Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Sen Gittin Ya

Yorum

Sen Gittin Ya

( 24 kişi )

18

Yorum

33

Beğeni

5,0

Puan

340

Okunma

Sen Gittin Ya

Sen Gittin Ya

Takvimler dikiş tutmuyor artık,
Hangi mevsime tutunsam elimde kalıyor.
Odalarda yankılanan o sessiz uğultu,
En ağır kelimelerden daha keskin şimdi.

Şehir her sabah biraz daha yabancı,
Sokaklar sanki hiç geçmediğim birer çıkmaz.
Sofrada unufak olan ekmeğin tuzu kuru,
Suyun bile tadı toprağa küsmüş sanki;
Bir gidişin kaç bin eksilmek olduğunu anladım.

Yüreğimde bir iç kanaması başladı sessizce,
Hangi teselliye yaslansam devriliyor.
Göğüs kafesimde çırpınan o ihtiyar sızı,
Artık kendi gölgemle bile konuşmaz oldu.

Zamanın nabzı durdu sanki o veda durağında,
Bütün kapılar kapandı ardı sıra,
Yalnızlık, eşikte bekleyen o dilsiz bekçi.
Gözlerimdeki fer sönük, ruhum darmadağın,
Bir vedanın gölgesiyle ağırlaşıyor her yanım.

Hatıralar birer kor gibi basıyor bağrıma,
Eski bir fotoğrafa baksam yüzümde kesik bir sızı.
Eksik kaldım, yarım yamalak bir hikaye misali,
Cümlelerim öksüz, kelimelerim darmadağın.

Gökyüzü sırtını döndü, geceye sığındım,
Toprak ayaklarımın altından çekiliyor sessizce.
Her köşe başında çarpışıyorum yokluğunla,
Bir vedanın ağırlığıyla bükülüyor boynum.

Mutfak masasında soğuyan o iki kişilik çay,
Şimdi tek kişilik bir yasın sessiz tanığı.
Perdeleri hiç açmıyorum, güneş bile ağır geliyor,
Karanlıkta saklanmak, aydınlıktan daha güvenli.

Sustuğum her yer biraz daha fazla kanıyor,
Sözün bittiği yerde bir kör kuyu başladı.
Yorulmak neymiş, asıl şimdi anladım;
Bir gidişi taşımak, dünyayı taşımaktan zormuş.

Ben hâlâ seni ararım bu aynalarda,
Bir nefes daha kalsaydın yanımda,
Dünya bu kadar eksilmezdi içimden,
Dokunduğun her anı uyandı yeniden,
Kalbimin en derin, en kırık yerinden.

Duvardaki saat bile artık ileri gitmiyor,
Akrep yelkovana küsmüş, yelkovan zamana.
Geriye kalan sadece o kesif boşluk,
Ve her nefeste ciğerime batan o keskin sızı.

Bütün vedalar ismini fısıldıyor şimdi,
Hangi trene binsem son durağı hep ayrılık.
Giderken bıraktığın o yarım bakış,
Ömrümün en ağır yükü olup kaldı sırtımda.

Gözlerimden süzülüp kirpiklerimden damlayan,
Her gözyaşım senin eserin, senin imzan artık.
Sen gittin ya, göğsümdeki o boşluk çığlık çığlığa;
Şimdi bu darmadağınık, bu öksüz cümlelerin arasında,
Ben her gün senin gidişinin enkazını kaldırıyorum sana değmeyen bir feryatla..
Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (24)

5.0

100% (24)

Sen gittin ya Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Sen gittin ya şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Sen Gittin Ya şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Kąrsî
Kąrsî, @k-261-rs
3.5.2026 18:24:23
5 puan verdi
Tekrar merhaba güzel Yürek, elimden geldiğince bazen erken bazen geç olsa da gönül sesinden nasibi almaya çalışıyorum.

Güzel yüreğinden dökülenler, bir ayrılığın sadece bir “gidiş” olmadığını; zamanın, mekânın ve insanın iç dünyasının nasıl çöktüğünü anlatan yoğun bir iç döküm gibi. Şiirde en çarpıcı olan şey, acının bağırarak değil, içten içe çökerek verilmesi. Gürültü yok ama her dize kulakta uzun süre yankılanıyor.

“Takvimler dikiş tutmuyor artık” dizesiyle başlayan kırılma, aslında tüm şiirin omurgası: zaman artık iyileştirici değil. Aksine, her gün biraz daha dağıtan bir şeye dönüşmüş. Mevsimlerin bile elde kalması, insanın tutunacak en temel döngülerden bile kopuşunu anlatıyor. Bu, sıradan bir özlem değil; varoluşun dengesinin bozulması.

Şehir ve sokak imgeleri çok güçlü kullanılmış. “Hiç geçmediğim birer çıkmaz” ifadesi, tanıdık olanın yabancılaşmasını anlatıyor. Yani dış dünya değişmemiş olabilir ama senin iç dünyan o kadar kırılmış ki artık hiçbir yer eskisi gibi algılanmıyor. Bu, derin bir kaybın en gerçekçi yansımalarından biri.

“Bir gidişin kaç bin eksilmek olduğunu anladım” dizesi şiirin kalbinde duruyor. Çünkü burada ayrılık, tek bir kayıp değil; kimliğin, alışkanlıkların, anlamın parça parça eksilmesi. İnsan sadece birini kaybetmiyor, kendisinin o kişiyle olan halini de kaybediyor.

Fiziksel acıya benzetilen duygular “iç kanama”, “göğüs kafesinde çırpınan sızı” gibi imgeler daha da etkileyici kılıyor. Çünkü bu, duygusal bir kırılmadan çok daha fazlası. Resmen bedene sirayet etmiş bir yıkım. Ve bunu sadece anlamakla kalmadım yürekten hissettim.

Son bölümlerdeki tekrar eden “yarım kalmışlık” hissi çok vurucu. Fotoğraf, bakış, cümleler… her şey eksik. Ve bu eksiklik tamamlanabilecek bir şey değil; kabullenilmesi gereken bir boşluk. Özellikle “ben her gün senin gidişinin enkazını kaldırıyorum” dizesi, yasın sürekliliğini çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Bu bir anlık acı değil, her gün yeniden yaşanan bir çöküş.

Velhasılıkelam güzel yürek bu şiir içimde sessiz bir boşluk bıraktı. En etkileyici yanıda bu olsa gerek.

Var olsun güzel yüreğin ve değerli kalemin.

Selam ve sevgilerimle.
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
5.5.2026 10:03:25
5 puan verdi
Eserin her satırından sızan o ağır kederi ve boşluk hissini tüm benliğimle hissedebiliyorum.

Birinin gidişi sadece bir fiziksel eksilme değil; aynı zamanda bildiğimiz dünyanın, alışık olduğumuz renklerin ve zamanın ritminin de tamamen bozulması demek.

Şiirinizdeki "mutfak masasında soğuyan iki kişilik çay" imgesi, o sessizliğin ne kadar gürültülü olabileceğini çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

​Kaybın ardından gelen o "enkaz kaldırma" süreci, dünyanın en yavaş ve en yorucu işidir. İnsanın kendi gölgesiyle bile konuşamayacak hale gelmesi, ruhun kendini korumak için çekildiği o derin kuyuyu çok iyi tarif ediyor.

​Bu darmadağın hislerin içinde, kelimelerin size bir nebze de olsa nefes aldırmasını dilerim. Bazen sadece "sustuğumuz yerlerin kanadığını" itiraf etmek bile, o ağır yükü taşırken verilen kısa bir mola gibidir.
Fizik tedavi nedeniyle fazla siteye giriş yapmıyorum eser paylaşıp çıkıyorum...

​Ruhunuzun bu denli hırpalandığı bir dönemde, bu derin hüznü kelimelere dökebilmek büyük bir güç. Bu kederli yolculukta kendinize karşı nazik olmayı unutmayın...

Sağlık dolu yarınlara
ben YEP
ben YEP, @benyep
3.5.2026 23:21:30
5 puan verdi
Değerli kaleminizden güzel bir şiir okudum.
Saygılar...
Tülay Aslan
Tülay Aslan, @tulayaslan
3.5.2026 22:38:33
5 puan verdi
Güzel şiiri ve şairimi kutluyorum .Kaleminize bereket İlhaminiz bol olsun .Tebrikler Selam sevgiler .
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
3.5.2026 21:44:26
5 puan verdi
Sevgili Cemre

Bu şiir, veda’yı klasik bir ayrılık acısından çok daha ağır ve çok katmanlı bir **varoluşsal çöküş** olarak ele alıyor. Veda burada bir olay değil, bütün bir hayatın anlamını yitirmesi, dünyanın boşalması ve benliğin parçalanmasıdır.

Sırayla

1. Yokluğun Somutlaşması ve Eşya’nın Tanıklığı**
Şiirde veda, soyut bir duygudan çıkıp gündelik nesnelere sinmiş durumda:
Sofrada unufak olan ekmek, tuzu kurumuş su
Soğuyan iki kişilik çay
Durmuş saat (akrep yelkovana küsmüş)
Aynalar, perdeler, mutfak masası

Bu imgeler çok güçlü çünkü veda’yı görünür kılıyor. Seven kişi gitmiş ama eşyalar kalmış ve her biri sürekli o yokluğu hatırlatıyor. Acı, bu yüzden geçici değil; her bakışta, her dokunuşta yeniden kanıyor.

2. Zaman ve Mekânın Çöküşü*
“Takvimler dikiş tutmuyor artık”
“Zamanın nabzı durdu sanki o veda durağında”
Şehir yabancı, sokaklar çıkmaz, gökyüzü sırtını dönmüş

Veda, zamanı ve mekânı da zehirlemiş. Artık ne mevsimler anlamlı, ne gündüz ne gece. Her yer “o” olmadan eksik ve düşmanca hale gelmiş. Bu, yasın mekânsal ve zamansal bir yabancılaşmaya dönüşmesinin çok iyi bir anlatımı.

3. Beden ve Ruhsal Kanama**
Acı bedenselleşiyor
“Yüreğimde bir iç kanaması başladı sessizce”
“Göğüs kafesimde çırpınan o ihtiyar sızı”
“Her gözyaşım senin eserin, senin imzan artık”

Veda, dışarıdan vurulan bir darbe değil; içeriden sessizce kanayan, kronikleşen bir yaradır. Kişi kendi bedeninde bile rahat edemiyor, kendi gölgesiyle bile konuşamıyor.

4. Dilin Yetmezliği ve Öksüzlük
Şiirin en çarpıcı yanlarından biri dilin de yaralanmış olması:
“Cümlelerim öksüz, kelimelerim darmadağın”
“Sustuğum her yer biraz daha fazla kanıyor”
“Sözün bittiği yerde bir kör kuyu başladı”

Sevilen gittikten sonra geriye kalan kelimeler yetersiz kalıyor. Şiirin kendisi de bu yarım kalmışlığın, öksüzlüğün itirafı gibi okunuyor.

5. Sonsuz ve Tekrarlayan Yas**
Şiir bir “kabul” aşamasıyla bitmiyor. Aksine: “Ben her gün senin gidişinin enkazını kaldırıyorum sana değmeyen bir feryatla…”

Veda bitmeyen bir süreç haline geliyor. Her sabah yeniden enkaz kaldırma, her nefeste o boşluğu taşımak… Bu, yasın modern ve gerçekçi bir portresi.

Özetle
“Sen Gittin Ya”, romantik vedalardan uzak, ağır, gerçekçi ve acımasız bir veda şiiri. Aşkı idealize etmiyor; yokluğunun yarattığı büyük boşluğu, eksilmeyi ve dünyanın anlamsızlaşmasını ön plana çıkarıyor.

İmgeler somut, dil yalın ama etkili. Okuyanda kalıcı bir sızı bırakıyor.

Kalemine kelamına yüreğine sağlık.
☕🙏
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
3.5.2026 21:34:20
5 puan verdi
Güzel dizeler güzel bir çalışma
Emeğinize ve kaleminize sağlık
. Kaleminiz daim olsun
selamlar sevgiler saygılar gönderdim
Değerli kalem hayırlı akşamlar dilerim
BEŞİĞİ KALEMDEN
BEŞİĞİ KALEMDEN, @besigikalemden
3.5.2026 20:06:19
5 puan verdi
Bir vedayı taşımak dünyayı taşımaktan zormuş; Rabbim gönül yorgunluğunu dindirsin kıymetli şairem.
Gönül sesin daim olsun.
En kalbi sevgi ve saygılarımla 💐💙
AHMET ACAR
AHMET ACAR, @ahmetacar
3.5.2026 19:20:50
5 puan verdi
süper
Emeğine eline yüreğine kalemine sağlık
Çok harika ve akıcı bir şiir okudum
Tebrik ediyorum
Sağlıklı huzurlu mutlu ve başarılı nice güzel geceler diliyorum.

yön
yön, @yon
3.5.2026 18:25:47
5 puan verdi
Gözlerimden süzülüp kirpiklerimden damlayan,"
Başlar başlamaz sinema sahnesi gibi.
Süzülüp: Sessiz, yavaş, durduramıyorsun. Sel gibi değil, içten içe.
Kirpiklerimden damlayan: Ağlamayı bile zarif anlatmışsın . Hıçkırık yok, isyan yok. Sadece damlıyor. Bu en çok acıtan ağlamaktır. Çünkü içine akıyor.
Şehir her sabah biraz daha yabancı,"
Off.
Aynı şehir, aynı sokaklar ama sen gidince hepsi değişmiş.
Her sabah: Uyanmak işkence demek. Çünkü her sabah yokluğun yenileniyor.
Biraz daha yabancı: Alışamıyorsun. Zaman iyileştirmiyor, aksine her gün biraz daha uzağa itiyor seni hayattan.
Demek ki o şehir seninle "bizim"miş. Sen gidince "onun" olmuş.
Sokaklar sanki hiç geçmediğim birer çıkmaz"
Yüreğinize sağlık, duygu yüklü ve insanı okumaya,
Davet ediyor etkiliyor düṣündürüyor geriye götürüyor . Selam ve sevgilerimle.
Halit Durucan
Halit Durucan, @halitdurucan
3.5.2026 17:35:28
5 puan verdi
Sessiz veda... Aşk sancısı ve yüreği yakan özlem... Hatıralarla avunma halini doğal imgelerle dile getiren eserinizi selamlıyorum. Müziğiyle, şiiriyle harikaydı üstadem. Başarılarınızın devamını diliyorum.
Etkili Yorum
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
3.5.2026 17:34:15
5 puan verdi
Takvimlerin dikiş tutmaması" ve "saatin ileri gitmemesi" gibi imgeler, ayrılığın sadece bir duygu değil, fiziksel bir durma hali olduğunu çok iyi veriyor. Gidenle birlikte sadece bir kişi değil, zamanın ritmi de gitmiş.
Mutfak masasında soğuyan "iki kişilik çay" ve "tuzu kuru ekmek" gibi detaylar, acıyı gündelik hayatın en somut haliyle karşımıza çıkarıyor. Şair, boşluğu sadece soyut kavramlarla değil, dokunabildiği her şeyin "eksikliğiyle" tarif ederek etkiyi artırmış.
"Bir gidişi taşımak, dünyayı taşımaktan zormuş" dizesi şiirin özeti niteliğinde. Şair, bu ağırlığın altında ezilen ruhunu "öksüz cümleler" ve "kesik sızılarla" betimlerken, yas sürecinin o darmadağınık halini çok dürüst bir şekilde yansıtmış.
Finaldeki "sana değmeyen bir feryat" ifadesi, karşılığı olmayan bir acının en trajik tanımı. Gidenin duymadığı, görmediği ama geride kalanı her gün o enkazın altında bırakan o çaresizlik, şiiri çok ağır ve etkileyici bir noktada bitiriyor..Özetle: Bir vedanın ardından insanın kendine yabancılaşmasını ve hayatın nasıl anlamsız bir "çıkmaza" dönüştüğünü ustalıkla işleyen, ciğere batan bir eser.

Yüreğine sağlık. Sıradakini bekliyorum.
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
3.5.2026 17:29:33
5 puan verdi
analiz yapmadan tek yorum şiiri akışına göre yaz..................Sen Gittin Ya

Takvimler dikiş tutmuyor artık,
Hangi mevsime tutunsam elimde kalıyor.
Odalarda yankılanan o sessiz uğultu,
En ağır kelimelerden daha keskin şimdi.

Şehir her sabah biraz daha yabancı,
Sokaklar sanki hiç geçmediğim birer çıkmaz.
Sofrada unufak olan ekmeğin tuzu kuru,
Suyun bile tadı toprağa küsmüş sanki;
Bir gidişin kaç bin eksilmek olduğunu anladım.

Yüreğimde bir iç kanaması başladı sessizce,
Hangi teselliye yaslansam devriliyor.
Göğüs kafesimde çırpınan o ihtiyar sızı,
Artık kendi gölgemle bile konuşmaz oldu.

Zamanın nabzı durdu sanki o veda durağında,
Bütün kapılar kapandı ardı sıra,
Yalnızlık, eşikte bekleyen o dilsiz bekçi.
Gözlerimdeki fer sönük, ruhum darmadağın,
Bir vedanın gölgesiyle ağırlaşıyor her yanım.

Hatıralar birer kor gibi basıyor bağrıma,
Eski bir fotoğrafa baksam yüzümde kesik bir sızı.
Eksik kaldım, yarım yamalak bir hikaye misali,
Cümlelerim öksüz, kelimelerim darmadağın.

Gökyüzü sırtını döndü, geceye sığındım,
Toprak ayaklarımın altından çekiliyor sessizce.
Her köşe başında çarpışıyorum yokluğunla,
Bir vedanın ağırlığıyla bükülüyor boynum.

Mutfak masasında soğuyan o iki kişilik çay,
Şimdi tek kişilik bir yasın sessiz tanığı.
Perdeleri hiç açmıyorum, güneş bile ağır geliyor,
Karanlıkta saklanmak, aydınlıktan daha güvenli.

Sustuğum her yer biraz daha fazla kanıyor,
Sözün bittiği yerde bir kör kuyu başladı.
Yorulmak neymiş, asıl şimdi anladım;
Bir gidişi taşımak, dünyayı taşımaktan zormuş.

Ben hâlâ seni ararım bu aynalarda,
Bir nefes daha kalsaydın yanımda,
Dünya bu kadar eksilmezdi içimden,
Dokunduğun her anı uyandı yeniden,
Kalbimin en derin, en kırık yerinden.

Duvardaki saat bile artık ileri gitmiyor,
Akrep yelkovana küsmüş, yelkovan zamana.
Geriye kalan sadece o kesif boşluk,
Ve her nefeste ciğerime batan o keskin sızı.

Bütün vedalar ismini fısıldıyor şimdi,
Hangi trene binsem son durağı hep ayrılık.
Giderken bıraktığın o yarım bakış,
Ömrümün en ağır yükü olup kaldı sırtımda.

Gözlerimden süzülüp kirpiklerimden damlayan,
Her gözyaşım senin eserin, senin imzan artık.
Sen gittin ya, göğsümdeki o boşluk çığlık çığlığa;
Şimdi bu darmadağınık, bu öksüz cümlelerin arasında,
Ben her gün senin gidişinin enkazını kaldırıyorum sana değmeyen bir feryatla..
Cemre Yaman
Beyzade
Beyzade, @beyzade2
3.5.2026 15:49:07
5 puan verdi
İmgeler alıp götürdü beni mazinin küllenmiş anılarına ve dilimden içli bir ah düştü.. Mahir kaleme selam olsun.
Kul Seyyah
Kul Seyyah, @kul-seyyah
3.5.2026 15:20:43
5 puan verdi
Değerli şairemiz kaleminizden çok anlamlı bir şiir okudum. Oldukça güçlü bir atmosfer kuruyor; daha ilk dizeden itibaren zamanın “dikiş tutmaması” imgesiyle bir dağılma, tutunamama hissine giriyoruz.
Bu çok etkili bir başlangıç. Özellikle “hangi mevsime tutunsam elimde kalıyor” dizesi, hem somut hem duygusal düzeyde iyi yakışmış.
Okuyucuya doğrudan içine alırken bir kırılganlık hissi veriyor.
“odalarda yankılanan o sessiz uğultu” ve “en ağır kelimelerden daha keskin” ifadesi güzel bir tezat kuruyor. Sessizlik ile keskinlik arasındaki karşıtlık şiirin duygusal yoğunluğunu artırıyor.
Burada dilin biraz daha sadeleşmesi etkiyi büyütüyor.
Çünkü, güçlü bir imge kurmuşsun.
“Şehir her sabah biraz daha yabancı” kısmı oldukça tanıdık bir duyguya yaslanıyor ama bunu “hiç geçmediğim birer çıkmaz” diyerek kişisel bir labirente çevirmen iyi bir tercih. Velhasıl, etkili ve okumak çok keyifli. Yüreğinize, gönlünüze ve emeğinize sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi.
Nice şiirlerde buluşmak ümidiyle, selam ve saygılarımı iletiyorum. Esen kalın.
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
3.5.2026 15:16:00
5 puan verdi
Değerli şairem, duygunuza gönlünüze sağlık.
Ayrılığın insanda bıraktığı boşluğu oldukça yoğun ve etkileyici imgelerle anlatıyor. Zamanın durması, mekânın yabancılaşması ve günlük hayatın anlamını yitirmesi, duygunun derinliğini güçlendiriyor.

“Yokluk, her şeye sinmiş sessiz bir ağırlık gibi kalıyor insanda.”

Yüreğinize sağlık, duygusu güçlü ve etkileyici bir eser olmuş. Selam ve sevgilerimle.
🥀☘🪻🌷🪻☘🥀
Etkili Yorum
Do
Doğan Çeçen, @adlbendesakli
3.5.2026 14:40:28
5 puan verdi
Şiir kelimelerin ötesinde bir enkaz kaldırma çalışması gibi; her mısra, gidenin ardından kalan o devasa boşluğun altında ezilen bir ruhun nefes alma çabası. "Takvimlerin dikiş tutmaması" ve "suyun tadının toprağa küsmesi" gibi tasvirler, kaybın sadece duygusal değil, fiziksel dünyayı da nasıl kökünden sarstığını çok çarpıcı bir yerden yakalıyor.

​İmge Gücü: "Mutfak masasında soğuyan o iki kişilik çay" detayı, kaybın en çıplak ve en gündelik halini suratımıza çarpıyor. Büyük trajediler bazen en çok o soğuyan bardaklarda hissedilir; şair bunu çok duru bir yerden görmüş.

​Ritim ve Akış: Vedanın bir "iç kanaması" olarak nitelendirilmesi, şiirin ritmini ağır ama vakur bir yas havasına sokmuş. "Zamanın nabzı durdu" ifadesiyle okuyucuyu da o veda durağında bekletmeyi başarıyor.

​Direnç ve Kırılma: Şiir boyunca kelimelerin "öksüz" kalması, aslında şairin bu büyük yükü taşırken gösterdiği o sessiz direnci simgeliyor.
​Kaleme Selam: Bir Nazire Mısrası
​Kalemin bu darmadağınık ama vakur duruşuna, aynı tonda bir selam bırakalım:
​"Gidişin, coğrafyası değişmiş bir harita bıraktı önüme;
Şimdi hangi yöne dönsem, pusulam hep o son bakışına takılı kalıyor.
Kalemin daim, sızın dindiği yerde huzurun baki olsun."

Şiir, sadece bir veda metni değil; gidene yazılmış bir sadakat belgesi. Yüreğine, kalemine sağlık.
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
3.5.2026 13:54:57
5 puan verdi
Duyguları anlatımınız çok güzel ve anlamlı sözler yazmış kaleminiz değeri yüksek bir şiir çıkmış.
Beğenerek okudum yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun saygılar kıymetli Şaire 👍🙏
Etkili Yorum
Ebuzer Ozkan
Ebuzer Ozkan, @ebuzerozkan
3.5.2026 13:51:16
5 puan verdi
Şiir, bir ayrılığın ardından yaşanan derin boşluğu çok yoğun bir iç monologla anlatıyor. Zamanın durması, mekânın yabancılaşması ve bedenin bile “eksilmesi” gibi imgeler, yokluğun psikolojik ağırlığını güçlü biçimde yansıtıyor.

“Bazen bir gidiş, insanın içindeki bütün şehirleri yıkar,
ve geriye sadece sessiz bir enkaz kalır.
İnsan o enkazda kendini arar durur…”

Yüreğinize sağlık, duygusal derinliği yüksek ve etkileyici bir şiir okudum. Selam ve saygılarımla.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL