4
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
63
Okunma
1)TOZLU EŞİK
Güneş doğmuş ama,
Odamın gölgesi silinmiyor.
Eski bir plak dönüyor içeride,
İğnesi ruhuma sürtünüyor.
Yollar bükülmüş, menzil kayıp,
Kime sorsam sustu bugün.
Tozlu bir eşik bu beklediğim,
Gelene yabancı, gidene sürgün.
Cebimde kırık aynalar,
Suretimi topluyorum yerden.
Bir yanım hayata küskün,
Bir yanım kopmuş kendinden.
Gökyüzü dar gelmiş kuşlara,
Kanatları yorgun ve sessiz.
Adını unutan bir şehirde,
Yürüyorum dilsiz ve kimsesiz.
Dursun zaman, dursun.
Zaten hiç benim olmadı...
2)ROLÜMÜ EZBERLEDİM
Bana bir yer gösterdiler,
orada durdum.
Ne sorulduysa
istedikleri gibi cevapladım.
Yüzüme uygun bir ifade verdiler,
ben de taşıdım.
Zamanla
o ifade yüzüme yerleşti.
Herkes “iyi iş” dedi,
ben başımı salladım.
Alkış yoktu,
zaten beklemiyordum.
Yanlış yapmadım,
ama kendim de olmadım.
Bir şey eksikti,
adı öğretilmemişti.
Her gün aynı saatte
aynı cümleleri kurdum.
Cümleler bittiğinde
rolüm de bitiyordu.
Kimse fark etmedi,
çünkü rolüm kusursuzdu.
Bana bir kıyafet diktiler
hep onu giydim.
Bir gün aynada
kendimi tanıyamadım.
Durup baktım ve
Repliğimi okumayı reddettim.
Devam edemedim bu oyuna.
Uyandım ve kendimin farkına vardım .
Ben neredeyim bilmiyorum,
oyun hâlâ sürüyor.
3)GECE TRENİ
Vakit gece yarısını çoktan geçti,
Raylar soğuk, tren gelmiyor.
Cebimde sadece eski bir bilet,
Gidecek yeri kimse bilmiyor.
Bu şehir bana bir beden dar,
Ruhumun dikişleri patlıyor.
Yarım kalmış her ne varsa,
Bu gece sırtımda ağırlaşıyor.
Karanlık süzülür pencerelerden,
Gaz lambasında son bir çırpınış.
Gölgesi benden uzun bir dev gibi,
Duvarlarda bitmeyen bir kaçış.
Zaman pas tutmuş bir anahtar,
Hiçbir kapıyı artık açmıyor.
Yüzümdeki her derin çizgi,
Söylenmemiş bir sözü saklıyor.
Yol bitti mi,
Yoksa ben mi durdum?
Aslında çok yoruldum.
Çok yoruldum...
4) İÇ İNFAZ
Lamba söndü, perdeler çekildi,
Şimdi oda dolusu kendimle kaldım.
Dilimin ucunda zehirli bir yalan,
Ben bu kuyuya kendi ipimle daldım.
Hüküm giymiş sessizlik, duvarlar şahit,
Kendi gölgemden başka kimsem kalmamış.
Geri dönsem yollar kapalı, dursam yangın,
Pişmanlık dedikleri bu, duman gitmiyor.
Eski bir hesap bu, kapanmak bilmez,
Rakamlar silinmiş, borç baki kalmış.
Kimin ahı tuttu, kimin gölgesi bu?
Ruhumun aynası çatlamış, kararmış.
Gece çöker, vicdan başucuma oturur,
Sormadığı soruyu gözlerimden okur.
Kaçacak delik yok, her duvar bir yüz,
Kendi cezamı ellerim kendi dokur.
Vazgeçsem ne fark eder?
Kapıyı açsam da, içeride kimse kalmamış.
5)KUM SAATİ
Ağzımda pas tadı, dilimde paslı bir kilit,
Söylediğim her söz geri dönüyor.
Aynadaki yüzü tanımıyorum,
Baktıkça gözlerimden dökülüyor.
Zaman bir kum saati içimde,
Tersi de bir, düzü de bir.
Hangi kapıyı vursam yabancıyım,
Gölgesi de bir, özü de bir.
Pencereler açık ama hava gelmiyor,
Ruhum bu evde hapis.
Duvarlar üzerime eğilmiş,
Fısıldıyorlar: "Hayat hep kavis."
Adımlarımı sayıyorum karanlıkta,
Yol bitiyor, ben bitmiyorum.
Eski bir şarkı takılmış aklıma,
Sözlerini bir türlü hatırlamıyorum.
Dönüp baksam ne fark eder?
Vardığım yer, kaçtığım şehirmiş meğer.
Dönüp baksam ne fark eder?
Ayak izlerimi rüzgar silmiş.
6)SESSİZ YOLCU
Bir sokak var içimde,
kimse geçmiyor.
Adımlarım yankı yapıyor,
ama cevap gelmiyor.
Avuçlarımda rüzgâr,
parmaklarımda sızısı var.
Bir kapı açılıyor,
içerisi görünmüyor.
Sözcükler dilimde susuyor,
konuşmak yasak gibi.
Bakıyorum,
ama görmüyorum.
Her nefeste biraz daha uzaklaşıyorum,
kendimden.
Bir ışık var ama tanımıyorum,
yol yok, sadece boşluk.
Ve bir an duruyorum,
her şey duruyor.
7)YANILSAMA
Bir kuyu kazdım kendime,
Suyu çekilmiş, dibi görünmez.
Bağırsam, sesim geri dönmez,
Yankısı bile benden vazgeçmiş.
Vakit geçmiş, saatler durmuş,
Akrep yelkovanı boğmuş.
Tozlu bir eşik bu beklediğim,
Dünüm bugünümle boğuşmuş.
Eski bir harita var masada,
Yolları silinmiş, şehirleri kayıp.
Hangi yöne dönsem uçurum,
Düşmek değil, korkmak ayıp.
Kendi gölgemden kaçarken,
Başka gölgelere sığındım.
Ateşten korkmam zaten,
Kendi külümde ısındım.
Vazgeçsem ne fark eder?
Vardığım yer, bittiğim o evmiş.
5.0
100% (6)