10
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
170
Okunma
I-ESKİ YARALARIN ACILARI
İçin için yanmakta eski aşklar,
Her mektup failsiz bir intihar.
Şimdi hayat, mektupsuz ve intiharsız,
Bir o kadar acı, bir o kadar hazin.
İçimizdeki ormanlar yanmakta,
Körüklemekteyiz ateşi söndürmek yerine.
Sonra durup, ağaçları seyretmekteyiz,
Bir o kadar sessiz, bir o kadar tepkisiz.
Özleyen bir yanımız var aslında;
Yaz günlerinde karlı dağları.
Bir o kadar ayaz, bir o kadar soğuk.
Buruşturup atıyoruz,
İçimizdeki eski aşkları, eski mektupları.
Bir o kadar değersiz, bir o kadar hırpani.
Düşlerimizin ortasında,
Durmadan genişlerken içimizde yalnızlık,
Bir o kadar büyük, bir o kadar derin.
Sular çekilince gece vakti,
Bir deniz kabuğu kalır avucumuzda,
Bir o kadar yalnız, bir o kadar mağrur.
İçimizdeki kentler yıkılırken
İzleriz sessizce ve umarsızca.
Kalır içsel dönüşümler enkazı,
Bir o kadar yıkık, bir o kadar harap.
Ve bir çocuk ağlar, geceyi yara yara.
Gün doğar, yeni umuttur ama...
Bir daha doğar mı bilinmez.
Bir o kadar belirsiz, bir o kadar fani.
II-GECEYİ YIRTAN ÇIĞLIK
Uykusuz sokaklarda yankılanan,
Geceyi yırtan bir çığlıktın sen.
Varlığın direnç olurdu,
Ayak bastığın her yerde...
Evet, her yerde.,
Bir yangın çıkardı bakışlarından.
Sokak lambaları sönerdi birdenbire,
Karanlık çökerdi üstümüze...
Gölgen uzayıp giderdi o soğuk duvarlarda.
Sessiz çığlıkların yankısıydı senin adın.
Göğsümde bir sancı, dinmek bilmeyen...
Bir yara iziydin sen, tam yüreğimde.
Evet, bir yara iziydin... tam yüreğimde.
Geceler boyu sabahı beklerdim,
Uykusuz sokakların, o ıssız kaldırımlarında.
Her köşe başında bir hüzün,
Her adımda bir isyandın sen.
Geceyi yırtan bir çığlıktın...
Ayak bastığın her yerde.
Sessiz çığlıkların yankısıydı adın,
Sokaklar hala seni fısıldıyor...
Göğsümde o aynı sancı,
Yüreğimde o derin yara izi.
Bir yara iziydin...
Yüreğimde...
Sessizce...
III-SİSLİ HATIRALAR
Nasıl bir yoksunluk yeter ki anlatmaya seni?
Nasıl bir ayrılık döker uluorta derdimi?
Sözler yetmez, diller susar,
Nasıl bir vedada saklıdır bu hüzün,
Gözlerinde dinen yağmur gibi.
Nasıl bir karanlık, nasıl bir zifir
Sensizliği anlatır ki bana?
Hangi dalgalar, hangi fırtına
Sürükler götürür yüreğimi sana,
Nasıl bir sabah, nasıl bir güneş ışığı
Hatırlatabilir seni bana ?
Ne zaman bir ilkbahar, bir sonbahar...
Getirir kokunu yeniden?
Nasıl bir yağmur ve hangi damlası
Hatırlatır berrak bakışlarını?
Nasıl bir düş, nasıl bir hikaye
Geri getirir seni?
Hangi nağme, hangi melodi
Anlatabilir bu ayrılığı?
Nasıl bir şiir ve hangi mısrası,
Yansıtabilir bu karanlık yalnızlığı?
Ne zaman, hangi an...
Bana unutturabilir ki seni?
IV-SAKİN GECENİN ŞİİRİ
Soğuyor insan bazen yaşarken.
Çekilmiyor bu hayat ayıkken.
Boşalırken şişe, dibine yaklaşırken,
Güzelleşiyor hayat, her şeyden sıkılmışken.
Çekilmiyor bazen hayatın bazı anları.
Kötü bir filmin, en kötü sahnesi gibi.
İçmeyip de ne yapacaksın,
Deler geçer adamı,
Hayatın kahpe darbeleri.
Çekilmiyor bazen tek başına içmek, inan ki.
Beklerim tabi ki, sen gelirsin belki,
Birlikte buluruz şişelerin dibini.
O zaman, bitti diye üzülmem boşuna.
Çıkar dolaşırız, kar yağarken dışarıda.
Sen sıcacık gülümsersin bana,
Ben ısınırım tüm soğuduklarıma.
Sıcak bir umut olursun anılarıma.
Ben de her gün şiirler yazarım sana.
Yazmazsam, benim ayıbım olsun o da.
5.0
100% (21)