8
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma
Damarlarında usul usul akan
bir ırmak
düşün...
Ne coşkun aksın
ne de suskun
Söylesin...
sadece yatağını arayan
bir su gibi
İşlesin...
Bir insan düşün...
Henüz kendine değmemiş
yağmuru...
Adı konmamış bir ihtimali
Meleklerin kaleme almakta
Zamana teslimi...
torbada bekleyen bir fidan misali
sonsuz evrenin toprağına hasret…
Kökleri var
ama yönü yok
içinde bir orman saklı
Ama
Güneşi
bundan habersiz…
Geçip gitmiş herkes
üstüne basarak
kırarak...
kurutarak…
“bundan bir şey çıkmaz” diyerek…
Aceleci yanını tutsak
Köklerini hür eyleyip
ne bir gardiyan
ne bir kurtarıcı...
sadece şahitlik
bir insanın
kendi toprağını arayışına…
Kulaklar duysada
kimsenin duymaya cesaret
edemeyeceği
Çığlığına...
Eğildi...
Yüreğim
ama ezmeden...
Dokundu
ellerim
ama değiştirmeden…
hangi acı
toprağını sertleştirmiş
kabuğunu çatlamış
hangi susuzluk içini
boşaltmış...
hangi rüzgâr
erken koparmış dallarını…
Hangi dolu
Düşürmüş
Çiçeğini...
Gözlerine bakınca
mahcup bir hüznün
İzleri
umudu çevresinden
Silmiş...
Hissettirmeden ağladım
ve yakarış ile
yöneldim...
Bir yolu olmalı
bir kapı
bir ışık
bir uyanış…
Sonra
bir denge kuruldu
ne fazla su
ne eksik ışık…
Zorlasan kırılır
bıraksan solar...
Bir gün...
Hiç beklenmeyen bir vakitte
ne alkış
ne gürültü
ne de bir işaret
beklemeden...
Fidan
kendi mevsimiyle konuştu...
İçinden
ince bir yeşil yürüdü yukarı…
Toprak şaşırdı
gökyüzü sustu
zaman
kendi nabzını dinledi
o kadar sadeydi ki
anlamayan gözler
onu sıradan sandı…
Bir insanın
kendi içine değdiği anı…
kendi adını
ilk kez içinden çağırşı...
Toprağa
“ben buradayım” deyişi
ve köklerinin
karanlıktan korkmamayı öğrenişi
Karşısında
Sen
sadece şahit kalırsın
kendi ışığına dönüşmesine
Ve...
Mutluluk
yağmur gibi
bir kaynak gibi
değil ...
Mucize gibi
içinden
durmadan doğar...
Turgay Kılıç
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.