Büyümenin eşiğinde kırıldı adımlarım, Arşa değmek değil artık derdim Yere gömülüyor yüreğim Göğe dayadığım nefes, Kendi boğazımda düğüm.
Kızıl bir seyir dönüp durur içimde, Yorgun ve eksik Baştan değil, Hep en acı yerinden okunur.
De hele.. Kaç ben kaldı geriye? Kaçı sustu, Kaçı, kalemin gölgesinde usulca öldü? De hele..
Ya da Kaç ben daha, Hece hece sökülür benliğimden?
Yeniden yeşermek, kendi küllerini Tanımaktan geçiyor azizim
Düş gergefinde değil artık zaman, Paramparça, gri ve keskin. Hani kutsanmış bir dünya vardı? Hani maviye açılan o yalan? Huzur dediğin, Hangi mezarın kıyısında kaldı?
Bir bulut değil düşüren beni, Kendi içimde yanan ateşti.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
insanın kendi uçurumunun kenarında durup aşağıya değil gökyüzüne bakma çabasıdır. oysa asıl şifa, başkalarının tesellisinde değil, insanın kendi iç dünyasına diz çöküp o yaralı bölgeyle yüzleşmesinde saklıdır.
"yara, ışığın içeri girdiği yerdir," der Mevlana. kalbimize eğilip iyileşeceğiz.. iyileşeceğiz mutlak.
ne deme peki kalbe eğilmek? kibri, hırsı ve dünyevi telaşları bir kenara bırakıp, "neren acıyor?" diye sorabilmek olsa gerek..
işte böyle başlayan bir hikaye ve şiir;
"iyileşeceğiz" diyen o ilk umutlu fısıltıdan sonra, bu dizelerle birlikte o iyileşmenin gerçekleşeceği sert zemine, yani gerçekliğin soğuk yüzüne doğru inişe geçiyoruz.
bir irtifa kaybı söz konusu. eskiden gözü arşta yani yükseklerde ve ideallerde olan ruh, artık yerin altına, yani kendi derinliğindeki ağırlığa mahkûm olmak istiyor sanki.
insan tek bir varlık değildir; yaşadığı her acı, içindeki bir "ben'ini daha öldürür. çünkü şiirde geçen sorular, hayal kırıklıklarının ruhu nasıl eksilttiğini gösterir bize.
şiir küllerinden doğan Anka kuşuna bir atıftır ama bir farkla; önce o külün hangi "ben'den kaldığının bilinmesi gerekir. tanımadığınız bir enkazdan yeni bir hayat kuramazsınız çünkü.
iyileşmek için önce tamamen parçalanmak gerekir diyor şiir. hepsi bu değil ama kalan bu ifadesiyle de insanın yaşadığı büyük sarsıntılardan büyük fırtınalardan geriye kalan asıl parçaya, o yalın ve çıplak gerçeğe işaret ediyor.
pek çoğumuz acıyı bir süs eşyası gibi kullanırken, sevgili Devrim şair ise olduğu gibi, yani paramparça, gri ve keskin haliyle sofraya koyuyor.
Devrim Kaya,
ismindeki o sarsıcı dönüşüm ve soyadındaki o sarsılmaz duruşun tam kesişme noktasında duran bir kalem. onun için Devrim demek, insanın kendi içindeki eskiyen, çürüyen ve yalan söyleyen "ben"leri birer birer tahtından indirme eylemidir. kendi benliğinden "hece hece sökülüşün" bir sonucudur. içeride bir yerlerde duran statükoyu, alışılmış acıları ve mavi yalanları devirerek, yerine küllerinden doğan yeni bir hayat inşa etmektir.
Kaya ise onun şiirindeki direnci temsil eder. '' kaya gibi sağlam'' derler ya, y da ''kaya gibi sert gerçekler'' öyledir işte. üzerinde asırların sızısını taşıyan, çatlaklarından çiçekler sızdıran bir hafıza makamıdır. şiirlerindeki o düşenleri tutan kararlı bir zemin halidir. dünyanın bütün fırtınalarına, paramparça ve keskin zamanlara rağmen sarsılmadan duran, fakat içten içe de kendi ateşiyle yanan bir volkanik tevekkülün adıdır.
Devrim Kaya, ismindeki o dinamik ruhu soyadındaki o statik ve sert duruşla dengeleyen, direnerek değişen, değiştikçe derinleşen ve en sonunda kendi gerçekliğinin kayasına yaslanıp susan bir şair.
şiirlerindeki asıl dürüstlüğü ruhunun derinliklerindeki naif ve rafine bir incelikten beslenmesidir. bir kuşun kanadındaki sızıyı, bir çiçeğin boyun büküşünü veya bir insanın içindeki o gri sessizliği , insan kokusunu fark edebilecek kadar da kıymetli bir radara sahiptir.
şiir genellikle mesafelidir.. ancak "de hele" dendiği anda o aradaki görünmez duvar yıkılır. Devrim Kaya için bu ifade sözün namusuna duyulan saygıdır. lafı dolandırmadan, imgelerin arkasına saklanıp gerçeği gizlemede, en yalın haliyle meseleye girme cesaretidir. bu bir dertleşmenin kapısını aralamaktır. şairin okuyucuya veya kendi ruhuna attığı bir düğümdür ayrıca.
bu ifadeyle gelir ve diz çökmüş bir insanın dizine elini koyar gibi bir samimiyet kurar. bu da onun naif ve insan odaklı duruşunun da en somut göstergesidir.
onun için şiir; göğe dayanan nefesin boğazda düğümlendiği o anda, o düğümü çözecek olan yegâne parmak uçlarıdır.
adı gibi devrimci bir ruhla yıkıp yeniden kurduğu bu edebi evrende, soyadı gibi sarsılmaz bir duruşla hep var olsun dileğimizle.
acı iyidir be devrimim, insan olmayı ve her şeye rağmen yaşıyor olmayı simgeler ve son nefesimize kadar hiç bir acı inan iyileşmez, üzerine eklendikçe yeni acılar, eskiler şiddetini azaltır kendi içinde..
büyümenin eşiğinde kırılmasın adın, adımların devrimim..hayatın kirine, isine, pisine inat küçülmeden, eksilmeden büyüyeceğiz kalbimizde ve imgeleneceğiz fersah, fersah bir şiirin nefesinde, gece şafağa aş erdikçe sineceğiz sil baştan güne, güneşe yeminimizde
zaman kendi düş(üş)sel hiçinde sürreal bir ütopya...zamanı ciddiye almak, şeytana uymakla birdir
bulut değil devrim şairimin asıl derdi elbette tenine çisellenen kekeme yangınlar..
"de hele" dedikçe diyemeyen, maviye sürgün sus denizleri döverken sahilleri, çığlığında çürüyen martılar korosu eşlik ediyor şairimin kirpiğine, tuzuna..
veee kalanıyla, talanıyla bütün "hepsi" ler bizimdir..
"de hele" dedin ya, hadi diyeyim🙃 ey ruhunu sevdiğim devrimim, şairim, ruhu soyundukça kalbine, kalemine satır, satır giyinenim...iyi ki varsın🤗
Yüreğinize emeğinize Ellerinize sağlık Değerli kalemdaşım Yazıp bizlerle paylaştığınız / Kül hafızası... Sözlerinizi büyük bir Beğeniyle okudum Kaleminiz kavi ilhamınızın daim Olması temennisiyle En kalbi duygularımla Huzur dolu yarınlar adına Sonsuza dek esenlikler dilerim.
Şiir, parçalanmış bir benliğin iç sorgusu gibi ilerliyor. “Kül” metaforu, hem yanmışlığı hem de yeniden doğma ihtimalini taşıyor; fakat metin daha çok kayıp ve eksilme tarafında duruyor. “De hele” tekrarları içsel bir yüzleşme ritmi kurarken, “kaç ben kaldı” sorusu kimliğin çözülüşünü derinleştiriyor. Kendi iç yangınından geçen, sert ama sahici bir varoluş ve yeniden tanıma şiiri.
Dizelerin,kalemin yorumunu Boran Usta ne güzel yapmış,uzun ve derin ve de cok yerinde ... O kıymetli yorumun üzerine yazmak bana düşmez de ben şiirin hikayesinde kala kaldım
"Kalbime eğilip dedim ki, Hər acı geçicidir. iyleşeceğiz."
eğer "umut" bir dua olsaydı sanırım ben bu cümleleri kullanırdım, o kadar ihtiyacımız var ki iyileşmeye...
Kül Hafızası, bir insanın büyüme sancısını değil, büyümenin eşiğinde kırılmanın hikayesini anlatıyor. 'De hele.. kaç ben kaldı geriye?' sorusu, insanın kendi içindeki o çok parçalı yalnızlığın en dürüst feryadı olmuş. Maviye açılan yalanlardan vazgeçip, kendi küllerini tanıyarak yeniden yeşermeye niyetlenmek; acıdan doğan bir bilgeliktir. 'Huzur dediğin hangi mezarın kıyısında kaldı?' dizesi ise şiirin ağırlık merkezini oluşturmuş. Kaleminize, o keskin ve gri dünyayı bize bu kadar net hissettiren yüreğinize sağlık
şiirinizi beğeniyle okudum, De hele.. Kaç ben kaldı geriye? Kaçı sustu, Kaçı, kalemin gölgesinde usulca öldü? De hele........kaçkez öldürdüm kaç kez diriltim kendimi kaç kez söndürdüm külleri bilmem kaçkez harladım bilsen bile bile sonunu .... yazan kalemi ve şairi tebrikediyor sevgi ve selemlarımı iletiyorum
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.