0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
82
Okunma
Yırttığım mektupların üzerinde yazıyor adın,
Her harf, avuçlarımda kanayan ince bir kıymık gibi…
Dağıldıkça çoğalan bir hikâye bu,
Sustukça büyüyen, büyüdükçe içimi oyan bir sessizlik.
Her kelime seninle başlıyor,
Sanki dilim başka bir isim bilmiyor artık—
Harfler bile sana meyilli,
Cümleler sana doğru eğiliyor rüzgârda kırılan dallar gibi.
Sitemkâr başlıklar düşüyor sayfalarıma,
Her biri küskün bir çocuk gibi bakıyor yüzüme…
Anlatamıyor seni hiçbir cümle,
Çünkü özlem—
Tarifi olmayan bir yangın gibi içimde.
Her yırtık parçada çoğalıyorsun,
Parça parça yok edeyim derken seni,
Bir bütün hâlinde yerleşiyorsun kalbime…
Küllerimden yükselen tek şey sensin artık.
Suskunluğum bile sen diye yankılanıyor gecelerde,
Gece…
Siyaha bulanmış bir ayna gibi,
Her baktığımda seni gösteriyor bana.
Ay, solgun bir hatıra gibi asılı gökyüzünde,
Yıldızlar—
Sanki gözlerinden kopup gelen suskun itiraflar…
Ve ben,
Göğe baktıkça biraz daha düşüyorum içime.
En çok söyleyemediklerime yeniliyorum,
Dudaklarımda kırılan her cümle
İçimde bir fırtınaya dönüşüyor…
Her nokta, susturduğum bir çığlığın mezarı.
Sen bilmezsin…
Ben seni en çok anlatamadığım yerlerden sevdim,
Sesimin yetmediği,
Kalbimin yorulduğu yerlerden…
Her gece, karanlığın koynuna bıraktım gözyaşlarımı,
Zarflara sakladım ıslaklığımı…
Belki bir gün dokunursun diye,
Belki parmak uçlarınla hissedersin kırıldığım yeri.
Ama sen sadece kâğıdı görürsün,
Mürekkebi okursun…
Oysa ben,
Her satırda biraz daha eksilirim kendimden.
Kalbimdeki yara dikiş tutmuyor,
Zaman bile susuyor karşısında…
Saatler durmuş gibi değil—
Sadece senin adını sayıyor durmadan.
Unutmaya her kalktığımda,
Bir anı düşüyor önüme—
Keskin, soğuk, acımasız…
Ve ben yine başa sarıyorum içimi.
Ben iyileşmeyi değil,
Seninle yanmayı öğrenmişim meğer…
Ateşi söndürmek yerine
Onunla yaşamayı seçmişim fark etmeden.
Geçmiş…
Kapanmayan bir defter artık,
Her sayfası kanayan bir iz…
Adın her satırda yeniden yazılıyor,
Silsem de çıkmıyor yüreğimin mürekkebinden.
Zaman çare olmadı sana,
Uzaklaştıkça derinleştin içimde…
Yokluğun, varlığından daha ağır şimdi,
Ve ben bu ağırlıkla susuyorum.
Akıl sağlığımı kaybetmeden yazdım bu mektubu,
Çünkü sustukça büyüyordu içimdeki karanlık…
Her kelime, dağılmamak için tutunduğum bir dal,
Her cümle, uçurumdan dönme çabam.
Belki de bu son çırpınışım,
Sana değil—
Kendime yetişmek için…
Çünkü insan en çok
Anlaşılmadığında kaybolur…
Ve ben,
Bu satırlarda kendimi arıyorum hâlâ—
Kırık bir pusula, yönsüz bir kalp gibi.
Şimdi yırtıp atıyorum bu mektubu,
Şehrin sensiz sokaklarına savuruyorum…
Rüzgâr alsın istiyorum adını—
Ama biliyorum…
Nereye gitse yine bana dönecek.
Her parça kâğıt,
Bir vedadan çok bir eksiliş aslında…
Ve ben, dağıldıkça çoğalan bir yalnızlık gibi,
Kendi içimde kayboluyorum.
Şehir de öğrendi yokluğunu,
Sokak lambaları bile daha solgun artık…
Ve ben—
Seni bırakmaya çalışırken bile tutuyorum içimde,
İşte bu yüzden
Hiçbir şey gerçekten bitmiyor…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.