3
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
114
Okunma
İnsan kendine susar en çok da,
Biz, o paha biçilmez "sus"un peşine düştük.
Belirsizliğin içinden geçerken azami sızılar;
Miras kalmadı bize, biz bu dili yaralana yaralana kurduk.
Gülümsemek; acıların aynaları olgunluğa kırmasıymış meğer,
Resmiyet dedikleri o ağır kumaşları rafa kaldırdık.
Ritmini şaşırmış o abdal şarkıya eşlik ederken sesimiz,
Biz mühürlü bir kapının ardında, nota nota eksildik.
Toprak nem tutmuşsa, suyun hafızasındadır sızısı,
Köklerin çatlaması, derinleşen o direncin sancısı.
Kramplı dertlerin içinden o çocuksu koşuyu çektik de;
Zirvenin ayazına sessiz bir nişan bırakıp geçtik.
Söz mühürlenmeli o ıssız ve kimsesiz tenhada,
Eller uğurlanmalı, düğümler hasretin koynunda çözülmeli.
Çünkü her yara sustur; altından bir hatıradır artık kabuk,
Ve her gümüş yama, bir duvarın ardını hissetmektir.
Vaha Sahra
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.