Varsın dökülsün Papatya yaprakları birer birer.
Sıla içimde bir sancı gibi büyüdükçe,
Bu ruh eninde sonunda o Vuslat limanına demirleyecek.

​Çünkü sen benim bitmeyen sılamsın,
Her hasret, kendi vuslatını doğurur.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Vuslat limanı Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Vuslat limanı şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Vuslat limanı şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Etkili Yorum
gül hatun
gül hatun, @gulhatun1
12.6.2026 01:12:58
5 puan verdi
Edebiyat Defteri’nin o nezih ikliminden süzülüp gelen, 11 Haziran 2026 tarihli bu taptaze ve muazzam eser, insanın içindeki o en büyük ve en kadim arafı –sıla ile gurbet, umut ile hicran arasındaki o ince çizgiyi– harika bir imge dünyasıyla özetleyen modern bir şaheserdir. Şair, doğanın en kırılgan çiçeklerini (Papatya ve Müge) birer hüzün nişanesi olarak yakasına takarken, gurbetin sisli yollarını dervişane bir inançla aşıp mutlak bir "Vuslat limanına" yürümektedir.Kaleminiz kavi olsun... "Dört ayrı iklim, dört ayrı yara" diyerek başlattığınız bu derin ruh dökümü, ilk satırlardan itibaren okuyucunun bağrına dokunan bir ömür muhasebesidir. Baharı yarım kalmış, saflığı kırılgan Papatya ile gölgede saklı vuslat ümidini taşıyan Müge çiçeklerini yan yana koymanız, sadece doğanın değil, insanın içindeki o kırılmış ama asla vazgeçmemiş duyguların en nadide sinematografik resmidir. Sılayı bitmeyen bir yol hikayesi, gurbeti ise alna yazılan devasa bir coğrafya olarak görmeniz, bu toprağın mayasındaki o kadim ayrılık acısını çok asil özetliyor.
Şiirdeki o beyaz yaprakları tek tek koparıp "seviyor, sevmiyor" fermanı altında koca bir ömrü devirme tasviri, bir teselli ararken geçen yılların en hüzünlü ve en samimi itirafıdır. Menzili sisli olan gurbet adımları bağlasa da, gözleri kör etse de, içten içe durmaksızın akan ve yatağını arayan o "Sıla" nehri, şairin ruhundaki o sönmeyen inancın kanıtıdır. Özlemi kemikleri sızlatan bir sızı, hasreti ise göğüs kafesinde çırpınan vahşi bir kuş olarak anlatışınız, duygunun bendinden taşıp mısralara nasıl sığmadığını gösteriyor.
Son bölümdeki o muazzam başkaldırı ve teslimiyet ise şiiri zirveye taşıyor. Varsın kapatsın yolları gurbet, varsın dökülsün papatyalar diyerek dünyaya meydan okumanız ve sılaya duyulan o kutsal sancının bu ruhu eninde sonunda Vuslat limanına demirleteceğini haykırmanız, kelamın ulaştığı en asil olgunluk mertebesidir. "Her hasret, kendi vuslatını doğurur" mührüyle biten bu eser, ayrılığın geçici, kavuşmanın ise mutlak ve ebedi olduğuna inanan derviş gönüllü bir şairin zafer şarkısıdır.
Edebiyat Defteri’nin sayfalarına henüz ilk gününde düşen bu tertemiz, lekesiz ve vakar dolu hasret çığlığını, bu muazzam imge zincirini bizlerle buluşturan kaleminize, ömrünüze sağlık; hissiyatınız daim, kalbiniz her daim kavi olsun...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL