0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma
Bir fırtınaydı bizimkisi sevgilim,
Hani şu her babayiğidin harcı olmayan...
Hani şu kitapların yazmadığı, sokakların şahit olduğu cinsten...
Deli gibiydik, zincirini koparmış amansız rüzgarlar gibi.
Biz yan yana gelince, dünya küçülürdü gözümüzde.
Öyle sevdik, öyle kördüğüm bağlandık ki birbirimize,
Ölüm bile uzaktan bakar, utanırdı halimizden.
Ama ne derler bilirsin...
Yoksulun yüzü gülünce, felek kurşunu erken sıkarmış.
Bizim mutluluğumuz da bir içimlik çay gibiydi;
Tadı damağımızda kaldı, ömrü bir nefes kadardı.
Çok kısa sürdü be gülüm, çok kısa...
Göz açıp kapayıncaya kadar çalındı baharımız.
O geceyi unutamıyorum, söküp atamıyorum hafızamdan...
Evimize dönüyorduk; hani o her köşesini tırnaklarımızla kazıdığımız,
İçine aşkı, umudu, yarınları sığdırdığımız o yetim yuvamıza...
Radyoda yarım kalmış bir sevda şarkısı çalıyordu,
Sen gülüyordun, senin gülüşün tüm geceyi aydınlatıyordu.
Sonra... Sonra bir çığlık koptu karanlığın tam göğsünden!
Bir kıyamet koptu ki, yer gök birbirine dolandı.
Zaman durdu, dünya döndü tersine,
Bir demir yığını, bir kör karanlık aldı seni benden.
Sustu her şey... Kuşlar sustu, rüzgar sustu, şehir sustu.
Sedyeler, ambulans sirenleri, telaşlı sesler... Hiçbirini duymadım!
Koştum, o toz dumanın ortasında deli gibi seni aradım.
Yerdeydin... O hiç kıyamadığım saçların yola serilmişti,
O her bakışında içimi eriten gözlerin sımsıkı kapalıydı.
Tuttum ellerini, sıcacıktı daha, gitmemiş gibiydin...
"Kalk" dedim, "Kalk gidelim evimize, bak çayımız soğuyacak."
Cevap vermedin be sevgilim, ilk defa yüzüme bakıp gülmedin.
Orada, o zifiri karanlık asfaltın üstünde,
Ruhumu senin yanına gömdüm de geldim!
Ulan ölüm! Yalınayak koştum arkandan, yetişemedim!
Seni alan o kazaya, seni benden çalan o geceye lanet ettim!
Şimdi her sokak lambasında senin gölgen,
Her kapı sesinde senin kokun var.
Ben bu acıyla nasıl yaşarım, bu viranede nasıl nefes alırım?
Yüreğim bir yangın yeri şimdi, harlar durur, sönmek bilmez.
Kendi külümde boğuluyorum her gece, kimse görmez!
Feryadım dağları deler de, senin o taş sessizliğini delemez bilirim.
Ağıtlar yakıyorum ardına, dillerim lal olana dek,
Gözümden kan damlıyor, içimdeki kıyamet bitmek bilmiyor.
Duvarlar üstüme geliyor, bu şehir bana dar, bu dünya bana düşman!
Hani gitmeyecektik, hani yaşlanacaktık aynı yastıkta?
Şimdi sen kara toprağın altındasın sevgilim,
Bense yerin üstünde yürüyen bir canlı cenaze...
Gittiğin yerde bekle beni, ne olur bekle...
Bu feryat, bu yangın elbet bir gün küle dönecek.
Şimdilik ardında bıraktığın bu enkazla,
Bu dinmeyen sızıyla haykırıyorum geceye:
Gitti canımın canı, bitti ömrümün baharı...
Ateş düştü yüreğime sevgilim, ateş düştü yüreğime...
Söndürebilene aşk olsun, bu dertle beni öldürebilene aşk olsun!
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.