Sevdalansam söyleyemem bunu sana, Değer mi bu sevdayla yüreğini yakmaya? Gönlünde dertler bir çığ, değmem ki başına yağmaya, Yüreğinin hüznü bir derya, kalemin ucu olmuş bir hülya. Gölgen bile ağır gelir, yorgun düşmüş ruhuna, Bir sitem de ben eklemem, ömrünün sabahına. Sessizce çekilirim, bu aşkın en sapağına, Kavuşmak mahşer olsun, kurbanım uzağına. Sayfalar yetmezken bu dertleri anlatmaya, Bir de ben olmayayım gönlüne yara. Onca derdin arasında son merhemi sürme bağrıma, Dokunamayacak olsam da dayanamam gelirim rüyana. Dert olurum dünyana, küsmüşsün zaten aynalara, Durduk yere ne sen Mecnun ol, ne ben Leyla. Bırak vuslata hasret kalsın bu sevda. 23 01 2026
Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
ebedi bir nöbet tutar gibi masada durur babadan kalma köstekli saat içindeki o yorgun çarklar
Ayla Kaya Zamansız
Mustafa Kayaner bey amca örümcekleri avlamakta ustaydı her örümceği avlar iken küçük oğlu alpere bak evlat dünyanın en saf ve canlandırıcı hissi yaşamaktır her adım attığında mutlaka heybene bir aşk dolduracaksın dedi küçük alper baba Allahı bırakıp başkalarını dost edmeyelim baba Mustafa yine ilaçlama hazırlıklarını yaptı uçağına bindi yanında oğlu Alperen de vardı yakıt ikmali tamammı evlat dedi Amasya tarlalarında örümcekler yuva yapmış olsada ilaçlama uçağı yuvaların en çürüğü en zayıfı olan örümcek yuvalarını tek tek bozuyordu Mustafa çavuş bir böceği kaldırıp işte Allah düşmanlarının sonu böyle ezilmektir dedi Mustafa çavuş yaşlandıkça kendini doğaya aşık bir savaşçı bilip yaş tecrübe ve deneyim kazandırır dedikten sonra tüplerini hazırladı gün ne getirir bilinmez kimine keder kimine üzüntü yaşatır diyen Mustafa çavuşun o gün son kez uçağa bindiğini doğanın düşmanlarını öldürüp yabana attığını sadece küçük oğlu biliyordu ve havada arıza yapan uçak yanarak düştüğü zaman olay yeri inceleme kaza raporu olarak örümcek saldırısı olarak not yazılmıştı miras olarak oğluna masada nöbet tutar gibi duran bir köstekli saat bırakmıştı bu babanın oğluna son yadigarı son hatırasıydı
Gökyüzü Paylaşıldıkça Genişler Tarlaların üzerindeki o dumanlı sis dağılırken toprağın kokusunu ancak yukarılardan bakanlar bilirdi Mustafa Çavuş’un uçağından geriye kalan o yanık kokulu raporun üzerinden çok zaman geçmişti Alperen masadaki köstekli saatin tıkırtısını dinlerken kapı çalındı gelen babasının eski dostu gökyüzünün dilinden anlayan bir diğer ihtiyar pilottu Ceketinin cebinden eski yıpranmış bir pergel çıkardı ve masaya o yorgun saatin tam yanına bıraktı bak evlat dedi baban gökyüzündeki örümcek ağlarını bozarken ben de o ağların arasına gizlenmiş dostluk köprülerini haritalandırırdım dünya sadece savaşılacak bir yer değildir bazen sadece bir dosta sığınma yeridir Alperen pergeli eline aldı saat zamanı tutuyordu pergel ise mesafeleri önemsiz kılıyordu ihtiyar pilot gitmeden önce omzuna dokundu bir hikaye tek kanatla uçmaz evlat kuşlar bile gökyüzünde birbirinin rüzgarına tutunarak mesafe kat eder dostluk birinin bıraktığı yerden diğerinin kelimeyi alıp devam ettirmesidir şimdi sıra sende ben pergelimi bıraktım sen de bana heybendeki o saklı şiirlerden birini vereceksin ki kanadımız eksik kalmasın
Kelimelerinizle kurduğunuz o hüzünlü dünyaya babadan kalma o ebedi nöbete bir dost selamı bıraktım gökyüzü paylaşıldıkça genişler hikayeler karşılıklı yazıldıkça can bulur şimdi sıra sizde bu dostluk hikayesinin devamını sizin kaleminizden ve yeni yorumlarınızdan bekliyorum
Gökyüzü Paylaşıldıkça Genişler Tarlaların üzerindeki o dumanlı sis dağılırken toprağın kokusunu ancak yukarılardan bakanlar bilirdi Mustafa Çavuş’un uçağından geriye kalan o yanık kokulu raporun üzerinden çok zaman geçmişti Alperen masadaki köstekli saatin tıkırtısını dinlerken kapı çalındı gelen babasının eski dostu gökyüzünün dilinden anlayan bir diğer ihtiyar pilottu Ceketinin cebinden eski yıpranmış bir pergel çıkardı ve masaya o yorgun saatin tam yanına bıraktı bak evlat dedi baban gökyüzündeki örümcek ağlarını bozarken ben de o ağların arasına gizlenmiş dostluk köprülerini haritalandırırdım dünya sadece savaşılacak bir yer değildir bazen sadece bir dosta sığınma yeridir Alperen pergeli eline aldı saat zamanı tutuyordu pergel ise mesafeleri önemsiz kılıyordu ihtiyar pilot gitmeden önce omzuna dokundu bir hikaye tek kanatla uçmaz evlat kuşlar bile gökyüzünde birbirinin rüzgarına tutunarak mesafe kat eder dostluk birinin bıraktığı yerden diğerinin kelimeyi alıp devam ettirmesidir şimdi sıra sende ben pergelimi bıraktım sen de bana heybendeki o saklı şiirlerden birini vereceksin ki kanadımız eksik kalmasın
Kelimelerinizle kurduğunuz o hüzünlü dünyaya babadan kalma o ebedi nöbete bir dost selamı bıraktım gökyüzü paylaşıldıkça genişler hikayeler karşılıklı yazıldıkça can bulur şimdi sıra sizde bu dostluk hikayesinin devamını sizin kaleminizden ve yeni yorumlarınızdan bekliyorum
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.