0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
19
Okunma
Karanlığı üşüdü gecemin
Yozlaşmış özgürlük naraları atarken
Unutulmuş geçmişin parlak siması,
Dinsizliğe delalet;
Ağzından çıkan her sözün iması.
Uyandırılmış gecelerin
Sessizliğini besteledi
Göğsümün ağlamaklı gözleri.
Anlamları yırtık hiçbir söz anlamadı
Mektupların silgi ile aşınmış suretini.
Yüzleri çirkin maskeler,
Yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar.
Her kula ettiğinden sorulacak bir sual.
Yozlaşmış söylemlerin duvarı
Hâk ile yıkılacak.
Bir mabet…
Ayet ayet dökülmüş satırlara.
Bir yangın ki azap dolu.
Kaybetti insanlık
Allah’a ait şerefli yolu.
Kimi patronun kulu,
Kimi paranın, malın piyonu.
Sonun başlangıcında kapanırken
Ağlayan güneşin gözü,
Yıkılmış insanın
Kaya gibi duran sağlam özü.
Yolların uzak oluşu mu?
korkuttu seni ey ruhum?
Dünyayı yakın eden
Etmez mi ahireti yakın?
Uzaklıkta nedir, anlamsız bir eylem.
Şah damarım bilir
Yakınlığın suretini.
Sevdanın solgun iklimlerinde
Kuruduk ve savrulduk umarsızca
Her birimiz bin parça
Çekildi ruh bedenden,
Ölümün sıcaklığı henüz terk etmemişken teni,
Sığdırıldı iki metrelik kabre çürüyen bedeni.
Güller soldu da
Ağladı yağmurlar yaprak yaprak.
Dalı koptu nefesimin,
Kurak toprakların ıslak gözleri
Yaş olup aktı
Anlatamadım nefsime bendeki ademi.
Serdar Özyanız