0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
27
Okunma
Zamanın çarkında, bir kırık mızrap,
Ruhumu kavurur, bu bitmeyen azap.
Sende tükenmek mi? bütün ızdırap
İçilip ölmek mi? seni beklemek…
Dünya dedikleri, dilsiz bir kuyu,
İçinde sakladım, en acı huyu.
Vuslatı görmeden, bir ömür boyu,
Geçilip ölmek mi? seni beklemek…
Siyah kazağımdır, hüznüme kefen,
Ruhumda bir feryat, bir bitmez şölen.
Benimdir şu aşkın, narına düşen,
İzlenip ölmek mi? seni beklemek …
Demli bir sükûttur, limonlu çayım,
Göklerde süzülen, yaralı ayım.
Ben senin aşkında, ömürlük payım,
Biçilip ölmek mi? seni beklemek…
Yorgunum dünyanın, bin maskesinden,
Bıktım şu hayatın, çiğ nefesinden.
Ruhun kafesteki, mahzun sesinden,
Uçulup ölmek mi? seni beklemek…
Kara kartalın kanadı, kırık ve yaslı,
Gönlümün sarayı, dumanlı, paslı.
Bilinmez bu aşkın, sonu ve aslı,
Saçılıp ölmek mi? seni beklemek…
Fırtına kopsa da, gönül yurdunda,
Kartallar misali, sevda ardında.
Çaresiz bir canın, son vaktinde,
Sızlanıp ölmek mi? seni beklemek …
Mazinin izleri, silinmez derin,
Yüreğimde durur, hâlâ o yerin.
Vuslatı olmayan, uzak seferin,
Gözlenip ölmek mi? seni beklemek…
Geceninefendisi’nin kalemidir, dökülen yaşlar,
Sende biter ancak, bütün savaşlar.
Eğilir önünde, dik duran başlar,
Sözlenip ölmek mi? seni beklemek…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.