1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
157
Okunma
Yorgunum hayat…
Bırak artık yakamı;
avuçlarıma biraz huzur,
gözlerime biraz sabah bırak.
Omuzlarımda taşıdığım kederler
karla örtülmüş dağlar gibi ağır,
ve ben her adımda
biraz daha göçüyorum kendimden.
Bir bırak da gideyim…
Raylarına hüzün sinmiş bir tren garına,
adı çoktan unutulmuş yağmurlu bir şehre.
Orada beni kimse tanımasın;
yalnızlığım bile yabancı olsun bana.
Bir sokak lambasının altında
üşüsün sadece gölgem,
ben ise sessizliğin koynunda
kül olmuş düşlerimi sayayım.
Çok yoruldum hayat…
Her sabah biraz daha eksilmekten,
her gece içimde büyüyen uçurumlara düşmekten.
Gülüşlerimin ardına sakladığım acılar
paslı bir bıçak gibi kesiyor içimi.
Şimdi ne bahar teselli ediyor beni,
ne de yıldızlar dokunuyor gökyüzünden.
İçimde kırılmış bir kemanın
kanayan ezgisi dolaşıyor yalnızca;
her notasında biraz hüzün,
her susuşunda biraz ölüm var.
Bırak yakamı hayat…
Belki bir gün
yarım kalmış düşlerimin mezarında
rüzgârla konuşurum sessizce.
Bir papatya düşer toprağıma,
ve kimse bilmez
içimde kaç mevsimin öldüğünü…
Bırak artık…
Hayallerimi tutsak ettiğin
o karanlık odaların kapısını aç.
Penceresiz gecelerde çürüdü umutlarım,
duvar diplerinde sustu çocukluğum.
Bir zamanlar göğe bıraktığım düşler
şimdi pas tutmuş zincirlerde sallanıyor.
Ne güneş değiyor yaralarıma,
ne sabah uğruyor yüreğime.
Aç kapıları hayat…
Biraz gökyüzü girsin içeri,
biraz martı sesi, biraz deniz kokusu…
Belki o zaman
yeniden inanırım yaşamaya.
Ben hâlâ bir köşe başında
kaybettiğim kendimi arıyorum;
yağmurun altında ıslanmış bir çocuk gibi
titriyor içimdeki yalnızlık.
Bırak be hayat…
Ben çok yoruldum artık.
Takatim kalmadı
omuzlarımda taşıdığım bu ağır sessizliklere.
Her sabah biraz daha soluyor içim,
her gece biraz daha büyüyor karanlık.
Ne tutunacak bir dal kaldı avuçlarımda,
ne de sığınacak sıcak bir liman…
Bir zamanlar umut diye sarıldığım ne varsa
rüzgâr savurdu hepsini.
Şimdi yüreğim,
yağmur altında unutulmuş bir sokak gibi ıssız.
Ve ben,
kırık bir şehir saatinin içinde
zamana yetişmeye çalışan yorgun bir adamım.
Bırak be hayat…
Biraz dinlensin artık ruhum.
Çünkü insan bazen ölmekten değil,
yaşarken yavaş yavaş tükenmekten korkuyor.
Ama yine de…
Küllerin altında saklı bir kor gibi
küçücük bir umut taşıyorum içimde.
Belki bir gün
gecenin siyahı yorulur da
sabaha bırakır kendini.
Belki bir gün
yaralarım çiçek açar yeniden…
Ve ben,
bu uzun karanlığın ardından
kendime yeniden “merhaba” derim.*
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.