Akıllı bir insan kazandığı paranın bırazını, aldığı nasihatın ise birçoğunu bir yana koyar. harry carns
Erdem Öztürk
Erdem Öztürk

nakş ı ümmîd

Yorum

nakş ı ümmîd

1

Yorum

4

Beğeni

0,0

Puan

47

Okunma

nakş ı ümmîd

nakş ı ümmîd

sen firâk mührü dedin ya.
ben onu aldım.
kaburgamın en sessiz yerine bastım.

acıdı.
ama ses etmedim.

çünkü bazı acılar insanın namusudur.
geçmez.

geçsin diye değil zaten.
insan bazı şeyleri saklar.
bir ekmek kırıntısı gibi.
bir ceket cebinde.
bir eski türküde.
bir yarım kalan biz kelimesinin içinde.

bak ali hala şiir yazıyormuş.
demek ki bazı adamlar
susunca da yazıyor.
yazınca da susuyor.

ali de bizim gibi galiba.
bir duvar çatlağına bakıp
oradan memleket çıkarıyor.
bir çay bardağının dibinde
koca bir keder bekletiyor.
sonra kimseye göstermeden
içine döküyor.

ben de öyleyim.

sana söyleyemediğim ne varsa
gece gelip dizimin dibine oturuyor.
biri çocuk.
biri yorgun.
biri çok eski bir dağ.

hangi dağın gölgesinden çağırılsam
orası biraz daha karanlık.
hangi sokağa dönsem
içimden sürgün edilmiş bir çocuk bakıyor.

sonra bir mum yanıyor içimde.
cılız.
kızıl.
titreyen bir kalp atışı gibi.

duvarlara ilk gölgemi düşürüyor.
ben kendime bakıyorum.
kendim bana bakmıyor.

gece ağır ağır çözülüyor.
zaman bile kıskanıp yavaşlıyor sanki.
dünya usulca çekiliyor aramızdan.
ve ben anlıyorum.

ben sana yaklaşmıyorum aslında.
sen bana bulanıyorsun.

en çok da kırmızıdan.

bir ateş yakıldı içimde.
ne ısıttı beni.
ne de söndü.
sadece adını bildi.

ben o ateşle
ne ekmek pişirebildim.
ne ellerimi ısıtabildim.
sadece bekledim.
biraz kül oldum.
biraz çocuk.
biraz da sana doğru eğilen
yarım bir taş.

sen bir dağsın dedim içimden.
ben o dağın yamacında
ne yuvarlanabilen.
ne kalabilen.
bir şeyim.

adı yok.

belki sızı.
belki niyaz.
belki de insanın kendine bile söyleyemediği
o mahcup yer.

ali hala şiir yazıyormuş bak.
demek ki dünya tamamen bitmemiş.
demek ki kelimeler hala
yoksul bir sofrada ekmek gibi bölünebiliyor.
demek ki bir insan
çok yorulsa da
içinde bir harfi diri tutabiliyor.

ben de bir harf tuttum.
üşümesin diye.

ince uzun ve doğru, elif.

büyük değil.
gösterişli değil.
bir çocuğun avucunda sakladığı
kırık cam parçası kadar.

ışık vurunca
her şey biraz daha gerçek oluyor.
bazen de kırmızı oluyor.
mumun kenarında.
pencerenin buğusunda.
içimin geceye teslim olmayan
son sıcak yerinde.

sana büyük laflarla gelmem artık.
büyük laflar yoruyor insanı.
ben daha çok
kapının önünde duran
mahcup bir sessizlikle gelirim.

elimde biraz pişmanlık olur.
biraz çocukluğum.
biraz da Allaha bıraktığım
eski bir ağrı.

çünkü bazı yollar var.
varmak için değil.
kaybolmak için yürünüyor.

ben o yolda çok kayboldum.

çok içimde.
çok gecede.
çok sende.

bir pencere pervazında
bir çay bardağının içinde
bir dağ yamacında
küçük bir fırtına sakladım.

içsem dinmez.
döksen taşar.

sen gittin ya.
şehir biraz eksik sayılıyor artık.
sokaklar kendini yarım anlatıyor.
kediler bile daha sessiz geçiyor önümden.

ama bazen gece.
mum ışığının kızıllığında.
karanlık dünyama son bir sıcaklık fısıldıyor.

o zaman diyorum ki.
belki de her şey bitmedi.
belki de küllerin altında
adını bilen küçük bir köz kaldı.

annem olsaydı belki derdi ki.
evlat.
insan en çok beklerken büyür.

ben büyüdüm.
ama içimdeki çocuk hala
kapının arkasında saklanıyor.

bir tren geçiyor içimden.
düdüğü yarım.
istasyonu yok.
ne varış var.
ne dönüş.

sadece aynı cümle dönüyor duruyor.

biz.
biz.
biz.

ve ben o biz kelimesini
her gece kalbimin en kuytu yerine gömüyorum.
sabaha kadar başında bekliyorum.
kimse basmasın diye.

çünkü bazı acılar insanın namusudur.
geçmez.

ve bazı umutlar da öyledir.
bağırmaz.
kapı çalmaz.
kendini ispat etmez.

sadece kalbin ortasında durur.
yorgun.
sessiz.
ama hâlâ canlı.

benim içimdeki mühür bu işte.

nakş ı ümmîd.

firâkın üstüne basılmış.
kırmızının şahitliğinde.
mum ışığında titreyen.
küçük.
mahcup.
ama hala senden yana atan
bir mühür.

sen firâk dedin ya.
ben o kelimeyi alıp
mutfağın en karanlık çekmecesine koydum.

çünkü bazı kelimeler
insanın üstüne giydiği eski bir hırka gibi.
ne ısıtır.
ne atmaya kıyarsın.

gece kaburgalarına mühür basarken
ben de içimdeki çocuklara sayım yaptım.
biri eksik.
biri küsmüş.
biri hâlâ kapıda bekliyor.

dedim ki.
ey gönlüm.
bu kadar ağlama.
bak çay soğudu.
bak dünya dönüyor.
bak Allah hala sabahı getiriyor.

sen zannetme ki.
ben senden kalan izleri
zamanın avucuna bıraktım.

ben onları sakladım.
bir mendilin kenarına.
bir eski duanın arasına.
bir de adını anınca
elim ayağımın birbirine karıştığı
o mahcup yere.

sen gittin sanma.
gidenlerin hepsi gitmez.
bazısı insanın içinde
perde arkasında oturur.
ses etmez.
ama bütün evi o doldurur.

ben seni unutmadım.
unutmak büyük iş.
ben daha küçük işleri bile beceremiyorum.
mesela bir bardağı kırmadan yıkamayı.
mesela susarken dağılmamayı.
mesela iyiymiş gibi durmayı.

hasret dediğin şey de
öyle uzak yol falan değilmiş.
insanın kendi göğsünde
yerini bulamayan bir kuşmuş.

çırpındıkça
kalp kanıyor.

ama bak.
ben firakın karşısına
küçük bir mühür koydum bugün.

adı ümmîd.

çok büyük değil.
öyle saray kapısı gibi de değil.
bir çocuğun avucunda sakladığı
renkli cam parçası kadar.

ama ışık vurunca
her şeyi değiştiriyor.

sen ayrılık dedin.
ben içimden dedim ki.
belki.

sen gece dedin.
ben dedim ki.
sabah da var.

sen gözlerinin karasına yenileceğim dedin.
ben başımı eğdim.
çünkü bazı yenilgiler
insanı küçültmez.
sadece diz çöktürür.

ve ben.
bu defa diz çökmeyi
yenilmek sanmadım.

bir kapının önündeyim yine.
ama bu kez yalvarmıyorum.
sadece beklemeyi öğreniyorum.

nefsim susuyor biraz.
kalbim hâlâ acemi.
aklım desen.
zaten eski bir valiz.
içinde kırık taraklar.
yarım biletler.
ve sana giden yolların buruşmuş haritası.

ben seni bir ömür eksilten yerden değil.
bir ömür düşündüren yerden sevdim.

bunu kimse bilmesin.
bunu gece bilsin.
bir de rabbim.

eğer bir gün
firak mühürlerini sökerse göğsümüzden
el fettahın ince rahmeti.

ben sana
koşa koşa değil.
mahcup mahcup gelirim.

elimde büyük laflar olmaz.
biraz sükût.
biraz pişmanlık.
biraz da çocukluğumdan kalma
temiz bir yer.

ve derim ki.

bak.
bütün karanlıkların içinden
bir küçük mühür sakladım sana.

nakş ı ümmîd.

yani.
kalbe basılmış
en uslu umut.

Paylaş:
4 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 
Nakş ı ümmîd Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Nakş ı ümmîd şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
nakş ı ümmîd şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Yasin Yüksel
Yasin Yüksel, @yasin-yuksel
26.5.2026 23:39:58
Kaleminize yüreğinize sağlık iyi bayramlar dilerim
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL