5
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
84
Okunma

I. Bölüm
Çağlar dize getiren ey bahtı ak Sultânım,
Târihe mühür vuran o Devlet-i Osmân’ım!
Kalyonlar yürütürdün heybetinle denizde,
Adâlet berâtın var, bastığın koca izde.
Rüzgâr bile esmezdi senden destûrsuz serde,
Merhem olurdun her ân cihândaki her derde.
Kös vurdukça mehterin, arz titrerdi heybetten,
Kulun bile vazgeçti, dünyâlık her nîmetten.
Doğduğun o şafaktan, nûr saçarsın Hünkârım,
Hâlâ ulvî râhında figânda şu vicdânım.
Kılıcın kabzasında, Hakk’ın adı yazılı,
Şân-ı kadîm destânın bağrımızda kazılı.
Nizâm-ı âlem idi senin esâslı gâyen,
Kut sevdândı silâhın, i’tikâdın sermâyen.
Minârelerden göğe yükselen o hür sedâ,
İslâm’ın sancağına cân verdi bu şühedâ.
Gül yüzlü her fetihte sular nûra dönerdi,
Senin gittiğin yerde zulmün nârı sönerdi.
Künbedinde çınlayan fermânların gür sesi,
Tâ arş-ı alâ’dadır bu sevdânın nefesi.
II. Bölüm
Açıp ulu sîneni mazlûma felâh oldun,
Zâlimin karşısında, aşılmaz bir râh oldun.
Sen gidende koptu bak cihânda kıyâmetler,
Her yanda kan, gözyaşı, bitmiyor melânetler.
Sancağının altında huzûr buldu yedi kat,
Mülkünden el çekince çekildi emn ü râhat.
Hasretinle kavrulan her diyâr feryâd eder,
Senin sâyeni arar bugün her mahzûn keder.
Yetîm kaldı bu ümmet, bî-kes ve bî-penâhtır,
Gökleri inleten ses, mazlûmdan bir eyvâhtır.
Atların serhadlerde uçtuğu o akınlar,
Şimdi bir rüyâ sanki, uzak oldu yakınlar.
Erenler âsumândan eylerken nazar yurda,
Meydânlar teslîm oldu nice çakala, kurda.
Süleymâniye mahzûn, Mostar köprüsü ağlar,
Sana hasret çekerek karalar giymiş dağlar.
Tuna boyu feryâddır, akmaz olmuş o nehir,
Senden sonra yurdunda zindân oldu her şehir.
Sana düşman olanlar, bugün bîkes ve zârdır,
Hükmünden çıkan her yer, şimdi dumanlı nârdır.
III. Bölüm
Hangi taşa dokunsam senden bir nişâne var,
Mahfîlinin altında hâmûşluk almış bahar.
Bir saray sükûtunda, bir câmi kubbesinde,
Bâkîdir şânlı mâzin, aşkın ilk hubbesinde.
Atların nallarından kıvılcım saçan mâzi,
Her gazân bir ibretti, her neferin bir gâzi.
Mührünü kazıdılar, sanma silindi adın,
Evc-i âlâ’da çınlar hâlâ her bir feryâdın.
Sıyrılıp üç kıt’adan, dar bir mekâna geldik,
Ummân olan o rûhla, pek sığ imkâna geldik.
Gül yüzlü şehîdlerin rûhu süzülür gökte,
Şevketli mîrâsından bir sır saklı her kökte.
Salkım söğüt efkârı ağlar yetim nehirde,
Bir ulu rüyâ pinhân sînedeki her yerde.
Gönüller fetholurdu dergâhların sâfıyla,
Ulemâ nûr saçardı sıdk u kelâm kâfıyla.
Gelecek elbet bir gün, aslına döner devrân,
Uyanır o ulu çınar, nihâyet bulur hicrân.
Zarûrî dert içinde, nâra düşüp o zârda,
Gözler durur âfâkta, asra bedel o yârda.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.