6
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
281
Okunma

Şiirlerini fitneye kılıf eden,
her fırsatta ve yorumda bile
bu toprağa nifâk tohumu eken köksüzlere ithâf olunur.
Gubâr peşinde koşan, varsın bin fermân yazsın,
Sığ sular gürültüyle deryâya kuyu kazsın,
Yüz soysuz yığın olsa, tek bir aslan doğurmaz;
Lağımın çamuruyla varsın meydânda azsın.
Aydınlık kisvesiyle cehli satar fütursuz,
İz’ânsız edepsizin rûhu kalmış kusursuz,
Kendi dar çukurunda millete mîzân eyler;
Ceddinin mezârında, ârsız gezer uğursuz.
İlm u irfâna yaban, küffârdan umar zındık,
Hakîkat güneşine gözünü yumar zındık,
Ecnebî menfezinde el pençe divân durup;
Nefsin denî kubrunda atmık mı yalar zındık?..
Gubâr: Toz.
Kevkebe: Tantana. Debdebe.
Menfez: Arka kapı. Mec.: Düzenbazların sığındığı arka kanal.
(Bu kelime: Kanal, dar geçit, lağım çağrışımı da yapar.)
Denî: Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).
Kubur: Tuvalet deliğinden lağıma inen boru.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.