1
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
134
Okunma
Gecenin en kör vaktinde, tek başımayım yine bu viranede,
Kendi sesimin yankısından kaçarken, çarptım o sarsılmaz duvarlara.
İçimde biriken o devasa suskunluk, bir çığ gibi duruyor üzerimde;
Hangi hatıraya tutunsam, dokunuyor o kabuk bağlamayan yaralara.
Ah benim deli tarafım, ah benim onarılmaz baş belası pişmanlığım...
Sana bir kez olsun, göğsümü gere gere "seni seviyorum" diyemedim.
Öyle bir inat, öyle bir gurur ki bu; sanki söylesem her şey kül olacak,
Sanki o iki kelime dudağımdan dökülse, yer yerinden oynayacak!
Şimdi avuçlarımda sadece kaçırılmış o anların soğuk teri var,
Kalbim göğüs kafesimi zorlarken, dillerimde paslı bir kilit var.
Ben tuttum uzaklara baktım; bulutlara, tozlu yollara daldım,
Bir tek senin gözlerinin içine bakıp da "sevdam" diyemedim, öylece kaldım.
Pişmanlığım dağları aşar artık, hiçbir teselliye sığmaz bu sancı,
Kaç şiir yaksam, kaç sigara bitirsem; sönmüyor içimdeki o acı!
Zamanın eli kolu bağlı değilmiş meğer, sel gibi akıp gidiyormuş,
Ben ise bir gurur abidesi gibi dimdik dururken, içimden yıkılıyormuşum.
Oysa ne çok yakışırdı senin yanına benim yaralı kelimelerim;
Ben tuttum sustum, ben tuttum içime gömdüm o devasa sevgimi.
Kaderin karşısında boynum kıldan inceyken, sana karşı bir türlü eğilemedim,
Keşkelerim şimdi birer kurşun gibi dizilmişler sokağa, diz çöktüremedim.
Her adımda bir tanesi patlıyor, her adımda canım biraz daha yanıyor,
Bu sessizliğin vebali, şimdi gelmiş benim aslan gibi yakama yapışıyor.
Hani o yağmurlu akşamda, hani o yarım kalmış çayda...
Hani ellerinin üşüdüğünü görüp de ceketimi omuzlarına attığımda;
Aslında bir ihtilal bayrağı gibi ömrümü ayaklarının altına sermek geçerken içimden,
Sıradan bir dost gibi bakıp da "kendine iyi bak" dedim, seviyorum diyemedim!
Şimdi hangi limana sığınsam, hangi masada kadeh kaldırsam nafile,
Adın geçince boğazımda düğümlenen o hıçkırık, benim en büyük cezam.
Yusuf Hayaloğlu’nun dediği gibi; biz hep geç kaldık ya da hep yanlış anlaşıldık,
Ama ben en çok kendime geç kaldım, en çok kendi içimde yaralandım.
Yüreğim bir yangın yeri, külleri savruluyor bu ıssız akşamlara;
Ölecek kadar yandım da, bir kibrit çakıp seni seviyorum diyemedim.
Gidişinin ardından bıraktığın o boşlukta, şimdi kendimle kapışıyorum,
Hangi kelimeyi seçsem eksik, hangi cümleyi kursam devrik; hep sana çarpışıyorum.
Seni bu dünyada en çok ben sevdim, en çok ben sahiplendim de;
Bir tek bunu sana söyleyecek o cesareti, o doğru anı bulamadım...
Ömrümü verdim de uğruna, bir tek "Seviyorum" diyerek yanında kalamadım.
Hakkını helal etme bana; çünkü ben bu suskunluğun cezasını...
Zaten her nefeste, kalbimi bin parçaya bölerek ödüyorum.
Ben seni seviyorum diyemedim.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.