3
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
204
Okunma
Saik…
Birbirini aratmazken mevsimlerin zulmü
Hırkasına küsmüş dervişleri eğlemezken yollar
Çektiği çileyi mihman bilenlerdir
Aşkın melanetiyle hemhal olanlar
Mesnetsiz düşünceler visale tuzak kurup
Çıyanlar mekânı bir kabre defnedilirken ruhsuz bedenler
Ak göğsünden süt emzirdiği çocuklarından
Merhametini esirger gökyüzü ana
Manalar yüklenirken tüm din öğretilerine
Telvesiz kahve fincanından bahtımıza karalar okurken falcılar
Kendimizi arzın merkezine koymamıza saik, hayallerimizse
En kolayıdır günahlarımızı el sayfalarında hece hece dillendirmek
Elindeki kalem gümüş uçlu olsa ne fayda
Çaresiz kalmışsa acıların şırasıyla şerbetlenmiş harfler
Kanatları kırılmışsa sevgiyle çırpınan şiirlerin
Tevellüdü kayıp imgelerle aşkın haritasını çizsen ne fayda
Kökün, kökenin Adem’le Havva diyorsan
Unutulup bir köşede kalmayacak mı? Yazılan bütün şiirler
Kırdığın bir kalbin vebalini ödesen de ödemesen de
Toprak olmayacak mı? Sonunda ismin de cisminde…
Zamana yenilmiş, sevda sözcüklerinin harflerle raks edişi
Suskunluk ağacının zehir zıkkım meyveleri kan kusturur dillere
Manasızdır kutsal mekanların ruhani rehaveti
Tattıysan aşkı; unut gitsin Kevser ırmaklarından içeceğin şarabı
Göğüs kafesinde gaip den gelmiş sari bir sızı
Ödeyemeyeceğin kefaretin ilmeği boynunda
Öbür tarafa götüreceğin tek sevabındır
Ağlattığın öksüz kız çocuğunun yüzünü güldürmek…
ve bir de…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.