2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
143
Okunma

Ömür bitti, zaman sustu, saatler çöktü dizine,
Bir yaprak gibi savruldu yıllar ecel denizine;
Ben meydan okur dururken faniliğin ordusuna,
Meğer gölgeler yürümüş kaderimin izine.
Hayal kudurdu içimde, ufuklar ateş kesildi,
Bulutlar göğe yığıldı, gök kubbe sırra büründü;
Şaha kalkmış burçlar bile dar geldi küheylana,
Ne var ki her yükseliş bir inişe görünürdü.
Ben sandım ki dağlar bile önümde eğilecektir,
Çağların kilit kapısı ismimle açılacaktır;
Bir nefeslik saltanatın sarhoşluğuna kapılan
Nice başlar gördüm ki toprakta silinecektir.
Ey gönül! Nedir seni mağrur eden bu gölge taç?
Nedir gözünü bağlayan bu geçici altın sırmaç?
Bir gün gelir rüzgâr eser, savurur bütün izleri,
Ne taht kalır ortasında ne de üstünde bir ağaç.
Kibir dediğin ateştir, önce sahibini yakar,
İnsan bazen kendi eliyle kendi kuyusunu kazar;
Yıldızlara merdiven kurup göğe çıkmaya kalksa da
Bir avuç toprağa döner sonunda bütün ihtişamlar.
Ben gördüm saraylar yıkan sessiz bir zaman selini,
Ben gördüm hükümdarların titreyen son nefesini;
Dünya dediğin bir handır, gelen konar ve göçer,
Hiç kimse yanında götürmez biriktirdiği servetini.
Akrep yelkovanı kovalarken ömürden çalar hep,
İnsan kendini ebedî sanır, aldanır bu garip sebep;
Bir sabah güneş doğarken kurduğu bütün hayaller
Akşamın ilk karanlığında olur sessiz bir talep.
Şimdi dönüp bakıyorum geride kalan yollara,
Sevinçlere, hüzünlere, yarım kalmış baharlara;
Meğer insanın kazancı ne şöhretmiş ne de mal,
Bir temiz yürek bırakmakmış ardında yarınlara.
Ömür dediğin hikâye işte böyle başlar biter,
Bir çocuk ağlar doğarken, giderken bir şehir susar;
Arada gururla kabaran, kibirle savrulan insan
Sonunda kendi sessizliğine varıp oturur.
Ey fâni! Eğer bir iz bırakacaksan şu âlemde,
Merhametten bir çeşme ol kuruyan gönüllerde;
Çünkü zaman bütün unvanları alıp götürür de,
İyilik kalır yalnızca sonsuzluğun defterinde.
Erol Kekeç/31.05.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.