13
Yorum
43
Beğeni
5,0
Puan
202
Okunma
Kırıldı mızrağım, dağıldı kalbimdeki Aşk
Karşımda hiç yorulmayan bir dev gibi durdu zaman
Ne gücüm yetti bu aşkı geri çevirmeye
Ne de dualarım yetti dudaklarını mühürlemeye
Meydan oldu toz duman, sırtımda yenilginin o soğuk teri
Gördüm ki her sevda, biraz daha yıktı beni
Kulaklarımı sağır etti cazgırın sesi
Pehlivanı tuş etti, büyük aşka yenilmek
Kendi düşüşünde, o hür sükuneti fark etmek
Şimdi bu mağlubiyet, boynumda en parlak madalya
Sığındım o sessiz duraklara, o kırık masallara.
Gerek yok artık zafer naralarına, boş iddialara
Çünkü insan, ancak yenilince dokunur asıl toprağa.
Zaman, avuçlarımda eriyen bir buz parçası,
Ne tutabiliyorum soğuğunu
Ne de durdurabiliyorum akışını
Sokaklar sessiz, lambalar yorgun sarı
Gölgem benden önce varmış sanki köşebaşına.
Kelimeler bazen ağır gelir, dökülmez kağıda,
Bir kuş kanadında asılı kalır en derin sırlar
Gerek yok kafiyeli vedalara, ölçülü sevdalara
Çünkü hayat, en çok da duraklamalarda saklıdır
Bir fincan kahvenin buğusunda kaybolmak,
Ya da hiç bilmediğin dilde şarkı mırıldanmak gibi
Özgürce, sadece olduğu kadar,
Ve sadece hissettiğin kadar...
Pencere kenarında biriken yağmur damlaları gibi,
Her biri ayrı bir hikaye anlatıyor camın soğuğunda.
Kimi hızlıca akıp gidiyor geçmişin karanlığına,
Kimi ise inatla tutunuyor, kimi gitmeye hazır değil aslında
Belki de en güzeli,
Gidilecek bir yolu değil de, varılacak bir anı beklemek.
Hesapsızca savrulan sonbahar yaprakları misali,
Rüzgarın yönüne değil, kendi düşüşüne inanmak.
Gökyüzü bugün biraz daha alçak sanki,
Dokunsan dağılacak bir duman bulutu gibi keder
Ama unutma, en koyu gece bile
Kendi içinde saklar o ilk sabahın ışıklarını
Şimdi hangi cümleye sığınsam
Sevdanın o dudak kıvrımında asılı kalıyor alfabe.
Bir Temmuz sıcağı değil bu içimdeki,
Zamanın sırtımı yere getirdiği
Mağlup bir pehlivanın hikayesi...
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.