17
Yorum
29
Beğeni
4,9
Puan
308
Okunma

Gönlümün kararan ufuklarında bir veda yelidir eser,
Yolların bittiği yerde başlar benim bu sessiz yürüyüşüm.
Kırık bir daldan süzülen son yaprağın buruk telaşıyla,
Göğsümün dehlizlerine hapsolmuş bir yalnız yolcuyum.
Deniz kıyıya her varışında gizli bir sitem fısıldar,
Martıların çığlığında yankılanır yarım kalmış türküm.
Ufuk çizgisi dumanlı bir hüzne boyanmış boydan boya,
Yüreğimde kor bir ateş, harı sönmeyen dilsiz bir sürgün.
Zaman, kirpiklerimde asılı kalan son bakışın yüküyle ağır,
Pencere önünde eriyen ömür, bitmek bilmez kış geceleri.
Gidenler dönmez geri, toz tutmuş yolların dili suskun,
Bana miras kalan, bu onulmaz ve derinden gelen iç sızısı.
Kuşlar göç eyledi çoktan, kanatlarından dökülür gurbetim,
Toprağa düşen her yağmur damlası, adını sorar sanki.
Sessizlik bir yoldaş gibi oturmuş başucuma, kıpırtısız,
Kendi içimde boğulurken duyulmaz feryadımın yankısı.
Aynalar dilsiz şahit, bakışlarımda donmuş son veda,
Yüzümdeki çizgiler, menzili olmayan yolların haritası.
Umudu bir kuşun kanadına iliştirip yolladım gökyüzüne,
Dönen ise sadece odama sızan keskin ve soğuk ayaz.
Şehir omuzlarıma çöker, her sokak lambası bir hüzün nöbeti,
Karanlık, bir çarşaf gibi örterken sönmüş umutların üstünü.
Her köşe başında bir hatıra pusuda bekler, bulur beni,
Yaralanırım en zayıf yerimden, her gece kanar bu sızı.
Avuçlarımda buz kesmiş hayaller, ellerim ise bomboş,
Isınmaz bu ruh, yedi iklimde güneş doğsa da kış bitmez.
Anlatmaya mecali yok artık bu yorgun hecelerin derdimi,
Dökülür dilden kelimeler, birer birer eksilerek sükuta.
Kendi vatanında garip kalmış bir yabancıyım bu hayatta,
Gözlerimde biriken yaşlar, dökülmek için geceyi gözler.
Kimse bilmez kalbin en kuytu, en karanlık geçitlerini,
Oraya sadece keder uğrar, sadece acı bilir gizli yolunu.
Sararmış kağıtlarda ararım yitik zamanın kokusunu,
Yazılmamış her dizede biraz daha kaybederim kendimi.
Zaman, amansız bir rüzgâr gibi savururken nefesimi,
Ben her an biraz daha gömülürüm bu dilsiz ıstıraba.
Yıldızlar çekilmiş gökyüzünden, kandiller sönmüş birer birer,
Ay ışığı bile küsmüş, saklanmış bu karanlık ve soğuk geceden.
Yalnızlık, ağır bir palto gibi binmiş yorgun omuzlarıma,
Taşıyamam artık bu aşkın dayanılmaz ve zor yükünü.
Hangi kapıya varsam, ardında sadece boşluk ve kar boran,
Duyulmaz sesim, çığlığım bile geri dönmez artık meçhulden.
Ruhumda biriken eski yara, sızladıkça derinden,
Sarmalıyor varlığımı, her şeyi biraz daha griye boyar.
Adın artık bir dua değil, içimde çürüyen son hece,
Varlığın bir enkaz bıraktı, yokluğun ise dipsiz bir kuyu.
Ben her gece uçurumun kenarında sessizce beklerken,
Zamanın kucağında unutulmuş bir buz parçasıyım artık.
Cemre yaman
5.0
95% (19)
3.0
5% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.