3
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
96
Okunma
İçime sinmeyen şeyler var,
suskunluğumun altında ağır ağır büyüyen,
adını koyamadığım sızılar gibi…
Üstünü sabırla örttüm,
bir annenin üşüyen çocuğunu örtmesi gibi titreyerek,
ama ne sabır ısıttı içimi
ne de zaman merhem oldu sandığım yaralara.
Zaman dediler,
geçer dediler,
her şey yerini bulur…
Oysa zaman, bazı acılara sadece tarih düşüyor,
iyileştirmiyor.
Ben de inandım;
yalanların en naifine,
en sessizine,
en çok can yakanına…
Her biri ayrı bir düğüm oldu içimde,
çözmeye çalıştıkça daha çok sıkılan,
nefesimi daraltan,
gecelerimi sabaha küstüren düğümler…
İyi niyetlerim vardı benim,
avuçlarımda büyüttüğüm,
kimseye zarar vermesin diye sakladığım.
Ama birileri çıktı karşıma,
gülüşlerimin celladı,
saflığımın en ağır imtihanı…
Bir bir kırdılar içimdeki o ince dalları,
bahar sandığım mevsimi
ansızın kışa çevirdiler.
Her gün başka bir yüz gördüm,
aynı insanın bin farklı hali gibi,
gözlerime yalan,
kalbime yabancı…
Anladım ki bazı insanlar
aynı bedende çoğalan karanlıklar gibidir.
Ben ise hâlâ aynıyım,
yorgun ama kirlenmemiş,
kırık ama düşmemiş,
sessiz ama vazgeçmemiş…
Çünkü bilirim;
en derin yaralar bile
bir gün susar,
en karanlık geceler bile
sabahı doğurur.
Ve ben,
içimdeki o çözülmeyen düğümlerle birlikte
yine de sevmeyi seçerim,
yine de iyi kalmayı…
Çünkü kaybetmekten korktuğum tek şey
insanlar değil artık,
kendi içimdeki o temiz kalabilen yanımdır…
Çünkü anladım;
insan değişmiyor,
sadece maskesini değiştiriyor.
Ve ben…
artık kimseye kızgın değilim.
Sadece kimseye eskisi gibi değilim.
İçime sinmeyen ne varsa
orada kalsın,
ben taşımasını öğrendim.
Ama bir daha
hiçbir şeyi içime alacak kadar
saf değilim.
Kadir TURGUT
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.