13
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
211
Okunma

esintiye kapılmıştı her şey,
çılgın rüzgar dalga dalga yutuyordu olanları.
yakıldı ne varsa,
küle dönüyordu hatıralar.
görmeyen gözler gördüklerini izliyordu,
sağır dudaklar suskunluğunu koruyordu.
başarısız gülüşlerin ardında ağlıyordu birileri.
kolay çıkılan yerlerden inmek zordu,
ezberlerin gölgesinde düşüyordu maskeler,
yavaş, usulca.
belden aşağı vuran o eller,
haram dokunuşlu ipekler…
çöldeki bedevilerin ederi,
sessizlik ve sırlarla dolu sükut.
kadınca heveslerin acısı,
zamanın acımasız nefesiyle birleşiyordu.
ten yumuşak, ipeksi ama aldatıcıydı;
ruh hala acele etmeden bedende kalıyordu.
çölün kaderiydi kuraklığı,
o kadardı…
sarı, ipeksi bir vahaydı
sarışın bir kadının güzelliği.
o da yakıldı işte.
hoşgörü değildi hiçbir şey,
zaman onun sonsuz lütfuydu.
aşk ve korku birlikte yanıyordu,
yorgun çöl küle dönmüştü.
rüzgar, çılgın dalgalar gibi yutuyordu her şeyi,
önüne gelen ne varsa alıyordu.
çare yoktu,
çöl dilsiz, hava sağırdı.
kelimeler anlamsız,
sözler ise hükümsüzdü.
gün geceye doğru sürükleniyordu,
karanlık çökerken.
her şey herkes ölüyordu,
herkes...
o en yukarıdakiler bile iniyordu aşağıya,
suskundular onlar da.
bir gün orada olacak herkes,
ve ölecek…
o belden aşağı vuranları…
onları s..... gitsin.
Mehmet Demir
3321
Kum taneleri örtüyor izleri,
Siliniyor tarihin yorgun dizleri.
Ne bir vaha kaldı, ne de bir ışık;
Yalan bürüdü bakan gözleri.
Yıkıldı tahtlar, devrildi o gurur,
Zaman her şeyi bir gün durdurur.
O sahte yüzler, o kirli eller;
Kendi nifakında elbet boğulur…..Ebuzer Özkan
5.0
100% (21)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.