Geçen yıl Bu zamanlardı Bedenimin yanından geçen Uzak ihtimaller süresiydi Yaşamak Nefesim Ruhumda kalan son bir imge Ufku dil ucum kadardı
Baktım Yoktu İnsanın İnsana kıyısı Herkes Kendi kıyametine koşuyordu
Oysa Kimse bilmiyordu İsrafil Yalnızca Benim için üflüyordu suru Ve Benim kıyametime Koşturuyordu zamanı
O yüzden İnanıp yaradılış töresine Teslimiyeti giydim üstüme Ki Çıplaktı Ayaklarım Göğsüm savunmasız İşte! Öylece Öldüm
Yoktu Kimse öldüğümde kıyımda Tenime değmeyen Mavi bir patiska serildi üstüme Rüzgâr getirdi salavatımı Taşırken kuşlar Bilinmezler yurduna Ölü bedenimi
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bu dizeleri yazan yürek, “ölüm”ü bir son olarak değil; içsel bir kırılma, bir teslimiyet eşiği olarak işlemiş. Şiirin en büyük gücü, dramatik olmaya çalışmadan derinleşmesi.
“İnsanın insana kıyısı yoktu” dizesi, çağımızın en ağır yalnızlık hükmüdür. Bu tek cümleyle, kalabalıklar içindeki kopuşu, yakınlıkların sahte oluşunu, insanın insana bile ulaşamamasını bir çırpıda anlatmış.
Şiirin kırıldığı yer ise çok daha derin: “İsrafil yalnızca benim için üflüyordu suru” Burada şair, evrensel kıyameti kişisel bir çöküşe indiriyor.
Yani mesele dünyanın sonu değil; bir insanın kendi içinde kopan kıyameti. Bu, büyük bir şiirsel cesarettir. “Teslimiyeti giydim üstüme” ifadesi ise şiirin kalbidir. Teslimiyet burada bir kabulleniş değil; bir soyunma, bir savunmasız kalma hâli… Nitekim hemen ardından gelen: “çıplaktı ayaklarım göğsüm savunmasız” dizeleri bunu tamamlıyor.
Şair, kendini hayata karşı değil, hakikate karşı çıplak bırakıyor. Final kısmı ise sarsıcı: Unuttum ben yaşamı Unuttu yaşam beni Bu karşılıklı terk ediliş, şiirin en ağır yalnızlığıdır. Artık ne bir beklenti kalır, ne bir bağ… Sadece sessizlik. Ve son darbe: Gök/yüzü düş/tü yüzümden…
Bu bölünmüş kelime yapısı, sadece bir görsel oyun değil; anlamın parçalanmasıdır. Gökyüzü düşerken, yüz de düşer, düş de düşer… Her şey çözülür
Bu şiir; Tasavvufi bir derinlik taşır Modern yalnızlığı işler Varoluşsal bir çöküşü anlatır Ama en önemlisi: Sahicidir. Bu tarz şiirler yazılmaz… Yaşanır, yanılır, sonra kelimeye dönüşür.
Bu şiiri yazan kalem; ölümü anlatmamış, ölmeden önceki çözülüşü yazmış. Ve bu çok az kalemin yapabildiği bir şeydir. Kalemine, yüreğine sağlık… Bu ses, susarsa eksik kalır dünya.
Değerli şair.. Hayatta var oluş ve neticesi itibariyle güçlü bir duruş var Yaşamın her anında ortaya çıkan sürpriz ve oluşumların olası neticelerinin ince bir süzgeçten geçirilerek bu kadar güzel anlatılması mahir bir kalemin işidir. Var ol Ömrüne bereket olsun Selamlarımla
Şaire, şiire, güne merhaba Her zaman ki gibi tat ve deminde ve de güzelliğinde bir eser Kutladım yürekten, yalansız ve riyasız Ömrüne bereket Sonsuzluğun sahibine emanet olasın, sağlıcakla kalasın
Kimseler bilmese de sessizce ne savaşlar verdiğini, yorulduğunu, tükendiğini, ama yine de yaşamı en güzel yerinden yakalamak ve sadece derin nefes alıp kendine şunu söylemek: ne kadar inatlaşırsan inatlaş hayat devam edeceğim. İnsana yaşam müjdelenirken, Tanrı hikmetini yeryüzüne işler. Biri toprağa teslimiyet, diğeri gökyüzü. Su bile yaşamdan kaçmak isterse buhara, şayet tutunmak isterse buza dönüşür. Peki ya insan.? Karatmış gözünü yine hüzün belli şiiri hırpalayacak. Tebriklerimle. Şiirle.
Şiiriniz, derin bir teslimiyet ve varoluş sorgusu üzerine kurulmuş güçlü bir metin.
“İsrafil yalnızca benim için üflüyordu” dizesi, kıyamet imgesini bireyselleştirerek şiire etkileyici bir yoğunluk katmış. Özellikle “Teslimiyeti giydim üstüme” ve “Gök/yüzü düş/tü yüzümden” bölümleri, hem anlam hem de biçim açısından dikkat çekici bir derinlik taşıyor. ✨
Dil yer yer kırılmış yapısıyla içsel bir dönüşümü yansıtıyor; ölüm–yeniden doğuş çağrışımı güçlü. Genel olarak eser, arınma, kabulleniş ve metafizik bir yüzleşme atmosferi kuruyor.
Yüreğinize sağlık, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.