1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
110
Okunma

Bir ömür akşam oldu gözlerimin kıyısında,
Ne kadar yol yürüdüm, hep karanlık ardımda.
Sanki dünya, yorgun bir ihtiyarın omzundaydı;
Rüzgâr bile eski bir ağıt söylerdi dağlarda.
Bir avuç umut vardı, avuçlarım sımsıcaktı;
Onu büyütmek için nice fırtına bekledim.
Lâkin hayallerimi, daha çiçek açamadan,
Merhametsiz kurşunlar sessizce biçiverdi.
Şimdi içimde kırık kanatlı kuşlar dolaşıyor;
Uçmak istiyorlar da göğe küsmüş gibiler.
Her biri bir bahardı vaktiyle, inan bana;
Şimdi sararmış yaprak misali savrulurlar.
Ne gariptir...
İnsan bazen ölmez de yaşamaktan yorulur.
Gülmeyi unutmaz; fakat gülerken içi ağlar.
Kalabalık sokaklar içinde kaybolur gider,
Kendi sesini duymaya bile hasret kalır.
Geceler uzadıkça düşünceler büyüyor;
Duvarların gölgesi odamdan daha büyük.
Her sessizlik içimde yeni bir yara açıyor,
Her sabah eksiliyor dünden kalan çocukluk.
Yine de bekliyorum...
Çünkü bilirim; gecenin de bir tükenişi vardır.
En koyu siyah bile sabaha yenilir elbet.
Ufuk, sessiz görünür doğmadan az evvel;
Güneş en çok, tam doğacağı vakit saklanır.
Ben güneşi yalnız ısınmak için beklemiyorum.
Bir gün doğsun da herkes birbirinin yüzüne baksın.
Sözler tartılsın. Vicdan konuşsun.
Gizlenen eller görünsün.
Mazlumun sessizliği, zalimin gürültüsünü örtsün.
İşte o sabah...
Belki benim ömrüm yetmez.
Belki ben yalnızca yolunu bekleyenlerden olurum.
Ama inanıyorum;
Hiçbir kurşun bir düşü sonsuza kadar öldüremez.
Çünkü düş, insanın değil;
Allah’ın kalbine üflediği umudun adıdır.
Ve umut...
Toprağın altında kalan tohum gibidir.
Üzerine ne kadar karanlık örtülürse örtülsün,
İçten içe sabahı hazırlar.
Ben de onun için
Her gece biraz daha üşür,
Her sabah biraz daha inanırım.
Çünkü bilirim;
Güneş yalnız doğmaz...
Erol Kekeç/25.07.2026/Sancaktepe/İST
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.