1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
153
Okunma
Güneşli bir yaz sabahına uyandım bugün,
İçimde kıpır kıpır bir seher, uykusuz bir umut…
Yüreğim denize dönmüş, dalga dalga kıyılarıma vuruyor,
Her çarpışında biraz sen, biraz ben dağılıyoruz içime.
Evden çıktım bin bir heyecanla,
Sokaklar çiçek kokusuna eğilmişti,
Rüzgâr bile acele etmiyordu o sabah,
Sanki zaman, bir anlığına uslanmıştı…
Ankara bile başka bir şiir giyinmişti üstüne,
Taşlarına ışık, gökyüzüne ince bir mavi sinmişti…
Derken bir gül bahçesine girdim,
Her dalında kıskanç bir güzellik, her yaprakta gizli bir hikâye…
Renkler birbirine yaslanmış, sanki birbirine dua ediyordu.
Bir gül seçtim usulca,
Parmaklarım sabahın en ince yerinde durdu,
Tam koparacakken…
Bir başka el değdi aynı kırmızıya,
Zaman, o an nefesini tuttu.
Göz göze geldik.
Ne şehir kaldı, ne ses, ne de kalabalık…
Sadece iki yabancı kalp,
Aynı dalda birbirine dokunan iki kader kırığı gibi…
Gülü koparamadım,
Çünkü o an anladım;
Bazı güzellikler alınmaz, sadece hissedilir,
Dalında kalınca daha çok insana dönüşür…
“Aşk gülü” dedim içimden,
Adını rüzgâra fısıldadım sakince,
Çünkü o an öğrendim ki,
Bazı karşılaşmalar tesadüf değil,
Kalbin kendi kendine yazdığı en eski cümledir…
Parmakların parmaklarıma değdiğinde,
Bir gül açtı içimde, mevsimsiz ve sebepsiz…
Ne sen koparabildin o anı,
Ne ben bırakabildim ellerinin sıcaklığını…
Gözlerinde saklı bir yaz vardı,
Ben o yazın gölgesinde bile yanmayı kabul ettim,
Bir yabancıydık belki,
Ama kalbimiz çoktan aynı şiire eğilmişti…
Şimdi soruyorum sana,
Aradan zaman geçse de,
O gül hâlâ dalında mı duruyor,
Yoksa biz mi içimizden kopardık o bahçeyi…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.