0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
13
Okunma
Zamanın biri geldiğinde,
anne baban vedasını edecek.
Evlat, kendi hayatının telaşı arasında
hatırlayacak seni.
Sonra sen o evde,
ıssız bir gecede üşüyeceksin.
Yapayalnız soğuğunda,
ne sevdiğin kadına kavuşmuş olacaksın,
ne de "sevdim" dediğin hiçbir insan
olacak dünya denilen bu imtihanda.
Aklında bir hatıra yakalayacaksın.
Yaşın aklardan da geçmiş günlerinde
sadece güleceksin.
O ara belki ölüme isyankâr olacaksın,
belki de yaşama.
Özlem saracak her tarafını eski vakitlerin hatrına.
Farkına varacaksın;
hayatın senin ne kadar güçlü,
ne kadar aptalca olduğunla ilgilenmediğinin.
Bir çift lafın,
zamanında kendine öğrettiğin yalanlardan
daha değerli olduğunu göreceksin.
Sevmenin anlamını,
yaşadıkça güzelleştiğini anlayacaksın.
Sonra da eksik gelecek;
o hatıraların içinde gezerken,
kafanı çevirip etrafına bakarken
yapayalnızsın.
İşte o zaman anlayacaksın
kalbinin doğrularını.
İnsan, en çok kalabalıklar dağıldığında tanır kendini.
Ne alkışlar kalır yanında,
ne de haklı çıkma telaşı.
Bir ömür boyunca susturduğun ses,
gecenin içinden çıkıp oturur karşına.
Sen,
kaybettiklerinin değil,
sevmeye cesaret edemediklerinin yasını tutarsın.
Çünkü vakit geçer,
insan geçer,
hatıralar bile yavaş yavaş silinir.
Kalbinin bir zamanlar bildiği gerçekler
hiçbir yere gitmez.
İşte o zaman anlarsın:
Hayat, sahip olduklarınla değil,
sevebildiklerinle anlam kazanıyormuş.
İnsan,
en sonunda yalnızlığın içinde değil,
kendi hakikatinin içinde kalıyormuş.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.