0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
17
Okunma
Zifiri bir sessizlik çöktü kalbimin dehlizlerine bu akşam,
Nabzım, adını unutan bir yabancı gibi sustu ve yavaşladı.
Senin sesinden mahrum kaldığım o ıssız boşlukta,
Kendi çığlığım bile ruhumun duvarlarına çarpıp yoruldu.
Zihnimin kuytusunda yarım kalmış bir melodi başlar her an.
Aniden düşersin aklıma, bir zehir gibi yayılırsın kanıma.
İçimde tarifi imkansız, hançer misali bir sızı var bugün;
Veda buseni hazırlamışsın sessizce, belli ki gideceksin uzağıma.
Ellerimde tuttuğum o gülün boynu bükük, rengi solmuş,
Artık ne bahar kokuyor yaprakları ne de senin tenin.
Ezberimde kalan o koku, rüzgâra karışıp yok olmuş;
Anladım ki sevgilim, içimdeki o şarkı artık tek hecenin.
Duvara asılı olan saatte ki akrep ile yelkovan bile birbirine düşman,
Zaman, senin gittiğin o melun saniyede asılı kalmış.
Ruhsuz bir "tik tak" sesi sarmış odayı, her yer pişman,
Senin eşsiz melodin gitmiş, yerini derin bir boşluk almış.
Boğazımda bir düğüm, nefesim daralıyor; dünya dar geliyor
Gelen ölümün soğukluğu mu, yoksa gidişinin kurşun yükü mü?
Ayırt edemiyorum artık, her yanım hazan, her yanım kar,
Sesini duymadığım her an, binlerce ölümün o ağır hükmü mü?
"Uyanmalı" dedim, "Sığınağın olan o şarkıyı söylemeliyim,"
Dilim varmadı, kelimeler boğazımda birer birer can verdi.
Kulaklarımda son bir kez yankılandı o hüzünlü sesin,
Korktuğum ne varsa, işte o an gelip kapıma dayandı.
Vakit dolmuş sevgilim, zamanın hükmü infaz edilmiş,
O şarkı ebediyen susmuş, sesin çekilmiş bu fani şehirden.
Sen son bir nefesle o veda bestesini mırıldandın ya hani;
İşte o an rüya da bitti, ömür de...
Artık beni değil, o hiç sevmediğin kara toprağı yar seçmiştin.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.