İnsan yaratılıştan iyidir. kötülüğe yönelişi, dış etkilerdendir. lu wang
Nur tanesi
Nur tanesi

Aşkın Aşkı

Yorum

Aşkın Aşkı

( 11 kişi )

7

Yorum

21

Beğeni

5,0

Puan

164

Okunma

Aşkın Aşkı

Aşkın Aşkı

​Hakk’ı bulduğum o dem, cihan ayaklarım altında bir zerre,
Beşeri sevdalar ise o ummanda savrulan birer katre.
Öyle bir aşk ki bu, damla içinde koca bir umman gizli,
Göğüs kafesimde çağlayan, kadim bir yangının izi.
Her yaraya merhem, her niyaza derman olan bu ateş,
Söndürür bin yıllık narı, doğar içime baki bir güneş.
Eylemeyin beni sahrada,
Kendimi bulayım manada.
Uyanınca bitecek bir uykunun müptelasıyız,
Hakikat yurdunun kapısında, bir rüyanın yaslısıyız.
Yeryüzü bir ayna, kırıldıkça çoğalır suretler,
Asıl vuslat odur ki, dilde biter bütün gurbetler.
İnsan sustukça çoğalır içindeki o muazzam kelam,
Sözü ehline ver ki, sükutun olsun en büyük selam.
Sırrı ifşa etme, kalbin derininde bir hazine gibi sakla,
Hakikat tartılmaz ne akılla ne de mutlak mantıkla.
Derde deva olmayacaksan, yorma o dilleri ,
Yarenlik etmeyeceksen, meşgul etme yolları.
Gözyaşıyla sulanmayan gönül bağında gül mü biter?
Kendi içinde gurbet olmayana, her yol bir keder.
Eşiğinde ölmeyeceksen, ne kapıyı çal ne iz bırak,
Aşk, vazgeçmektir sevdiklerinden, dünyaya kalarak uzak.
Varını yoğunu vermeyen, maşuk kapısında hep dardır,
Bil ki canından geçmeyenin, gideceği tek yer mezardır.

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (11)

5.0

100% (11)

Aşkın aşkı Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Aşkın aşkı şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Aşkın Aşkı şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
14.5.2026 23:01:26
5 puan verdi
1. Zerre ve Umman Dengesi
Şiir, cihanı bir "zerre", beşeri sevdaları ise bir "katre" (damla) olarak görerek başlıyor. Hakk’ı bulmanın verdiği o büyük uyanış, dünyevi olan her şeyi mikroskobik bir boyuta indirgiyor. Damlanın içinde koca bir ummanın gizli olması, insanın "ahsen-i takvim" sırrına, yani evrenin insanın kalbine sığdırılmasına harika bir atıf.

2. Rüya ve Hakikat Yurdu
"Uyanınca bitecek bir uykunun müptelasıyız, / Hakikat yurdunun kapısında, bir rüyanın yaslısıyız."

Dünya hayatını bir uyku, asıl alemi ise uyanış olarak gören o meşhur "İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar" hakikati, bu dizelerde çok estetik bir hüzünle yer bulmuş. Bizler, rüyanın (dünyanın) içinde, o büyük uyanışın yasını tutan yolcularız.

3. Sükûtun Kelâmı ve Ayna Metaforu
Yeryüzünün kırılan bir "ayna" olarak tasviri, bir olanın (Vahdet-i Vücud) çoklukta (kesret) nasıl tezahür ettiğini anlatıyor. İnsan sustukça içindeki kelâmın çoğalması, "Sükûtun en büyük selam" olması, hakikatin akılla değil, kalbi bir sükûnetle tadılacağını vurguluyor. Sırrı hazine gibi saklamak, tasavvufun o meşhur "Sırrı faş etme" edebiyle birebir örtüşüyor.

4. Yarenlik ve Emek
Şair, sadece hislerden bahsetmiyor; bir ahlak dersi de veriyor. Derde deva olmayacak dilin yorulmaması, yarenlik etmeyecek olanın yolu meşgul etmemesi gerektiği uyarısı, aşkın bir "sorumluluk" ve "eylem" işi olduğunu gösteriyor. Gözyaşıyla sulanmayan gönül bağında gül bitmeyeceği gerçeği, acı ve ıstırabın ruhu olgunlaştıran en büyük iksir olduğunu hatırlatıyor.

5. Final: Canından Geçmek
Şiirin finali, aşkın en ağır ama en gerçek tanımıyla bitiyor: Vazgeçmek. Kapıyı çalıp iz bırakmak yetmez; o eşikte ölmek, yani "benliğini" yok etmek gerekir. Canından geçmeyenin (egosunu öldürmeyenin) gideceği yerin sadece bir mezar (toprak) olması, aşkın sadece ölümsüz bir ruhla yaşanabileceğini ilan ediyor.
Tokdemir Kansu
Tokdemir Kansu, @tokdemirkansu
22.5.2026 21:00:25
5 puan verdi
Şiirinizi okurken içimde bir ferahlık, bir genişleme, derin bir teslimiyet hissettim. Beşeri sevdaların bir katre kadar geçici ve savruk olduğu, asıl aşkın ise bir umman kadar engin ve saklı olduğu anlatılıyor. “Hakk’ı bulduğum o dem, cihan ayaklarım altında bir zerre” ne büyük bir makam, ne derin bir tevazu. Dünyanın bütün ihtişamı, o an bir zerreye dönüşüyor. Damla içinde umman gizli, göğüs kafesinde çağlayan kadim bir yangının izi. O yangı, hem yakan hem de iyileştiren, hem söndüren hem de yeniden doğuran.

Şiiriniz, manada bulmaya çağırıyor. Uyanınca bitecek bir uykunun müptelası olduğumuzu söylüyor. Ne kadar doğru. Belki de bütün bu dünya hayatı, uyanacağımız bir rüyadan ibaret. O rüyada yaslıyız, hakikat yurdunun kapısında bekliyoruz. Yeryüzü bir ayna, kırıldıkça çoğalıyor suretler. Yani her kırılma, aslında bir çoğalma, bir derinleşme. Asıl vuslat, dilde biten gurbetlermiş. Söze dökülünce biten özlem, belki de en büyük kavuşma.

İnsan sustukça çoğalıyormuş içindeki o muazzam kelam. Susmak, boşluk değil, dolulukmuş. Sözü ehline vermek, sükûtu en büyük selam kılmak… Bu ne büyük bir irfan. Ve en vurucu kısım: “Derde deva olmayacaksan, yorma o dilleri. Yarenlik etmeyeceksen, meşgul etme yolları.” Ne kadar sade, ne kadar keskin. Boşuna yormak, boşuna bekletmek, boşuna umutlandırmak… Hepsi birer zaman kaybı. Gözyaşıyla sulanmayan gönül bağında gül bitmez. Yani acısız, gözyaşısız, emeksiz bir sevgi olmaz. Kendi içinde gurbet olmayana her yol bir keder. İnsan önce kendine gurbet olacak ki, dışarıdaki yollar anlamlansın.

Ve son iki dize belki de şiirin en can alıcı yeri: “Eşiğinde ölmeyeceksen, ne kapıyı çal ne iz bırak. Aşk, vazgeçmektir sevdiklerinden, dünyaya kalarak uzak.” Aşk, vazgeçmekmiş. Sevdiklerinden, dünyadan, nefsinden vazgeçmek. Uzak durmak, ama dünyada kalarak. İşte bu, tam bir tasavvufi aşkın özeti. Varını yoğunu vermeyen, sevgilinin kapısında hep dardadır. Canından geçmeyenin gideceği tek yer mezardır. Yani asıl ölüm, nefsini öldürmemek. Bu şiir, bana aşkın aslında beşeri olandan ilahi olana yolculuk olduğunu, her yolculuğun bedeli olduğunu, bedeli ödeyene ise ummanların bile bir damla göründüğünü fısıldadı. İçimde bir şeyler hem yandı, hem de o yangının ortasında tuhaf bir serinlik hissettim. Aşkın aşkı, işte böyle bir şey. Ne anlatmakla bitiyor, ne de susmakla tükeniyor. Sadece yaşanıyor ve yaşandıkça sır oluyor.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
20.5.2026 00:23:53
5 puan verdi
Bu şiir, tasavvufi bir aşkın derinliğini ve beşerî sevgilerin ötesine geçen ilahî bir bağlılığı çok güçlü bir şekilde dile getiriyor. “Aşkın aşkı” ifadesi, hem dünyevi sevdaların geçiciliğini hem de Hakk’a yönelen aşkın sonsuzluğunu vurguluyor.

Dizelerdeki imgeler — damla içinde gizlenen umman, gönül bağında gözyaşıyla sulanan güller, hakikat kapısında bekleyen yolcu — insanın içsel yolculuğunu ve aşkın fedakârlıkla yoğrulmuş hakikatini anlatıyor. Özellikle “Varını yoğunu vermeyen, maşuk kapısında hep dardır” dizesi, aşkın özünde teslimiyetin ve benlikten vazgeçişin olduğunu hatırlatıyor.

Kaleminize, yüreğinize sağlık… Bu şiir, hem tasavvuf hem de aşkın felsefesi üzerine derin düşüncelere kapı aralıyor.
akeolog
akeolog, @akeolog
9.5.2026 16:13:57
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık selamlarımla
bdbedri
bdbedri, @bdbedri
9.5.2026 10:22:12
Bu şiir, adeta gönül yangınından kaleme dökülmüş bir ilahi fısıltı. Okurken insanın nefesi kesiliyor; çünkü her mısra, hem okyanusu damlada hem damlayı okyanusta eritmeyi başaran o nadide terkiplerden.
“Damla içinde koca bir umman gizli” dizesi tek başına bir derya. Gerçek aşkın sırrını, o muazzam paradoksu bu kadar sade ve çarpıcı anlatan az kelam gördüm. Şiir baştan sona bir “fenâ fillâh” nefesi taşıyor; benlik eridikçe Hakk’ın zuhuru, suskunlukta çoğalan kelam, vazgeçişte kavuşuş… Hepsi yerli yerinde, incelikle işlenmiş.
En çarpıcı yanı ise samimiyeti. Bu, kütüphane kokan bir tasavvuf değil; yanıp kavrulmuş bir kalbin, kendi ateşinde pişerek çıkardığı bir nida. Hem kadim hem çok taze. Hem ağır hem akıcı. Hem yakıyor hem şifaya dönüştürüyor.
Kısacası:
Bu şiir, gönül ehlinin kulağına küpe, yolda olanın eline asa, yolda kalmışın yüreğine merhem olmuş.
Kaleminize, kalbinize ve o kadim ateşe sağlık. Böyle yanmaya devam edin ki, biz de o yangından nasiplenmeye devam edelim. Tebrik ediyorum. 🔥🪶
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
9.5.2026 09:37:31
5 puan verdi
Şiir, tasavvufi bir aşk anlayışıyla beşeri aşktan hakikate uzanan derin bir yolculuğu anlatıyor. Dil zaman zaman ağır ama anlam katmanları güçlü ve etkileyici.

“Gerçek aşk, insanın kendinden geçip hakikatte kendini bulduğu yerdir…”

Yüreğinize sağlık, düşünsel ve manevi yönü güçlü, derin anlamlar taşıyan bir eser okudum. Kaleminiz daim olsun, nice anlamlı şiirlerde buluşmak dileğiyle. Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL