6
Yorum
24
Beğeni
5,0
Puan
212
Okunma
İncecik bir ip üzerinde duran bir hokkabaz tanıyorum
Gökyüzünde değil, kendi içine gerilmişti o ince ip.
Aşağıda alkışların uğultusu,insancıkların gürültüsü
Yukarıda suskun yıldızlar ve karanlık gökyüzü
Tam ortasında o , gülümsemesi boyalı, kalbi çıplak.
Her adımında düşmekle yaşamak arasında.
Oysa şapkasından kuş çıkarırdı eskiden,
Ben şahidim.
Bir zamanlar kahkahası vardı onun
İnsanın içini aydınlatan,gülümseten,
Duvarlara çarpıp geri dönen,
Çocukları bile güldüren bir kahkaha.
Şimdide gülüyordu ,ama sesi yoktu.
Dudakları hareket ediyor,ruhu yerinden kıpırdamıyordu.
Yıllarca herkesin gözlerinin önünde
Hiç kimseye görünmeden yaşamıştı.
İnsanlar onun kıyafetini hatırlıyordu,
yüzündeki maskeyi
Kimse gözlerini hatırlamıyordu oysa.
Yaptığı hareketleri biliyorlardı,
ama geceleri nasıl sustuğunu bilmiyorlardı.
Işıklar söndüğünde makyajını silerken aynaya bakamazdı.
Çünkü yüzünde kalan boya değil,
Bir yabancılıktı.
Kendine ait ne varsa yavaş yavaş dağıtmıştı.
Birazını alkışlara verdi,birazını beklentilere,
birazını güçlü görünmeliyim diyen inadına,
Birazını da kimse üzülmesin diye susmalarına.
İnsan bazen iyilik diye diye kendini tüketir.
O da öyle yaptı herkesin eğlencesi oldu,
kimsenin sığınağı olamadı.
Kendine bile.
Bir gece, şehir susmuş,
Işıklar birer birer sönmüşken,
o hâlâ ipin üstündeydi, seyirci gitmişti.
Sandalyeler bom boştu.
Alkışların yankısı bile yorulup çekilmişti.
İlk kez,onu izleyen kimse yokken
Gerçekten görünür oldu.
Ellerini iki yana açtı sonra yavaşça indirdi.
Yıllardır havada tuttuğu yükleri bırakır gibi.
Beğenilme arzusunu, kusursuz görünme çabasını,
hep neşeli olma mecburiyetini,
Kimse anlamasa da güçlü durma inadını...
Hepsini birer taş gibi bıraktı karanlığa.
İp sallandı kalbi hızla çarptı.
Dizleri çözüldü neredeyse.
Ama düşmedi.
Çünkü insanı çoğu zaman yükleri düşürür,
Sonra gözlerini kapadı.
Çocukluğu bir köşede oturmuş
Dizlerini kendine çekmiş.
Gençliği camdan dışarı bakıyordu.
İlk hayali hâlâ canlıydı yorulmuş ama ölmemiş.
İlk kırgınlığı yerde uyuyordu.
İlk sevdiği kadın,duvara yaslanmış onu bekliyordu
En dipte,
Karanlığın içinde küçücük bir ışıkta
Kendisini gördü, ağladı sessizce,
Omuzlarına sarıla sarıla,
Kimse duymasın diye yıllarca içine attığı bütün seslerle ağladı kendine.
Sabah olmaya yakın
Gökyüzü gri bir merhametle uyanırken
Yeniden yürümeye başladı.
Ama bu kez adımları bir gösteri değildi.
Ne daha zarif görünmeye çalıştı
ne daha cesur.
Ne düşmekten utandı
ne sendelemekten.
Çünkü sonunda anladı:
Düşmemek değildi marifet;
Düştüğünde kendini suçlamadan kalkabilmekti.
Herkesi büyülemek değildi başarı;
Kendi kalbini yeniden ikna edebilmekti yaşamaya.
Güneş tam olarak uyandığında
Onu yine aynı ipin üstünde gördüler.
Aynı adam sandılar.
Aynı kostüm, aynı şapka, aynı beden.
Oysa hiçbir şey aynı değildi.
Artık o incecik bir ipte yürüyen bir hokkabaz değildi.
Artık kendi uçurumlarını geçmiş,
Elleri boşalmış, omuzları hafiflemiş,
Gözleri ilk kez kendine benzeyen bir adamdı.
Hayatının en büyük numarasını yaptı:
Kaybettiğini sandığı ruhunu,
Kimse fark etmeden
Sessizce geri aldı.
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.