0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
32
Okunma
Bir kasabanın en sessiz bakkalıydım ben.
Akşamları kepengi indirirken
elim hep gökyüzüne giderdi,
sanki biri eksik saymış yıldızları da
ben tamamlayacakmışım gibi.
Karıncalar basamakta acelesiz yürürdü burada.
Gölgeler,
duvarların nemli yüzeylerinde kendine sakin birer yer bulurdu.
Saksıdaki fesleğen,
pencerenin mermerinde
kendi sessiz krallığını kurardı gururla.
.
Sarı sabır sokak lambaları erkenden yanardı burada.
Kediler, motoru soğumuş arabaların kaputlarında
uykulu bir yuva kurardı kendilerine.
Çocuklar misketlerini unutup büyüdüler sonra.
Bir tek güneş aynı pencereleri öpmeye,
rüzgâr aynı mahallede oturmaya devam etti.
Ben denizi olmayan bir şehirde
martı sesi biriktirdim yıllarca.
Bazı özlemler böyledir çünkü:
gerçeği yoktur,
ama insan yine de yüreğinde taşır.
.
Ben bahçesi olmayan bir apartman balkonunda toprak kokusu biriktirdim yıllarca.
(Saksılarla yendim beton soğukluğunu.)
Bazı umutlar böyledir çünkü:
tohumu vardır toprağı yoktur,
ama insan yine de
gönül bahçesinde büyütecek bir yer bulur.
Bir gün
eski bir otobüs durağında
yaşlı bir adam gördüm.
Elinde poşet değil,
bir demet çiçek vardı.
Gözlerindeki uzaklara sarılmıştı sıkıca.
Sanki bir adrese değil de
kırılmış bir kalbe gidiyordu.
O an anladım;
hayat dediğimiz şey
büyük mucizelerden çok,
küçük kabullenişlerle güzelleşiyor.
Mesela,
ekmeğin buğusunun elini yakması,
tam yorulmuşken bir bankın karşına çıkması,
yağmurun tam sen eve girerken
pencerene usulca vurmaya başlaması gibi.
O gece,
Gökyüzü zifiri karanlıktı
ama yıldızlar ilk kez bu kadar parlak görünüyordu.
.
Dedim ki kendi kendime:
“Bazı aydınlıklar
yalnızca ışık gidince fark ediliyor.”
Sabah olmuş,
çay kaşıkları bardaklara küçük bir mutluluk sesi bırakmıştı.
Esnaf kepenk açmış,
kaldırımlar gecenin karanlığını sessizce katlayıp cebine koymuştu.
Sonra camı açtım.
Yağmur yağmamıştı
ama toprak kokuyordu.
.
Dedim ki kendi kendime:
“Bazı güzellikler
olmadan önce kokusunu yollar.”
O gün hiçbir yere yetişmedim.
Saat takmadım.
Kendine hiç yalan söylemedim.
Kimseyi affetmedim belki
ama kimseye de kızmadım.
.
Geçmişi valize kilitledim. Düşünmedim.
Yarını da büyütmedim gözümde.
Sadece rüzgârın perdeyi hafifçe hareket ettirişini izledim uzun uzun.
Bir serçenin
kaldırımdaki su birikintisinde yıkanışını.
Bir çocuk kahkahası yükseldi uzaktan.
Bir köpek cevap verdi ardından.
Hayat,
kimse fark etmese de
ince ince devam ediyordu.
Dünya dönüyordu.
Kimse alkışlamıyordu bunu.
Yine de dönüyordu.
Ve ben ilk kez
yorgun olmanın değil de
huzurlu olmanın ağırlığını hissettim.
Sessizdi.
Kış gecesinde
uzaktan geçen bir trenin ışıkları kadar sessiz.
Ve ben ilk kez
hayatta kalmanın değil de
yaşamanın sesini duydum.
Sessizdi.
Bir kıyının
uzaktan görünen ışıkları kadar sessiz.
* Düşünmek Yaşamın Pasını Silmektir, Karina Yayınevi, Ank,2018
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.