6
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
122
Okunma

savaşların tek günahsızı onlardı.
uçurumun eteğindeki bedenlerinden bile habersizdiler.
sıranın kimde olduğunu bilecek kadar umutsuzdular.
kimindi bu isimsiz mezarlar, kimlere aitti?
dehşete düşüren o izler,
zincirlere vurulmuş düşünceler.
hadsizce kirletiyordu her yeri.
o merhumlar, orada bile özgür değildi.
sahipsiz ve isimsiz mezar taşları gibi.
ölmüştü kölelik.
düşünce köleleri diriliyordu yeniden.
özgürlüğün köleleri sınır tanımıyorlardı.
bataklığa batarken, köleleri de sessizce boğuyorlardı.
köleler, sahipleriyle ölümde eşitlenirken,
şeytanla anlaşma yapamadılar.
orada mezar taşları siyah ve isimsizdi.
diğer tarafta tam tersiydi.
sahipliğin gölgesi oraya da düşmüştü.
düşünceleri sömürülürken kölelerin,
hep küçük düşünürlerdi.
o yüzden sadece büyük harfle yazılanları okurlardı.
sırdan habersiz.
köleliğin değişen yüzü neydi?
ödenmişliğin kamburu neydi, ödenmemişlik neydi?
bu borç köleliği neden vardı?
siyasetçileri, patronları ve şirketleri,
onlar karanlığın ta kendisiydi.
insan, kendi karanlığına koşarken bile düşünmüyordu.
her adımda kendi başını eziyordu,
farkında olmadan.
ölü bir bedende açık kalan gözdeki o bakışlar,
soluk yüzlü bir ölünün ağlaması gibiydi.
ısırılmış dudaklardan akan o kan,
dindiriyordu öfkesini yüreğin.
köleler için özgürlük hayaldi, anlamıştı.
bağlıydı tüm yolları,
ne ararsan vardı orada.
düşüncelerin bile zincire vurulduğu bu yerlerde,
sınıflandırılmış köleler vardı,
hepsi emre amade.
yaşamak hürce,
o çok sevilen dünyanın bahçelerinde.
her şey insan içindi.
Allah’ın sunduğu nimetlerin hepsi güzeldi.
asildi insan,
aynı gökyüzünün altında.
özgürlüğümüz saklıydı maviliklerde,
köleliği olmamalı insanın .
sefillikti bu.
*
Mehmet Demir
12722
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.