0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma
Dışarıda mevsimsiz bir rüzgâr, sokağın lambası can çekişiyor,
Bir efkâr birikmiş içimde, hıçkırsam şehir üstüme yıkılacak.
Duvara astığım o eski fotoğrafın köşesi bükülmüş yine;
Sanki o bile farkında bu sessiz gidişin, bu derin sızının.
Sakın ha o duymasın, sakın ha o hissetmesin bu kırgınlığı,
Varsın bahar geldi sansın gönlünün pencerelerine.
Yürüdüğü yollardan adımlarımı çektim, gölgemi sildim kapısından;
Bir tek kelime bile etmem artık, vazgeçtim onun sevdasından.
Sen beni hâlâ bıraktığın o limanda, aynı inatla bekliyor san;
Bir yalanı büyüt içinde, bir masalın huzuruna yaslan.
Çünkü gerçeğin yükü ağırdır, taşıyamazsın bu vedayı;
Gözlerimdeki yaşı bulutlara yükledim, yağan yağmur bilsin de...
Yüreğimde bir cam kırığı var, her nefeste canımdan can alıyor,
Eksiliyorum her gece; takvimlerden bir yaprak değil, ömrüm düşüyor.
Sana "hoşça kal" bile diyemediğim o günün kör dikişi patladı,
Yine de sitemimi rüzgârlara fısıldadım, sana ulaşmasın diye.
Öyle bir gizle ki bu acıyı benden, aynalara bile söyleme,
Küstüğümü bilmesin o, başını yastığa huzurla koysun...
Sorarsa birileri; "Yüreğini yaktı," deyin, "Küllerini savurdu."
Ama sakın ona söylemeyin, o bu yangının dumanını bile görmesin.
Beni bir mezar taşında unutulmuş bir isim gibi hatırlasın bazen,
"Yıkılmadı" desinler; öldüğümü bilsin de bittiğimi bilmesin.
Kendi ateşimle kavruldum, kendi suyumda boğuldum ben;
Yârim bilmesin bu yangının kibritini kendi elleriyle çaktığını...
Hesabı mahşere bıraktım, bu dünyada bir alacağım yok ondan,
Ne sevdasını dilesin artık benden, ne de bir parça pişmanlık.
Öyle bir vazgeçtim ki, gökyüzünden yıldız kaysa yerini sormam;
Gidişim sessiz oldu ama sessizliğim en büyük çığlığımdır benim.
Gözü arkada kalmasın, ben bu gurbeti tek başıma da bitiririm,
Küstüğümü bilmesin; o beni hâlâ ilk günkü gibi hevesli sansın...
Şimdi hangi kapıyı çalsan ardında bir hüzün bekler beni,
Hangi kadehe uzansam içinde senin o vurdumduymaz gülüşün.
Ne bir sitem düşsün dilimden ne de adını lekesin bu hüzünlü heceler,
Varsın beni her gece yeniden vursun, senin kurduğun o puslu geceler.
Ben bu yarayı göğsümde taşır, bir sancı gibi büyütürüm de içimde,
O bilmesin yeter ki; eriyip gittiğimi her nefeste, bambaşka bir biçimde...
Ben bu karanlığın koynunda kendi payıma düşen yalnızlığı giyindim,
Sen aydınlık sabahlara uyan, sen neşeli türküler mırıldan.
Benim sustuğum yerlerde fırtınalar kopsa ne çıkar?
Yeter ki o bilmesin, kalbimin kapılarını ona sonsuza dek kapattığımı...
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.