3
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
58
Okunma

Nesîmi’ye en derûnî hürmetlerimle...
Aşk ile yanar bu cânım, ahtâra minnet eylemem,
Nûr-ı künhün zuhûrunda aktâra minnet eylemem.
Şol dâm u kemîn-i nefsin kanıp aslın inkâr eden,
Bî-kök ü bî-rîşe düşen efkâra minnet eylemem.
Rûh-i kudsî de sükûtum, gâhi nihân, gâhi cihân,
Dimağ-ı cânı pâk eyler Şefkât-i Rahmân-ı Zî-şân,
Yegâne kıble-i sâdık, ol nûr u mubîn-i Kur’ân,
Zıll-i mecâz sırâtında reftâra minnet eylemem.
Deryâ-yı vahdet yâr iken katreye râm olmam zinhâr,
Câm-ı riyâ takdîm iden bâzâra minnet eylemem.
Zerre idim, lütf-ı Hâyy’la, el aldım şems-i ezelden,
Dehr-i mânî telâşında ağyâra minnet eylemem.
Bâde-i visâl içmişem, ben bezm-i elest deminden,
Fîrâkım tîğ-i sitemdir, vazgeçmem zinhâr yemînden,
Gönül dergâhına sultân, ol Muhammed’ul Emînden,
Hâk u beşer kapusında çâr-yâra minnet eylemem.
Ey gönül, sen hak ile kal, çün özde nice gizem var,
Ayş u işret dehlizinde, akrâra minnet eylemem.
Sırr-ı "ene’l-Hâk" bağrımda, mest-i tecellî nev-be-nev,
Taht u tâc-ı fânî içün hünkâra minnet eylemem.
Ahtâr: Yıldızlar. Tehlîkeler
Nûr-ı künh: Mâhiyetin bilinemez nûr-u aslîsi.
Varlığın en iç hakîkatinde gizli olan ve ancak ilâhî tecellî ile sezilebilen aslî ışık.
Aktâr: Taraflar, bölgeler, kısımlar.
Dâm u kemîn-i nefs: Nefsin tuzağı ve pususu.
Bî-kök ü bî-rîşe: Asılsız, temelsiz. Soyu sopu belli olmayan.
Aslı esâsı bulunmayan. Ma’nevî temeli olmayan.
Efkâr: Düşünceler, fikirler.
Dimağ-ı cân: Rûhun idrâk merkezi. İlâhî esintinin ulaştığı ma’nevî merkez.
El-Adl-i Rabb-i Sübhân: Noksan sıfatlardan münezzeh Rab olan Mutlak Âdil.
Her şeyi adâletle idâre eden, yüce ve münezzeh Rab.
Rûh-i kudsî: Mukaddes ve ilâhî menşeli rûh.
Nihân: Gizli. Saklı.
Kıble-i sâdık: Sâlihlerin, sâdıkların kıblesi.
Nûr u mubîn-i Kur’ân: Kur’ân’ın apaçık nûru.
Zıll-i mecâz: Hakîkatin gölgesi olan mecâzî varlık.
Reftâr: Salınarak, edâlı yürüyüş.
Deryâ-yı vahdet: Birlik denizi. İlâhî teklik hakîkati.
Câm-ı riyâ: Riyâ kadehi.
Lütf-ı Hâyy: Rahmân Allâh’ın lütfu.
Şems-i ezel: Başlangıcı olmayan hakîkatin güneşi. İlâhî nûrun kaynağı.
Dehr-i fânî: Geçici dünyâ.
Ağyâr: Başkaları, yabancılar, eller.
Şerâb-ı visâl: Vuslatın verdiği ma’nevî sarhoşluk.
Bezm-i elest: Elest meclîsi. Ervâh-ı Ezel. Kâl-u Belâ.
Fîrâk: Ayrılış, ayrılık, ayrı düşme.
Tîğ-i sitem: Zulüm kılıcı. Acı veren hâl.
Hâk u beşer: Toprak ve insan.
Çâr-yâr: Dört Halîfe.
Sırr-ı ene’l-Hâk: Ene’l-Hâk sözünün sırrı.
Mest-i tecellî: İlâhî zuhûrun etkisiyle kendinden geçmiş. Tecellî ile sarhoş olmuş.
Nev-be-nev: Tâzeden tâzeye. Yeniden yeniye.
Taht u tâc-ı fânî: Geçici saltanât ve hükümdârlık.
Ayş u işret: Dünyâ zevkleriyle keyif sürme hâli.
Akrâr: İkrâr’ın çoğulu.