0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
34
Okunma
Kumaş deme ona sakın, bu bir milletin şerefidir,
Rengini topraktan değil, damardan çekip almış.
Üzerindeki ay ve yıldız , bir yiğidin cesareti dir,
Hilali’nin gölgesinde, nice yiğitler can vermiş.
Dalgalanmıyorsun sen, koca bir tarihin yasını tutuyorsun,
Kumaş değil, on binlerce taze canın örtüsüsün.
Kırmızın öyle ağır ki, sanki yeri göğü inletiyorsun,
Sen bu ıssız vatanın, hiç susmayan sesisin.
Yıldızın bir nur değil, bir ananın son feridir,
Gözyaşıyla yıkandı, senin o mukaddes katın.
Seni göklerde tutan, şehitlerin elleridir,
Gölgenin altında saklı, feryadı bu kainatın.
Yıldızın sönük değil, bir yetimin gözüdür,
Karanlık gecelerde bile vatana siper duran.
Rengindeki o sıcaklık, bir babanın sözüdür:
"Gidip de dönmemek var," diyerek şehit olan.
Sen göğün yetimisin, sen yerin tek varisi
Süzülme öyle mahzun, yüreğimizi dağlama.
Sen bu vatanın kalbi, şerefisin, arısın,
Biz senin için öldük, sen üstümüze ağlama!
Bayrak ki; her zerresi bin şehit namusudur,
Bayrak ki; toprağın göğe vuran en nazlı yüzü.
O düşerse, bu milletin kıyamet uykusudur,
Bayrak ki; ebediyetin, arşı titreten son sözü!
Can çekilse de bedenden, o sancak çekilmez yere;
Bayrak ki; mühürlenmiş tüm kalplerde ölümsüz bir kadere!
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.