1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma
Sarılmıyor açtığın yaralarım…
Ne zaman dokunsam, içimde paslı bir bıçak
gecenin kaburgalarına sürtünür gibi inler,
kan değil—zamanın pası akar içime,
her damla biraz daha seni yazdırır bana…
Kabuk sandığım ne varsa
altında bir kıyamet tomurcuklanır,
ince bir sızı değil bu—
adı konmamış bir vedanın
boğazımda düğümlenen suskunluğu…
Zaman, diz çökmüş bu acının önünde,
akrep yelkovana küsmüş,
saatler dilini yutmuş sanki…
Geceler, siyah ipekten bir kefen gibi iner üstüme,
ay ışığı bile utanır adını anmaya,
duvarlar bile senden konuşurken titrer…
Unuttum dediğim her hatıra
karanlığın cebinden dökülen eski bir para gibi
şakır şakır düşer önüme,
eğilip toplamak isterim—
ama her dokunuşta parmaklarım kanar…
Seni giymiş hatıralar var içimde,
dar bir elbise gibi sıkar nefesimi,
her dikiş yerinden geçmiş sızar,
her ilmekte biraz daha çözülür benliğim—
ve ben, sökülen bir kumaş gibi
parça parça dağılırım gecelere…
Ne zaman “geçti” desem,
içimde bir cam kırılır sessizce—
çatır…
ve o ses yankılanır kalbimin en dip odasında,
yokluğun, ince bir hırsız gibi
ışığımı çalar en beklemediğim anda…
Meğer bazı yaralar iyileşmezmiş,
sadece insan alışırmış kanamaya—
bir nehir gibi akar içimde acı,
üstü durgun, altı girdap…
kimse bilmez,
ben her gün biraz daha boğulurum kendimde…
Sen giderken yalnız beni bırakmadın,
içimdeki mevsimleri de söküp aldın;
baharım yarım kaldı tomurcukta,
yazım kavrulmuş bir susuzluk,
kışım eksik bir üşüme şimdi…
ben, ışığını unutan bir şehir oldum—
sokaklarım sensiz, lambalarım sönük…
Dilimi kalem, yüreğimi kâğıt eyledin,
her kelimem ucundan kan damlayan bir çığlık,
her cümlem yarım bir ağıt şimdi…
sessizliğim bile bağırır gecelere,
ve yankılar—
boşluğun duvarlarına çarpıp geri döner bana…
Aydınlık bakan gözlerimi geceye mühürledin,
yıldızsız bir gökyüzü bıraktın içime,
ışıklar yolunu şaşırdı artık—
hiçbiri sana varamıyor…
Uykularımı çalan düşleri ateşe verdin,
küller savruldu gecenin rüzgârına,
ben küllerimden doğmadım—
küllerimle yaşamayı öğrendim…
her sabah biraz daha eksik uyanıyorum hayata…
Sen bana aşkın limanlarını yaktırdın sevdiğim,
kıyılarım küstü dalgalara,
deniz çekildi içimden sessizce…
ve ben hâlâ o yanmış iskelelerde
bir ihtimalin hayaline sarılırım…
Biliyorum, bulamayacağım seni—
ama belki kaybettiğim gülüşüm
bir yerlerde saklanıyordur hâlâ,
denizin dibine çöken gözyaşları gibi,
tuzlu ve unutulmuş…
Ve ben usulca kapatırım bu defteri,
adını mühürlerim kalbimin en kuytu yerine,
sevdayı toprağa gömerim sessizce—
bir daha filizlenmesin diye…
bir daha içimde uyanmasın diye sen…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.