2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma
Dün seni gördüm,
Zamanın omuzlarına çökmüş bir yorgunluk gibiydin.
Ne bir selam vardı dudaklarında
Ne de geçmişten kalan bir sıcaklık…
Sanki bütün mevsimler senden çekilmiş,
Yüzünde yalnızca uzun bir kış kalmıştı.
Bakışların…
Eskiden içime umut eken o gözlerin
Şimdi suskun bir mahkeme salonu gibiydi;
Herkes gitmiş,
Hakikat yalnız kalmış,
Ve sen, kendi sessizliğinde hüküm giymiştin.
Ayakta duruyordun ama
Ruhun çoktan diz çökmüştü hayata.
Saçlarına düşen aklar
Yılların değil,
Yaptıklarının ağırlığını taşıyordu.
Her telinde bir pişmanlık,
Her çizginde bir gecenin uykusuzluğu saklıydı.
Ben sustum…
Çünkü bazı hesaplar kelimelerle görülmez,
Bazı yaralar konuşuldukça derinleşir.
İçimden geçenleri değil,
Gözlerimden dökülenleri anlarsın sandım
Ama sen, bakmayı çoktan unutmuştun.
Hatırladım…
Bir zamanlar bana bıraktığın o karanlık geceleri,
Uykusuz sabahları,
İçimde yankılanan o sessiz çığlıkları…
Bir film şeridi gibi geçti hepsi gözlerimin önünden,
Ve anladım;
Adalet bazen konuşmadan da yerini bulurmuş.
Şimdi geceler sana ağır geliyormuş,
Uyku kapını çalmıyormuş…
Bilirim.
Çünkü bir zamanlar ben de
Aynı gecelerin içinde kayboldum.
Ama benim farkım şuydu:
Ben kimseyi karanlıkta bırakmadım.
Sen ise
Bir kalbin ışığını söndürüp
Kendi gecene mahkûm oldun.
Ben artık ne sitem ederim
Ne de bir söz bırakırım ardına.
Çünkü bazı insanlar
Affedilmez oldukları için değil,
Artık hiçbir şey hissettirmedikleri için susulur.
Hakkımı aldın sandın belki,
Ama insan birinden sadece sevgi çalabilir;
Vicdanı değil…
Ve işte o vicdan,
Şimdi en sadık gölgen olmuş.
Ben seni
Ne bedduayla uğurlarım
Ne de bir dönüş yolu çizerim.
Sadece bırakırım…
Kendi içindeki o derin sessizliğe.
Çünkü en ağır ceza
Birinin seni yargılaması değil,
Kendi içinde mahkûm kalmandır.
Ve ben…
Seni
Hiç dinlemeyen o vicdanınla
Baş başa bırakıyorum.
Kadir TURGUT
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.