5
Yorum
15
Beğeni
0,0
Puan
105
Okunma

Gönül sâfî dert ile süzüldükçe arınır,
Hüznün gizli mülkünü mısrâya serer şâir.
Yalnızlık mahşerinde bir başına barınır,
Sözün bittiği yerden ebede erer şâir.
Gördüğü her zerrede nihânî mânâ arar,
Cihânı bir noktaya sığdırır da dindirir.
Zâhirden geçer yolu, bâtına eyler karar,
Semâdan gelen sesi kalbe doğru indirir.
Kalem kâğıda düşer, sükût dile yaslanır,
Derûnî bir deryâdan sessizce geçer şâir.
Çilenin tezgâhında dizeler de uslanır,
Zülcenâheyn bir rûhla gerçeği seçer şâir.
Bırakır satırlarda bitmemiş bir masalı,
Herkes kendi derdini o boşluğa eklesin.
Varlığın sahrâsında kırık dökük bir dalı,
Diler ki irfân ehli bir tek "Vav"da beklesin.
Zamânın ötesinden bir haber taşır dâim,
Kendi nârı içinde gizlice yanar şâir.
Dünyânın telâşından bir hayâl yaşar kâim,
Vuslatın eşiğinde Mevlâ’yı anar şâir.
Dehrin mülkü fânîdir, geride kalan sedâ,
Ârifin heybesini lüzûmsuz lâf paralar.
Vakit hikmet vaktidir, zırvaya eyler vedâ,
Kendi mahşer kapısın "Elif" gibi aralar.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.