11
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
298
Okunma

Bir vedayı kuşanıp gitmek bu kadar kolaysa eğer,
Neden hala sesin yankılanıyor bu ıssız odalarda?
Sen, bir şehri terk etmeyi her şeyi bitirmek sanıyorsun;
Oysa asıl gurbet, bende bıraktığın dilsiz boşlukta başlar.
Zamanı geri sarmak değil niyetim, sadece durdurmak,
Seni benden alan ilk yalanın tam ortasında.
Gözlerinde gördüğüm ışık meğer bir anlık parlayışmış;
Karanlığa düştüğümde sönen, ruhu ayazda bırakan...
Biliyorsun, ben sende kaybolmayı sığınak bilmiştim,
Fırtınalardan kaçıp limanına demir atan yorgun gibi.
Şimdi liman yakılmış, deniz çekilmiş görünüyor;
Ellerimde kalan, yangından kurtardığım sızılar.
Kaç defa yazdım ismini, kaç defa sildim hatıralardan,
Her harfinde bir parça daha eksildi içimdeki inanç.
Sen, sevdayı oyun, sadakati pranga saymışsın;
Benimse ömrüm, prangayı baş tacı etmekle geçti.
Hangi bahar temizler şimdi üzerimizdeki isli ayrılığı?
Hangi yağmur yıkar veda vaktinde ettiğin ağır yeminleri?
Gökyüzü bile şahitken senin sessiz gidişine,
Benim feryadım ancak kendi içimde, kanayarak büyür.
Sitemim dağlara değil, senin sağır vicdanınadır,
Gülmeyi unutturan, ağlamayı sıradanlaştıran tavrınadır.
Bir insanın içine bu kadar kolay mı girer bir başkası?
Ve bu kadar mı çabuk unutulur paylaşılan bir lokma ekmek?
Dönüp bakma ardına, orada bıraktığın sadece beden değil;
Umutları çalınmış, hayalleri infaz edilmiş ömrün ahıdır.
Sen kırık dökük hayatın üzerinde yeni dünya kuramazsın,
Fakat temeli ah olan hiçbir bina, rüzgâra dayanamaz.
Şimdi hangi yabancı kolda bulacaksın eski sıcaklığı?
Hangi ten dindirecek ruhundaki dinmek bilmez huzursuzluğu?
Sen kaçtıkça, kendinden uzaklaştığını fark etmeyeceksin;
Her durakta yine benim hayalimle yüzleşeceksin.
Adaletini yitirmiş sevdanın son nöbetçisiyim sanki,
Beklediğim sen değilsin, sadece ağrının dinmesi.
Yüreğim savaş alanı, her yer darmadağın ve perişan;
Sen ise yangından tek parça kurtulmuş firari gibisin.
Kırılan kalbin sesi çıkmaz derler, ne büyük yalanmış meğer,
İçimde kopan kıyametin gürültüsünü bir ben biliyorum.
Suskunluğum seni korkutmasın, bu artık vazgeçiştir;
Seni olduğun gibi, yani koca bir boşluk gibi görme vakti.
Gidişinin izahı yok, sadece bahanelerin gölgesi var,
Korkakların sığındığı kuytu köşelerde kaybolup gittin.
Bense fırtınada, alnım ak bir şekilde bekliyorum;
Hayatın senin için hazırladığı büyük hesaplaşmayı.
Mürekkebi bitti sanma sevdanın, sadece kağıdı kirlendi,
Sana ayrılan sayfanın sonuna gelmiş bulunmaktayım artık.
Ne bir helallik bıraktım sana, ne de bir parça huzur;
Bu sevdadan geriye sadece ahım kalacak sana..
Cemre yaman
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.