Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. euripides
tahsinözmen
tahsinözmen

Dijital Bunalım -I-

Yorum

Dijital Bunalım -I-

( 1 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

127

Okunma

Dijital Bunalım -I-

Önce şaşırdım.
Bir gencin gözlerindeki yorgunluğa. Bir annenin sabrına. Bir babanın suskun gururuna. Bir çocuğun ekran ışığında büyüyen yüzüne. Gecenin üçünde hâlâ ışık hızında kaydırabildiği parmaklarına. Şaşırdım. İçimde bir şey itiraz etti. Ekran kararmasının, bir mesajın gönderilmeden silinmesinin, şifrenin unutulmasının ölüm olduğu anlamsız geldi bana. Şaşırdım.

Sonra.
Kablo nehirlerinde yüzdüm. AVM kapılarının sabrını ölçtüm. Şehrin beton ormanında bir ağacın betonu delip çıkmasının ne anlama geldiğini düşündüm. İçinde internet yerine sabır olan bir taşı avuçladım. Ve sustum.

Sonra yine sustum.
Günlerce, haftalarca, hatta yıllarca. İçime attım her şeyi. Sadece izledim. “Sorun yok”ları giydim üzerime. “Herkes böyle”lerle düzelttim saçlarımı. Yüzüme “normaldir” sürdüm.

Ve sustum.
Metro istasyonlarında uzun uzun. Kalabalık meydanlarda. Kafelerin loş köşelerinde. Sokak başlarında,
her biri yorgun birer nöbetçi edasıyla sarı sabır gibi yanan sokak lambalarının ışığında. Bilgisayarların başında. Sustum. Gürültünün konuşmak olmadığını. Sessizliğin yardım çığlığı olduğunu anladım.

Sessizlik. Bazen korunaklı bir sığınaktır. Bir kale gibi. Sakinlik, dalgasız bir deniz. Rüzgarsız bir bozkır. Suskunluk ise dipsiz bir okyanus. İnsan o okyanusta kendi gerçeğini keşfeder. Keşfettim.

Teknolojiden bunaldım.
Duygu fukarası tuşlara basmaktan yoruldum. Ellerini nereye koyacağını bilmeyen bir robota dönüştüm. Ellerimi düşüncelerime verip yonttum içimdeki şüpheleri. Ve en büyük yalnızlığın kalabalık ağlarda kaybolmak olduğunu öğrendim.

İnsanın bin kişiyle konuşup kimseye ulaşamadığını da. Sustum. Tek başına bir ordu olmuş yalnızlığımla kendimi dinledikçe sustum. Bu hızlı yapay dünyanın halini düşündükçe. Sustum. Her şeyin sanal ve robotik kurmaca olduğunu gördükçe. Sustum. Karanlık ekranlar büyüttü suskunluğumu.

Zamanla anlaşılır her şey, çözülür her düğüm! Her bağlantı gerçek değildir. Her parıltı ışık. Yanılmak da bu devrin bir gerçeği. Kaybolmak da çağın bir parçası. İçimden hep dedim: dur. Dur. Dur.
Sonra yoruldum.

Belki bir düş görmüştüm.
Aklım sınırda yürüyordu. Bir düşün kıyısında. Düşüyordum. Uykusuz rüyalar görüyordum. Rüyalarımda bir çocuk telefonsuz gülüyordu. Bütün şarkı türkü çığıran robotlar kısa devre yapıyordu. Güneş bekliyordu. Ağaçlar yavaş büyüyordu. İnsanlar elele tutuşmuş, ekranlara değil birbirinin yüzüne bakıyordu. Nefesim hızlanıyordu. Kalbim uzun bir koşunun sonu gibi çarpıyordu. Zangır zangır titriyordum. Bir boşluğa düşüyordum. Bağırıyordum. Kimse duymuyordu. Sanki bir şeyler oluyordu. Durmadan. Sanki bir devrim başlıyordu. İçten içe.
.
Bu arada düşünüyordum. Lakin kan ter içinde yorulmuştum. Rüzgârda eğilmiş bir ağaç gibi, yaşlı bir çınar gibi, yalnız bir ev gibi. Düşündüm. Basit bir şey lazımdı bize. Bir şey. Örttüm o düşünceyi insanlığıma. Düşündüm. Zor bir zamandı nefes almak. Çetin bir çağdı yaşamak. Ezildim. Gökyüzü solgundu. Yüreğimde küçük bir direnç.
Avuçlarımda küçük bir umut kalmıştı.

Düşündüm ki yaşam. Bir narın dalında olgunlaşması, bir balığın dalgayla barışmasıdır. Bir karıncanın kışa hazırlanması. Bir serçenin rüzgârı yenmesi, bir cocuğun iş dönüşü anne-babasına sarılıp sevinmesidir. Bir anne-babanın akşam eve geldiğinde çocuklarının kokusunu içine çekmesidir.

Ekran sıcağı değil, biraz insan sıcağı aradım. Bir masa. Bir gerçek yüz. İçine bakabileceğim bir göz. Köşe başlarında küçük bir hasbihal, bir samimi selam, bir tebessüm aradım. Uzaklaşıp ekranlardan. Dar sokaklar aradım. Sonunda parktaki boş bir banka bıraktım kalbimi.
Ve sonunda buldum aradığımı:
Umut.
.
Babam bir gün demişti ki:
“İnsan kalbini hep temiz tutmalı, vicdanını dinlemeli ve umudunu hiç kaybetmemeli.”
Dedem bir gün demişti ki:
“İnsan ruhunu hep dinç tutmalı, olumlu düşünmeli ve içindeki o kutsal ışığı hiç söndürmemeli.”
.
Bir gün mutlaka fişler çekilip ekranlar kapanacak, insan insana muhtaç olduğunu hatırlayacak. Makine çağının yerini merhamet çağı alacak. Ve hiçbir robotun kalbin yerini alamayacağını, bir annenin çocuğuna sarılmasının algoritmasının olamayacağını herkes görecek.

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Dijital bunalım -ı- Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Dijital bunalım -ı- şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Dijital Bunalım -I- şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
10.5.2026 00:29:40
5 puan verdi
Güzel şiiri ve şairimi kutluyorum Kaleminize bereket İlhaminiz bol olsun Tebrikler Selam sevgiler.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL