7
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
173
Okunma
Güneş devriliyor, şehrin o paslı sırtına,
Bir leke uzuyor yerden, sığmıyor artık bu fırtına.
Boyu benden uzun, hükmü benden daha ağır,
Bu karanlık dilsiz, bu karanlık kör ve sağır.
Sürünüyor kaldırımlarda, o devasa ve siyah izim,
Bense ufalıyorum burada, sanki hiç yokmuş gibiyim.
Bir illüzyon bu; gitmeden önceki o son büyük hile,
Varlığım bir gölgeye muhtaç, gölgemse bin türlü çile.
Uzuyor bu siyah leke, varlık geri çekiliyor,
Ruhum bu akşamüstü, bir kuyuya dökülüyor.
İzim benden daha büyük, bense kendimden daha küçük,
Sırtımdaki bu koca dünya, artık dermanı bitmiş bir yük.
Karanlık basınca, o dev leke de yutulacak,
Bu koca boşlukta, kim benim için nöbet tutacak?
Bir toz bulutuyum artık, kendi izinde kaybolan,
Benden geriye kalan, sadece bu simsiyah yalan.
Birazdan her şey birleşecek, iz falan kalmayacak,
Bu tatsız hikâyeyi, kimse bir daha duymayacak.
Lekeydim, karanlığa karıştım, kendimi orada bıraktım,
Sönmeden önce son kez, o en büyük nifakı yaktım.
Işık bitti.
Leke yayıldı.
Ben zaten... hiç yoktum.
5.0
100% (8)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.